Ağu 032013
 

imagesCANBAMFNŞimdi sanal alemde, anonim (imzasız) yazarların mesajlarına yer veren internet sitelerinden bahsediliyor.
Kod adı kullanan bu yazarlar, diledikleri konularda ve diledikleri kimseler hakkında zincirlerinden boşanmış gibi içlerini döküyorlar.

Tabii gerçek kimlikleri gizlendiği için de hepsi birer cesur yürek.

Aslında bu tür platformlar, Batı toplumlarında yeni bir iletişim ortamı ve kanalı olarak inşa ediliyor. Bu tip yeni girişimlerin Batı uygarlıklarında sahip oldukları konsept, bize göre oldukça farklı.
Bütün bu yollarla yeni bir anonim güç/değer anlayışının da peşine düşülüyor aynı zamanda. Batı’nın, ‘sosyo-kültürel-etik’ ve eğitim birikimlerinin geldiği düzey, oto-sansür filtrelerinden geçebilen fikir ve kanaatler yaratabiliyor zaten.

Eleştirel değeri güçlü olan bu fikir ve kanaatler de, altında bir imza olmasa da, kendi raconu içinde, sağlıklı bir biçimde, topluma yayılabiliyor. ‘Anonim’in toplumsal gücü, ‘imza’nın gücünden çok daha değerli ve belirleyen olabiliyor çünkü.

Batı değerleri içinde, bireyin açık kimliği kadar, bireyin anonim kimliği de önemli. Kimi zaman ‘anonim kanaat önderliği’, ‘kanaat’in oluşturulmasında, toplumsal, kültürel ve hatta siyasal yeni değerlere de yol açabiliyor.

Bu durumun bir başka modeline de yakın dönemlere kadar Doğu uygarlıklarında -ki, aslında Batı’nın bu konudaki kaynağı da bizim coğrafyadan-, özellikle inanç sistemleriyle, edebiyat-sanat ve düşünce alanlarında rastlanmaktaydı.

Kendini ‘mahlas’la perdeleyerek sunan yazar-sanatçı ve düşünürlerin, gereksiz etkiler ve belirlemeler yaratmamak için açık kimliklerini gizlemeleri (yani imza koymadan kanaat belirtmeleri), aynı zamanda ince bir saygıyı da gösteriyordu.

Bugüne ve bize gelince: Ortada sürüp giden ve gittikçe tırmanan bireysel değer ölçümlerindeki radikal farklılıkların bir kaosa dönüşmesi, eğitimdeki dönemsel-siyasal zigzaglar ve yasak savmalar, hala devletin halkı teba olarak görmesi, bizdeki kulluk duygusunun devam etmesi; Batı-

Doğu kavram kargaşasına sahip olmamız ve bunun gibi durumlar sonucunda, bir anonim kanaat gücümüz olduğundan söz edebilir miyiz?
Bu yüzden de, objektif filtrelerden geçemeyen sübjektif değer yargılarımızı rastgele ortaya fırlatmadan önce, değerlendirme kapasitemizi bir kere daha gözden geçirmeliyiz.
Aksi halde, anonim mesajlarımız, ne karşımızdaki bireyi, ne de toplumu zenginleştirip, geliştirecek güçte ve kalitede olamaz.

İnternet alanının sağladığı yeni özgürlükler ortamında, fikirlerin ve yorumların serbestçe dolaşımına, “elime geçirmişken bir güzel benzeteyim” gibi fırsatçı bir yaklaşım göstermek yerine, bu yeni, evrensel ve teknolojik olanağı, önemli bir insani ve toplumsal yakınlaşma fırsatı olarak değerlendirmek gerekiyor bence.

Anonim yazarların katılımda bulunduğu bizdeki platformlarda egemen olan, yermekten ziyade, yok etmeye yönelik duygu tezahürü dikkat çekiyor.
Oysa Batı’daki egemen duygu dilinin, sırasında her türlü hezeyana da sahip olarak sadece yermeye yönelik olduğunu biliyoruz.

İşte aradaki fark da bu.

Düello ile pusu kurma arasındaki gelenek farkı gibi…

P. Barısda.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: