Şub 262012
 

atlanteAnnibale Carracci (1560-1609) Bologna lı Annibale Carracci Barok resim sanatına yön veren ustalardan biridir. Maniyerizm e karşı bir tutumu benimseyen Carracci günlük hayat sahnelerini ele almıştır. Manzaralarında klasik duygu ile dolu bir zevk vardır. Bunlarda birer figürandan fazla bir anlam taşımayan küçük figürler yer alırlar. Bunların dışında eserlerini iri figürler doldurur. Kardeşi Agostino ve yeğeni Ludovico ile birlikte canlı modeller üzerinde, pratik ve estetik dersler ile teorik çalışmaların yapıldığı bir atölye açtı. Bu eğitimde Yüksek Rönesans ustaları üzerinde çalışmalara bilhassa önem veriyorlardı. Böylece Carracciler Barok üslup içinde klasik bir yön göstermişlerdir. En meşhuru olan Annibale 1595 de Roma ya gitti. Yanında kardeşi Agostino ve öğrencisi Domenichino vardı. . Onlarla birlikte Palazzo Farnese de mitolojik motifli, Latin şairi Ovid in en ünlü eseri olan ve mitoloji ile destan karışımı, insan ve tanrıların başka şekillere girmesini konu alan Metamorphose unu canlandıran duvar resimlerini ihtiva eden Kardinal Farnese Galerisi ni (1597-1604) yaptılar, yani galeriyi süslediler. Bu ilgi çekici fresklerle Carracciler İtalyan Barok dekorasyon sanatının öncüleri olmuşlardır.

Annibale Carracci Roma çevrelerinin etkisi altında ve Elsheimer ile birlikte ideal manzara nın da kurucularıdırlar. Bu sanatkar yeni bir klasisizm arıyordu, bundan dolayı Bologna da kurduğu atölyesinde öğrencilerine Yüksek Rönesans a dönüşü öğretiyordu. Palazzo Farnese deki fresklerinde, neşeli renkleri ve mitolojik sahnelerin daha fazla bu dünyayı belirten çerçevesi ile yeni kurulmuş Barok üslupta saray, ev ve kilise duvar resimlerinin örneğini vermiştir. Bu ideal manzaralar gerçek manzaranın bir tasviri değildir. Tepeler, harabeler, büyük ve sık ağaçlar zorlanmış bir kompozisyon içinde ideal manzara şekline sokulmuştur ve tüm dünyanın anlamını taşıyan bir manzara olmuştur. Carracci de ruhsal ve zihnsel tesirler aynı şekilde aksettirilmiştir. Kutsal ve dinsel olmayan elemanlar da aynı şekilde gösterilmiştir. Carracci yi izleyenler profan olan ile kutsal olan şeyler arasındaki sınırı tamamen, hatta birbirinden ayırt edilemez hale gelinceye kadar silmişlerdir.

Annibale Carracci nin Balık Avı adlı eseri de (Louvre, Paris) İtalyan manzara ressamlığı bakımından önemlidir. İtalyan resminde daima ikinci derecede kalan tabii manzaranın içine Venedik li Giorgione (c. 1476/8-1510) figür yerleştirmiş, fakat figürler İtalyan resminin hakim unsuru olmaya devam etmişlerdi. Bu konuda yeni bir adım atan Annibale Carracci, bu eserinde hakim unsur olarak manzarayı seçmiştir. Derinlik içinde gelişen kompozisyonda bir takım küçük manzara parçaları sanki tiyatro dekoru imişler gibi plan plan yer alırlar. Burada manzara satıhları hala ayrı ayrı kısımlar halindedirler; henüz yüksek Barok ta olduğu gibi hareketle birbirine bağlanan bir bütün haline gelememişlerdir. Figürler manzarada yer alan ikinci derecede varlıklardır.

Annibale Carracci, Venedik resmini ve Correggio yu bilen bir ailedendi. Roma ya gelince, çok tutulduğu Raffaello nun yapıtlarıyla büyülenip kaldı. Raffaello nun yapıtlarının yalınlığını ve güzelliğini, Tarzcıların yaptıkları gibi kasıtlı olarak yadsıyacak yerde, bu özellikleri yeniden bulgulamak istiyordu. Sonraki eleştirmenler onun, geçmişin tüm büyük ressamlarının en iyi yönünü taklit etme amacını taşıdığını söylüyorlar. Oysa onun, ( diye adlandırılan) böyle bir programı düşünmediği, bu programın sonradan onun yapıtlarını örnek alan Akademilerde uygulandığı olasıdır. Carracci, böylesi aptalca bir girişimde bulunmayacak denli sahici bir sanatçıydı. Fakat Roma sanat kliklerinde onun izdaşlarının parolası, klasik güzellik tapıncıydı. Böyle bir esinlenmeyi, oğlunun cesedi üzerinde ağlayan Meryem i betimleyen sunak resminde sezebiliriz .

Annibale Carracci nin, ölüm ürküntüsünü ve can çekişmenin acısını bize duyumsatma endişesine düşmediğini anlamak için, Grünewald ın, İsa nın acıdan kıvrılan bedenini anımsamak yeterlidir. Tabloda, ilk Rönesans döneminin herhangi bir sanatçısındaki gibi basit ve bir kompozisyon var, ama onu yine de bir Rönesans yapıtı saymak güçtür. Kurtarıcı nın vücudunda ışığı oynatış ve duygularımızı etkileyiş yöntemi tümden değişiktir, yani Barok tur. Tabloya duygusal deyip işin içinden çıkmak kolaydır, ama yapılış amacını da unutmamak zorundayız. Burada sözkonusu olan bir sunak masası resmidir. Yanan mum dizisinden başka, dua sırasında tüm gözler bu resme dinsel bağlılıkla bakacaktır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: