Şub 242016
 

Karel_Dujardin-_Tobias_and_the_angelKarel Dujardin (27 Eylül 1622 -, 1678 20 Kasım), yılları arasında yaşamış olan Hollanda’lı altın çağı ressamıdır. Çalışmalarında tema olarak köylüler, hayvanlar ve manzara üzerine çalıştı. Portre çalışmaları yapmadı. Kariyerinde 2 dönem vardır. Çalışmalarında İtalyan  peyzaj ve gravür tarzı vardır.

Şub 222016
 

Landscape with St Augustine and the MysteryGaspard Dughet, le Guaspre Poussin denir, fransız ressam (Roma 1615 – ay. y. 1675).

Roma’ya yerleşmiş bir fransız pastacının oğluydu. Onu resim yapmaya özendiren ve manzara resmine yönelten, kayınbiraderi N. Poussin’dir (1630). Dughet’yi en çok doğanın işlenmemişliği ve insanı doğrudan etkilemesi çeker (Sora, Floransa). Meslek yaşamının başında Bril ve Elsheimer’den etkilendi, daha sonra, sükûnete ve lirizme daha ağırlık vererek Poussin’e ve Claude Lorrain’e yaklaştı. Hem Louvre’da, hem de Floransa, Roma, Londra, Oxford, Liverpool, Madrid, Cleveland vb. müzelerinde şövale üzerinde çizdiği tabloları yer alır Özellikle Colonna sarayı için freskler, ayrıca karataş ya da çini mürekkebiyle dikkate değer desenler yaptı. Kardeşi JEAN (Roma 1614 -öl. 1679’dan sonra), estamp ve gravür satıcısıydı, özellikle, N. Poussin’in yapıtlarının tıpkı basımlarında çalıştı.

Şub 192016
 
Maddi borçlardan kurtulma yöntemleri

Maddi borçlardan kurtulma yöntemleri

Hayat insana bin bir türlü yol sunar, bu yollardan biride borç batağı. Çevremizdeki bir çok kimsenin kredi, kredi kartı, banka ve şahsi borçlar yüzünden çok zor durumlara düştüğünü görüyoruz. Kimileri artık bir çıkar yol bulamadığından hayatını sonlandırmak ta çözüm buluyor maalesef.

Eskiden insanlarımız bankacılık sektörü bu kadar yaygın değilken. Kötü durumlar için para biriktirir veya en kötü ihtimal çevrelerinden borç alabilirdi. İşin içinde faiz olmadığı için borç ödenebiliyordu, insanlar birbirine güvenebiliyordu. Şu an bırakın borç almayı, borçsuz insan bulmak zorlaştı. Borçsuz insanlarda muhtemel kimseye para vermez, çünkü din iman paradır onlarda.

Borçlanmasaydın, ne yaptın, böyle yapsaydın vs. gibi sözler işi ti ye almaktan başka bir şey değildir. İnsanların başlarına öyle durumlar gelmektedir ki başına gelmeyen anlayamaz türden şeyler.

Hiç kimse borç içerisinde yüzmek bütün kazancını bankalara yedirmek istemez ama bu duruma gelinmişse de mantıklı bir şekilde durumu analiz edip çözüm yolları aranmalıdır.

Neden insanlar bu duruma düşmektedir ?

  • Kumar alışkanlığı
  • Hastalık
  • İşsizlik
  • Düzensiz harcama
  • Başkalarına yardım etme
  • Başlarda mantıklı davranmayıp, öderim düşüncesinde olmak

Nasıl bu duruma düşmektedir ?123

Özellikle son 10 yıldır bankacılık sektörü katlanarak büyümektedir. Her banka milyar dolarlar sene sonu kar açıklamaktadır. Bankalar nasıl bu kadar kar elde edip, büyüyebiliyorlar. Tabiki faiz ile, özellikle limitlerde dolaşan insanlardan yaptığı karlarla.

Banka sistemi sabittir, kişinin ana parayı ödemesine imkan vermemek. Kişi bir kredi vs. çekmiş ise senelerce faizi öder, tam ben bu borcu bi şekilde kapatayım derse bi bakar ki hala ana para duruyor. Bir çok yüksek meblağlı ev kredisi, araba kredisi vb. kredilerin başına gelen kısaca budur. Ödeme gücü zaten limitlerdedir. Muhtemel olmadık bir iş gelir başına ve bu çarkın içine girilir.

Senelerce ödediği ev kredisi bir hiç olur gider  hacizler, icralar kapıya dayanır. Banka bu tarz müşterileri çok sever, çünkü senelerce biriktirdiği her şeyi banka sonuna kadar alacaktır. Ev ipoteklidir, ev satılır. senelerce ödediği kredi artık yok sayılır.

Kredi kartına açılınır, ekstrelerin asgari ücretlerini ödemek zorunda kalınır. Burada da bir kısır döngüye girilir, hiç bir zaman asgari ücret ödenerek o borç kapanmayacaktır. 2000 tl lik etre borcu olan birinin min. faiz tutarı 100 tl civarlarındadır. 1 senede faize ödeyeceği para 1200 tl olur ve hiç ana para değişmez. Durum bir noktadan sonra ödenmez duruma gelir ve sırayla her şey alt üst olur.

Bunlar bir kaçı, yüzlerce şekilde durum senaryoları olabilir. sonuç değişmeyecek her seferinde bankanın faiz çarklarına insan düşecektir. Kişi durumun farkına varıp borçları için toparlayabilecek bir kredi almak istediğinde bankalardan onay çıkmayacaktır. Toparlamak bankanın işine tabi ki gelmiyor. Senelerce faiz adı atında para almak varken, kişi neden borçlarını ödesin.

Sistem ve yasalarımız da her zaman bankaların yanındadır, hiç kimse bankaları sorgulamaz. Demezki kardeşim bu adamın ana borcu 10000 tl ama sen bundan şu ana kadar 20000 tl almışsın ve hala adamın borcu duruyor. Devletin yapması gereken her bankayı ve kişiyi izlemek. Gerekirse müdahale edip kişileri borçlarını ödeyecek duruma getirmektir.

Devlet bunu yapacakken tam aksi yönde insanları kötü duruma çekmektedir. Örnek olarak eskiden kredi kartı asgarisi %20 idi, şu an %30 ve 3 dönem asgari ücret kuralı getirilerek nakit çekime kapatıldı kredi kartları. 20 den 30 a geçiş sürecinde bir çok kişi borç ve faiz batağına saplandı. Nasıl oldu; kişinin maaşı 2500 TL diyelim. 3 kredi kartı var ve ortalama 3000 ‘er lira borç var. Yüzde 20 ile hesaplarsak kişi her kartına 600 er lira (toplamda 1800 tl) ödeyebiliyordu ve bir şekilde kendini çevirebiliyordu. durum böyleyken yüzde 30 oldu asgari kredi kartı ödemesi. 3000’er liralık 3 kartın asgarisi 900 lira oldu (toplamda 2700 TL). Tabiki aldığı maaşı geçtiği için bir şekilde bunu ödemesi gerekiyor. ilk aylarda borcu az olan kartının (3 dönem kuralı gereğince) ödemesini tam yappıp nakit çekime açtırıyor. nakit çekime açık olan karttana diğer iki kartına yapacak asgari ücret ödemesini yapıyor. Nakit çekimden dolayı birinci kartına ek bir faiz geliyor. 2-3 ay bu şekilde idare ediliyor haliyle ama iş bir noktadan sonra ödenemeyecek duruma gelmektedir. Çünkü her ay ödediği paranı faizi artmaktadır.

Devlet bu şekilde belkide milyonlarca kişiyi kendi eliyle borç batağına itmiş oldu. Bunu da insanları korumak adına yaptı.

Kişileri esas olarak borç batağına düşüren FAİZ lerdir. Buna kim göz yumuyor DEVLET. Kim buna dur diyebilir DEVLET.

Varyasyonlar çoğaltılabilir tabiki, sonuç değişmeyecek kişi yavaş yavaş borç batağına girecek.

Borç batağından nasıl kurtulabiliriz ?g_beyanhesapmak

  1. Durum değerlendirmesi yapmak; Borçlu kişilerin genel olarak psikolojik durumları iyi olmadığından uzun vadeli çözümler düşünememektedirler. Bu nedenle ailecek veya dostlarla beraber durumu net olarak ortaya koymak, tüm borçları listeleyip aylık yıllık bazda tüm borçları bilmek gerekir. Yapılan en büyük yanlış borçların tüm hepsini kişinin hesaplayamamasıdır. Bu nedenle aklı başında aile büyükleri ile toplanıp iyi bir hesap kitap yapılıp, tüm borçların ortaya konulması lazımdır. Genellikle borçlu olan kişi son ana kadar yakınlarından durumunu saklar. Durumunu sakladıkça veya geçici çözmek amaçlı ufak yalanlar söyledikçe dahada kötüleştiğinin farkına varmaz. Zararın neresinden dönülse kardır misali en kötü zamanda bile olsa paylaşmak, oturup konuşmak yapılması gereken ilk iştir.
  2. Aile desteği; Aile bireyleri veya dostların üzerine düşenleri yapması gerekir. Maaşlı aile fertleri varsa kimi borçları kendileri üstlenip kısmı ödemeleri yapması gerekir. Ailecek tüm zaruri harcamaların kesilmesi gerekir. Bu şekilde bile senede 20- 30 bin liralık tasarruflar sağlanabilir.
  3. Kolay paraya çevrilecek şeyler; Varsa satılabilecek elden çıkarılabilecek şeylerimiz (ev araba vs.) onları satışa çıkarıp toplu şekilde borçları bitirmek. Bir çok kimse özellikle bu noktada hataya düşmektedir. Elindekini çıkarmak istememektedir. Bir şekilde toparlarım düşüncesi ile borcunu çoğaltmaktan başka bir şey yapmaktadır. Gün gelir o satacağı şeylerde kurtarmayabilir.
  4. Kredi kartları; Kredi kartlarını mümkünse hiç kullanmamak gerekir. Kullanılacak ise çok dikkatli kullanılmalıdır. Mümkün olduğunca ufak tefekte olsa nakit paralarla harcama yapmak gerekir. Bir çok insanın bilmediği kredi kartlarından alışveriş faizi adı altında paralar alınıyor olmasıdır. Zaruri ihtiyaçlar için bunlar gözardı edilebilir ama kredi kartı ile alışveriş insanlara kolay gelmektedir. Nakit para verip almayacağı bir şeyi kredi kartı ile çok rahat alabiliyor insanlar. Yapabiliyorsanız yüksek olan kartlarınızı banka ile anlaşıp uzun vadeli ödeyebileceğiniz şekillere getirebilirsiniz.
  5. Aylık durum değerlendirmeleri; Her ay aile bireyleri ile oturup durum değerlendirmesi yapmak gerekir. Nereden başlanıldı şu an durum nedir gibi herkesin ortak konuşacağı fikir sunabileceği bir ortam oluşturulmalı. Burada yapılanlar ve yapılacaklar herkesin görebileceği şekilde kağıda yazıya dökülmelidir.
  6. Gelir – gider pusulası; Tüm giderler için bilgisayar destekli bir gelir gider pusulası yapılabilir. Mevcut bilgisayar sisteminde herkesin her zaman erişebileceği bir sistem en güzeli olur. Gün içerisinde herkes yaptığı harcamaları ve gelirleri kalem kalem girerek ay sonunda bunlar incelenmeli. Gereksiz olan şeyler bir sonraki aylarda yapılmamalıdır. Google e-tablolar bu işler için biçilmiş kaftandır, online olarak yaptığınız bir şablonu herkesle paylaşıp aynı anda kullanabilirsiniz.
  7. Aylık üyelikler vs; Ufak tefek diyip ufak tefek paralarla bir çok yere üye vs. olunmamalıdır. Örneğin; digitürk vb. olmasa da olur şeylere her ay para ödemeyin. Telefonlarınızı kısıtlayın, mümkünse kontörlü hatlara çevirin. Telefonla sürekli konuşması gerekmeyen aile bireyleri 3-4 ayda bir kontör alarak devam edebilirler. Bu gibi ufak tefek şeyler senede size 3-5 bin lira olarak geri dönecektir.
  8. Uzun vadeli borç almak; Alabiliyorsanız çevrenizden uzun vadeli borçlarla, faiz yükü çok olan borçlarınızı kapayın. Borç yüküne yol açan özellikle banka kurumlarının borçlarını mantıklı bir şekilde aldığınız uzun vadeli borçlarla kapayın.
  9. Krediyi kredi ile kapatmaya çalışmak; Kesinlikle krediyi kredi ile kapatmayı denemeyin. Uzun vadede borcunuzu işinden çıkılmaz bir hale getirmekten başka bir işe yaramaz. Kazancınız zaten sabit ise, kredi alarak siz aslında tekrardan fazla para ödemek zorunda kalacaksınız.
  10. Ek işler; Mümkünse ek işler vs. ufak tefek gelirler ile ufak tefek giderlerinizi karşılayın. Bir çok insanın zamanı mevcut, bu zamanları nakite çevirin.
  11. Şükretmek; Her an halinize şükredin, unutmayın ki her zaman sizden daha kötü durumda olan milyonlarca kişi vardır. Ruh haliniz ne kadar kötü ise, doğru düşünme şekliniz o kadar azalır. Kendi kendinizi şükrederek veya değişik şekillerde motive etmeye çalışın.
  12. Maneviyat; Manevi olarak bir şeyler yapmaya alışın, bu sizin iç huzurla beraber daha aklı selim düşünmeye götürecektir.

Çevrenizde durumunuzu hoş karşılamayan bir sürü insan olacaktır. Aldığınız ve geri ödemesinde sorun yaşadığınız borçlar için insanlar kötü sözler söyleyecek, kötü düşünceler içerisine girecektir. Siz hiç bir zaman sizi bunaltacak kadar bunlara değer vermeyin.

Herkes akıl verecektir, şunu yapmasaydın böyle yapmasaydın diye. Kişinin başına gelmedikçe sizi anlamazlar o yüzden böyle insanlardan uzak durun. Size gerçek dost lazım iyi günde kötü günde yanınızda duracak. Maddi ve manevi destek verecek kişiler lazım. Buldunuz mu bu kişileri bırakmayın ömrü boyunca.

Şub 122016
 

KONICA MINOLTA DIGITAL CAMERAProf. Dr. Çağatay GÜLER

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı

cguler@hacettepe.edu.tr

 

Tüm canlılar suya bağımlıdır. İnsanların bulmak için çağlar boyu savaş verdikleri, toplumların gelişmesinde temel etken olan su geçmişte pek çok uygarlığın da çöküp yok olmasına neden olmuştur(1).  Besinlerin pastörizasyonu ve soğutulması, çocukluk dönemi aşılamaları, modern sanitasyon yöntemleri ve içilebilir suya erişim toplum sağlığı düzeyini yükselten en önemli uygulamalar olarak sıralanmaktadır (1-6).

İnsan vücudu idrarla 1,5. litre, fark edilmeyen su kaybı ile 500 mililitre, solunum havası ile 350 mililitre, dışkı ile 50 mililitre su yitirir. Vücut suyunun korunmasında ve bağırsaklardan su kaybının önlenmesinde kalın önemli rol oynar.

Yukarıda verilen değerler iklim koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Aşırı sıcak ortamlarda ter bezlerinin sayısı ve dolayısı ile terle yitirilen su miktarı artar. Sıcak bir fırın karşısında çalışan bir işçinin su kaybı aşağı yukarı saatte bir litreye ulaşabilir. Hava neme doymuş olduğunda, terleme oranında artım olmadığı halde ter buharlaşarak havaya karışamadığından terleme oranı artmış gibi görünebilir(2).

Dünyadaki suyun % 97, 6’sı okyanus ve denizlerde tuzlu su olarak bulunmaktadır. Okyanuslar ise 3, 6X108 km2 alan kaplamakta ve 13X108 km3 su içermektedir. Her yıl okyanuslardan 3, 8X1014 ton su buharlaşarak atmosfere karışmaktadır. Kutuplarda ve buzullarda bağlanmış olan su ise dünyadaki suyun % 1, 9’u kadardır. Buna göre, insanın kullanabileceği su dünyadaki toplam suyun yalnızca % 0,5’ini oluşturur. Yeraltı suyu, topraktaki nem, akarsular ve göller, hepsi bu oranın içindedir. Her yıl göllerde ve akarsularda yaklaşık 0, 63X1014 ton su buharlaşır. Yağışlarla yeryüzüne yılda yaklaşık 3, 5×104 ton su ulaşır. Kutuplardaki buzullar kapladıkları 1, 5X107 km2’lik alanla yeryüzünde en büyük tatlı su deposunu oluştururlar (3-6).

Diğer sıvılarla karşılaştırıldığında suyun yüzeysel gerilimi oldukça yüksektir. Bu özellik suyun birçok özelliğini etkiler. Su 0 santigrat derecede donar, 100 santigrat derecede kaynar. Bilinen sıvılar içerisinde katı biçimi sıvı biçiminden daha az yoğun olan maddedir. Donduğunda oluşan %8 dolaylarındaki genişlemeye bağlı olarak yoğunluğu düşer. Eğer suyun bu özelliği olmasaydı su donduğunda dibe çökecek ve canlıküre bugün olduğundan daha farklı bir yapıda olacaktı. Bu durumda sucul yaşam olamayacaktı. Donma olayında hücre suyu donarsa hücreler parçalanır. Su güneş ışınlarını geçirdiğinden canlıların su içerisinde veya derinliklerinde yaşaması mümkün olmaktadır. Suyun özgül ısısı da yüksektir. Bu yolla büyük su kitleleri sıcaklık değerleri ve iklim üzerinde yumuşatıcı etkiler yaparlar (1-6).

Su kaynakları giderek azalmakta toplumlar ve gruplar arasında çatışmalar için potansiyel bir neden haline gelmektedir. Giderek kalabalıklaşan kentlere su sağlanması güçleşmektedir. Evlerde, tarımda kullanılan kimyasalların tür ve miktar olarak artışı sorunu daha da büyütmektedir. Kurulmuş arıtma tesisleri suyu bu canlıkıranlardan, salgıbozarlardan, petrol artıklarından arındıramamaktadır(1).

Yeraltı sularının verimi genellikle hacım ve toprak yüzeyin boyutu ile ilişkilidir. Yeraltı sularının veriminin hesaplanması yüzeysel sulara göre daha zordur. Kaynak suları küçük toplumların gereksinimlerinin karşılanmasına elverişli olabilir. Şişe suyu pazarının genişlemesi kontrolsüz kuyu açılması, gelişmiş pompalama teknikleri nedeniyle yeraltı suları hızla azalmaya başlamıştır. Olay adeta bir “su madenciliğine” dönmüştür. Kaynaklardan, bir kaynağın kendisini yenileyebildiğinden daha yüksek miktarda su çekilmektedir(1).

Su kaynakları azalmakta, su sorunuyla karşılaşan insan toplumların oranı giderek artmaktadır. Yeraltı su tablasının seviyesi giderek düşmekte, yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarının kirlilik oranı artmaktadır.

Günümüzdeki su krizinin nedeni nüfus artımı, kentleşmedir. Yerleşim yerlerinin yakınındaki su kaynaklarının yetersizliği söz konusu sıkıntılara yol açmaktadır. İnsanlar çok eski çağlardan beri su kaynaklarının yakınına yerleşme eğilimindedir. Ancak başlangıçta yeterli olan su kaynakları yetersiz hale gelirken, kirlilik vb. nedeniyle de büyük orandaki su kullanılamayacak özellik kazanmaktadır (2).

Suyun başlıca kullanım alanları şöyle sıralanabilir (3-6):

–  İçme suyu ve yemek pişirme amacıyla

–  Kişisel temizlik, yıkanma ve bulaşık yıkama

–  Ev temizliği

–  Isıtma ve hava koşullandırma

–  Kentsel sulama

–  Sokakların temizlenmesi

–  Mesire etkinlikleri, yüzme havuzları ve oyun alanlarının sulanması

–  Süsleme amaçlı, çeşmeler, havuzlar, fıskiyeler vb.

–  Su gücünden elektrik elde etme ve buhar gücü sağlanması

–  Ticari ve endüstriyel amaçlar, endüstriyel süreç suyu ve soğutma

–  Yangın söndürme ve korunma

–  Atıkların uzaklaştırılması

İçme ve kullanma suyu gereksinimi

Sağlıklı ve temiz su, içerinde hastalık yapan minicanlılar ve zehirli kimyasal maddeler içermeyen ve gerekli mineralleri de dengeli biçimde bulunduran sudur. İçme ve kullanma suyu nitelik olarak birbirinin aynı olmalıdır. Kullanma suyunun yani temizlikte bulaşıkta ve çamaşırda kullanılan suyun da sağlığı tehlikeye düşürmeyecek özellikte olması sağlanmalıdır.

Bir toplumda bireylerin su gereksinimi kişi başına 24 saatlik sürede litre olarak tanımlanır.

 Yetişkin bir kişi fizyolojik olarak günlük iki buçuk litreye yakın suya gerek duyar. Bunun yarım litreden fazlası katı yiyeceklerle birlikte alınır. Fizyolojik olarak gerekli bu   iki buçuk litre suya yemek pişirme, çamaşır ve bulaşık yıkama, yıkanma ve ev temizliği için gerekli olan suyu da eklemelidir. Sosyoekonomik ve eğitim düzeyine göre su gereksinimi değişir. Kentsel yerleşim bölgelerinde kişi başına gerekli su miktarını hesaplarken endüstriyel gereksinimler de hesaba katılmalıdır. Bu durumda o bölgedeki sanayi kuruluşlarının sayısı ve niteliği, tarımsal amaçla kullanılan su miktarı, kişi başına gerekli su miktarının hesabı da göz önüne alınmalıdır(1).

Kişi başına su tüketimini etkileyen etmenler şunlardır(1):

  1. Toplumun nitelendiricileri

-Ekonomik koşulları

-Kişisel alışkanlıklar ve sağlık eğitimi

-Yaşama standardı

  1. Kentsel büyüme
  2. Endüstriler
  3. İklim koşulları
  4. Su hizmetinin karakteristikleri

-Su kalitesi

-Su basıncı

-Maliyet

-Suyun ölçülmesi ya da kuruşlandırılması

-İyi işletme ve bakım sızıntılara, sistemdeki kırılmalara ve kopmalara bağlı su savurganlığının azaltılmasını sağlamaktadır.

Yapılan hesaplamalara göre, nüfusu beş bine kadar olan yerleşim bölgelerinde yaşayanlar günde kişi başına 24 saatte 50-60 litre kadar suya gereksinme duyarlar. Nüfusu beş bin ile elli bin arasında değişen yerleşim bölgelerinde yaşayanlar için 60-100 litrelik/gün suya gerek vardır. Asya ve Afrika ülkelerinde bunun %10 undan daha azı sağlanabilmektedir. Nüfusu elli binin üzerinde olan yerleşim bölgelerinde yaşayanların su gereksinimi ise 24 saatte kişi başına yüz ile bin litre arasında değişir. Kısal kesimde 20-25 litre/gün yeterli olabilir(1).

Tipik Amerikan toplumu için bu değerler ortalama kişi başına tüketim değeri olarak 600 litre/gün olarak verilmektedir(3-6).


Su sağlama
Su kaynakları planlanırken “ortalama günlük talebe1” göre değil “en yüksek su kullanım gününe2” göre planlanmalıdır.  Genellikle yaz aylarında saptanan bir değerdir. Bu değer günlük talebin %150’sidir. Ayrıca her şebeke günün pik talebini sağlayacak biçimde planlanmalıdır. Bu değer en yüksek günlük talebin %150-300’üdür. Küçük topluluklarda ve yerleşimlerde yangın söndürme gereksiniminin eklenmesi gerekeceğinden bu değer daha yüksektir. “Güvenli su sunumu3” tasarımlanırken belirlenen sürenin sonunda, ulaşılacak nüfusun gereksinimin sağlayacak su miktarıdır ve bu süre 10-50 yıllık bir süredir. Güvenli su sunumu yılların %95’i ya da 20 yıllık sürenin 19 yılı için yeterli miktardır. Endüstriyel bölgeler gibi güvenilirliğin çok önemli olduğu bölgelerde yılların %99’unda talebi karşılayabilecek sudur (3-6).Bu tablolarda verilen değerler ortalama yıllık değerlerdir. Yaz aylarında talep %50 daha büyük olabilir. Asya ve Afrika’da kişi başına tüketim 50 litre /gündür.

Toplumların su gereksinimini karşılamak üzere kaynaklardan, akarsulardan, göller vb. yüzeysel su kitlelerinden ve kimi durumlarda yağış sularını toplayan sarnıçlardan yararlanılır. Değişik su kaynaklarının özellikleri Tablo 3’te özetlenmiştir(1).

Su toplama ya da tutma alanı

Hamsu kaynaklarını besleyen bölgelerin, su havzalarının korunması giderek daha önemli hale gelmektedir. Hamsu kaynağının özelliğine göre bir su toplama4  (tutma) alanı belirlenir. Hamsu kaynağından arıtım tesisine ve arıtım tesisinden hizmet deposuna su getiren sisteme taşıma hattı5, hizmet deposundan tüketiciye su sağlayan sisteme ise şebeke6 denmektedir. Bir su sağlama sisteminin bölümleri Şekil 1 de verilmiştir (4-6).

Taşıma (İsale) hattı

Suyun bir kaynaktan alınarak toplumun yakınlarındaki bir dağıtım deposuna ya da arıtma tesisine getirilmesine suyun taşınması denir. Suyu hamsu kaynağından tüketici deposuna ya da arıtım tesisine ileten boru sistemine de taşıma hattı denir. Tüketici deposundan tüketiciye su ileten boru sistemine şebeke denir(1).

Kaynak ve tüketici depoları

Şebekeden önceki su biriktirme tesisidir. Teknik olarak depolarda iki bölme vardır. Bölmelere de iki ayrı ana bağlantı sistemi yapılmıştır. Bölmelerden biri temizlenirken diğer bölmeden şebekeye su verilmesi mümkün olur(7,8).

Su şebekesi

Su şebekesi isale hattı ile kaynaktan depoya gelen, arıtılan ve dezenfekte edilen suyun evlere iletilmesini sağlayan boru ağıdır. Tek tek evlere dolayısıyla bireylere uygun miktar ve kalitede ve basınçta su sağlanması çok iyi tasarımlanmış boru, depo, pompa yerleşimlerine sahip bir şebeke ile mümkün olabilmektedir. Dağıtım sistemi veya şebeke suyun tüketici deposundan tüketiciye iletilmesini sağlayan bütün sistemi tanımlamaktadır.

Değişik dağıtım  sistemleri vardır(Şekil 2). Bunlardan birisi kör-uçlu dağılımdır. Bu sistem bir ağaç gibi dallanarak yayılır. Ağacın gövdesini ana su boruları oluşturmaktadır. Bu sistem çok basit bir sistem olmakla birlikte aşağıdaki nedenlerle pek tercih edilen bir sistem değildir. Bu sistemlerde kör uçlara bağlı sorunlar vardır. Köruç tıpaları paslanabilmektedir. Buralarda çökeltiler birikebilmekte, temizleme zorunlu hale gelmektedir. (1,9-11):

  1. Dallanma bölgelerinin ucunda suyun yavaşlamasına ve göllenmesine bağlı olarak çökelme söz konusu olmaktadır.
  2. Boruların kör uçlarında klor kalıntısının sürdürülebilmesi mümkün olamamaktadır.
  3. Onarım sırasında onarım bölgesinden sonra gelen bölgenin suyunun kesilmesi zorunludur.
  4. Ek uzantılar veya dallanmalar yapıldıkça basınç ileri derecede düşer. Gelişmekte olan ülkelerin büyük çoğunluğunda en önemli sorunlardan birisi budur.

Su kirliliği

Herhangi bir kullanım sonrası suya atıksu denmektedir(1). Lağım suyu içinde tuvalet, banyo, duş, mutfak vb. atıksuları gibi evsel atıklar vardır. Birçok yerleşim yerinde lağım sularına endüstriyel ve ticari atıksular da boşalır. İngilizce’de tuvaletlerden gelen atıklara “lağım atığı”7 ; banyo, mutfak vb. den gelen atıksulara “kirlisu”8, endüstriyel ve ticari atıklara ise “ticari atık”9 denmektedir.

Bazı kentlerde yüzeysel yağış akıntıları da kanalizasyona akar (1,12,13). Eğer lağım sularını da almasına olanak veriliyorsa bu sistemlere “birleşik sistem”10  denmektedir. Yağış sularının önemli boyutta mevsimsel değişim göstermesi, arıtım sisteminin yükünde önemli oynamalara yol açması nedeniyle bunları ayrı sistemlerle toplama eğilimi ağırlık kazanmıştır. Ancak gelişmekte olan ülkelerde yüksek maliyet nedeniyle ayrı toplama sistemlerinin yaygınlaşması zaman alacaktır. Yağış akıntılarının toprak parçacıkları, ağır metaller, organik bileşikler, hayvan atıkları, petrol ve yağ gibi kirleticileri alabilmesi nedeniyle bunları da arıtmadan yüzeysel akarsulara ve su kütlelerine vermek çok tehlikeli olabilir. Kirlilik yükleri arasındaki farklılık arıtım teknolojilerinin de farklı olmasını gerektirebilir(13).

Günümüzde evsel atıksuları “bozsu”11  ve “siyahsu”12  olmak iki ayrı grup olarak ele alma eğilimi yaygınlaşmaya başlamıştır. Bozsular bitki sulanmasında ve tuvalet sifonlarında kullanılmak üzere arıtımına izin verilen sulardır (14).

Hayvan, insan ve kokuşmuş bitki artıklarını içeren suya siyahsu denmektedir (15). Çoğu zaman sıvı ya da katı insan atıklarını ve taşıyıcı suyu kapsar (16). Sadece tuvaletle ilgili atıklar olarak da tanımlamak pek yanlış olmaz (17). Dilimizde humik asitten13  zengin, pH sı genellikle 3,5-4,8 çok yumuşak sular için “karasu”14  terimi kullanıldığından karışmaması için bu suya siyahsu denmesi daha uygundur. Güney Afrika gibi bazı ülkelerde de humik asitten zengin sular için sular için “karasu” karşılığı kullanılır (18). Dilimizde yerleşim yerine göre yüksek yamaçlarda akan ve suyu temizlik, sulama amaçlı kullanılan küçük akarsuların suyuna “aksu” denmektedir. Bu nedenle “karasu” ve “aksu” sözcüklerinin halkın kullandığı anlamda kullanılmasına özen gösterilmeli ve lağım sularına siyahsu denilmelidir(13).

Bozsu ise tuvalet atıkları dışındaki tüm evsel suları kapsayan bir terim olarak kullanılmaktadır (19). Bulaşık suları, çamaşır yıkama suyu, banyo ve duş sularını, kısacası tuvalet dışındaki tüm evsel suları kapsar (20). Evsel atıksuların %50-80 i bozsudur. Kentlerimizde evsel bütün atıklar doğrudan kanalizasyona verildiğinden lağım akıntısının “siyahsu” olarak kabul edilmesi gerekir(13).

Temel su arıtımı ya da atıksu arıtım uygulamaları suyu içsalgı düzenini bozan maddelerden arındıramamaktadır. İçsalgı düzenini bozan maddeler yani östrojen ve androjen türevleri, deterjan parçalanma ürünlerinin yapıları kararlıdır ve kolay bozunmazlar. Canlıkıranlar ve bazı endüstriyel atıklar için de aynı sorun vardır (21).

Suyla ilişkili hastalıklar genellikle dörde ayrılarak incelenmektedir (20,22,23)

  1. Subulaşık hastalıklar15: Suya dışkı ve idrar karışması sonucu oluşan dışkı-ağız yoluyla bulaşma özelliğine sahip hastalıklarla, sudaki zehirli maddelerin yol açtığı hastalıklardır. Suyla yıkanan ya da su karıştırılan yiyeceklerle de bulaşır. Kolera ve diğer ishalli hastalıklar, tifo, çocuk felci, yuvarlak solucanlar ve kıl kurt, ağır metal etkilenimleri örnek verilebilir. Sudeğdi hastalıklar16  da bu gruba sokulabilir. Bu hastalıklar kirli suyun deriye, göze sürülmesi ya da değmesine bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklardır.
  2. Sudangelen hastalıklar17: İçinde asalak bulunan suyun içilmesi ya da genellikle yaralı deriden geçmesi nedeniyle ortaya çıkan hastalıklardır. Şistozomiyazis ve ginekurdu gibi hastalıklar örnek verilebilir.
  3. Suilişkin hastalıklar18: Suda ya da su yakınlarında üreyen sivrisinek gibi böceklerle taşınan hastalıklardır.
  4. Sukıt hastalıklar19: Su yetersizliği nedeniyle kişisel temizlik uygulamalarının yetersiz olmasının yol açtığı hastalıklardır.

Su kesintileri ve kirlilik

Su kesintilerinin yarattığı en önemli tehlike şebeke kirliliğine yol açmasıdır. ABD de 2003-2004 arasında çıkan su nedenli salgınların %38’inden  içme suyu sistemleri sorumlu bulunmuştur (1).

Biyolojik kiriliğin yanısıra önemli boyutta kimyasal kirlilikte olur. Son otuz yılda ABD de ortaya çıkan şebeke içme suyu kimyasal salgınları arsenik, benzen, klordan, klor, kromat, bakır, kesme yağı, fotoğraf banyo sıvısı, etil akrilat, etilen, glikol, florür, mazot, furadan, kurşun, kurşunlu benzin, kayganlaştırıcı yağ, gazyağı, nitrat, nitrit, fenol, çokklorlu bifeniller, selenyum, sodyum hidroksit, toluen, ksilen ve niteliği belirlenmeyen otkırıcılara bağlı durumlardır(24).

Toplum su sistemlerinden bu salgınlara yol açan en önemli bölüm şebeke kirliliğidir.Temel kaynaklar şebeke kirliliğinin yarattığı halk sağlığı risklerinin  en önemli yönlerini şöyle sıralar(24):

  1. Kirletici hastalık yapıcı etkenlerin ve kimyasalların çok fazla çeşitlilik ve farklılık göstermesi
  2. Bu etmenlerle karşılaşan bireylerin davranış farklılıkları
  3. Söz konusu etmenlere karşı güvenli su sağlamakla görevli kurum yöneticilerinin politik nedenlerle sergileye bildikleri farklı tutumlar olduğunu vurgulamaktadır.

Çapraz bağlantı20 ve geri emilim21

Normalde birbirinden ayrı olması gereken, biri temiz su diğeri kirli su içeren iki ayrı boru sisteminin ya da toplayıcı birimin su güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde fiziksel bağlantı kurulmasına ya da oluşmasına çapraz bağlantı denir. İstenmeyen bir nedene bağlı olarak içme suyu dağıtım sistemindeki akış yönünün tersine dönmesine geriakış22  denmektedir. Geriakış bağlantısı, boru sisteminde içme suyunun;  temiz su sisteminde basınç düşmesi, kirli su sisteminde basınç artması, vanaların tam olarak kapan maması veya yetersizliğine bağlı olarak kirli su kaynağınca kirletilmesine yol açan bağlantıdır. İçme suyu dağıtım sisteminde atmosfer basıncı altındaki ya da “negatif” basınca bağlı olarak normal akışın tersine dönmesine geri emilim denmektedir (1-6,10). Kirli bir kaynakla içme suyu dağıtım sistemi arasındaki bağlantı nedeni ne olursa olsun çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir (Şekil 3,4) (25). Kimi zaman lavabodaki su birikintisinin musluk iç çapının iki katından az bir aralıkla musluk ağzına yaklaşması arada bağlantı olmaksızın suyun emilmesine yol açar (Şekil 5). Kimyasallar sulandırılırken oluşan böyle bir durum kimyasalın içme suyu sistemine emilmesine yol açar (Resim 1)

Amerikan EPA (26),  Koren ve Bisesi (10) ve diğer kaynaklar tarafından yayımlanan vakalar konunun önemini çok iyi vurgulamaktadır:

Chicago’da bilinen en kötü amipli dizanteri salgınlarından birisi 1933 yılında yaşanmıştır. Salgın Chicago Danya Fuarına gelenlerin konakladığı otellerde meydana gelmiştir. Otellerin tesisatları eski ve bozuktu. Çapraz bağlantılar bulunuyordu. Banyo küvetleri ve tuvaletlerden olan geri emilim içme suyunun kirlenmesine neden olduğu sonucuna varıldı. Bu tesisat bozukluğunun yol açtığı kirlilik 98 kişinin ölümüne ve binlerce kişinin hastalanmasına yol açtı.

1943 yılında limanda bulunan bir geminin güvertesindeki yangın musluğunu içme suyu sistemine bağlayan bağlantının bozuk olduğu belirlendi. Bu bir ishal salgınına neden oldu. Büyük bir olasılıkla limanın kirli suyu yangın söndürme şebekesine pompalanmıştı ve sonuçta temiz su sistemine yayılan bakteriler 1179 kişinin hastalanmasına yol açtı.

Kaliforniya’da, bahçe hortumuna bağlı aspiratörle zararlı otları öldürmek üzere arsenik püskürtmek isteyen işçi suyun kesildiğini fark etti. Hortumu çıkarttı. Hortumu bağladığı musluktan bir bardak su içtiğinde arsenikten zehirlenerek öldü.

1932 yılında Nebraska’da Huskerville’deki 347 çocuğun %10 u çocuk felcine yakalandı. Çocuklar açık bağlantılı tuvalet sifonlarının kullanıldığı evlerde yaşamaktaydı ve bunlarda vakum emilimini engelleyici mekanizmalar yoktu. Ana su şebekedeki basınç değişimleri pissuyun içme suyu sistemine geçmesine neden olmuştu.

1952 yılında büyük bir transatlantik denizin 300 mil açıklarındayken 1000 vakalık bir dizanteri salgını ortaya çıktı. Çapraz bağlantı nedeniyle güvertedeki pissu içme suyu şebekesine karışmıştı.

1964 yılında Michigan’daki bir hastanede çalışanlar içme suyu musluklarından birisinden akan pas  rengi sudan  yakınmaktaydı. İçme suyu çeşmeleri hastanenin otopsi odasından iki kapı ötedeydi. Hastane otopsi masalarında otopsi işlemlerindeki kalıntıları toplayan çukur hazneler vardı. Bunlara aynı zamanda yıkama işlemlerinde kullanılmak üzere duşlu bir hortum bağlanmıştı. Masada herhangi bir askı bulunmadığından, Patolog duşlu el hortumunu kullanmadığı zaman masadaki çukur lavabonun içine bırakıyordu. Otopsi masasında vakum durumunda geriakışı önleyecek tek yönlü vanalar bulunmadığından oluşan güçlü geriemilim sonucu kadavradan akan kan ve diğer otopsi sızıntıları hastane su şebekesine emilmekte ve böylece su musluklarına ulaşmaktaydı.

Akarsu kaynaklı hamsular

Ülkemizdeki akarsular çoğu  bölgede lağım, sanayi ve  işyeri kirli sularının taşınması amacıyla kullanılagelmiştir.

Başlangıçta suyun kendini temizleme sürecinde doğanın göğüsleyebildiği bu kirlilikler kentlerin kalabalıklaşması, akarsuların üzerinin kapatılması hatta yatağının değiştirilmesi başta olmak üzere birçok nedenle yoğunlaşmıştır. Akarsu tabanındaki çökelmeler, akış düzenine yapılan müdahaleler akarsuların büyük çoğunluğunu kirli su ve zehirli madde akıntıları ya da sulandırılmış kanalizasyon akıntıları durumuna getirmiştir(27).

Kentsel su talebinin artması yeraltı su seviyesini düşürmüş, yapay ve doğal su kütlelerini azaltmıştır. Akarsu ve su kütlelerinin beslenme alanlarının kentsel yerleşim bölgeleri haline gelmesi emilme ve akış sürecini olumsuz etkilemiştir. Su havzalarının tarıma açılması çok miktarda kimyasal gübre ve canlıkıranların bu sulara akmasına yol açmıştır. Su kütlelerinin azalması içindeki kirletici derişimini artırmıştır. İçme ve kullanma suyu elde etmek üzere arıtılarak kullanılan hamsu kalitesi düşmüştür. Küresel değişmenin su kalitesi ve miktarı üzerindeki etkilerinin giderek artması sorunu daha da büyütmüştür(27).

Daha önce niteliği yüksek  olan ülkemiz  hamsularının  arıtılmasında genellikle hafif arıtım teknolojisine ağırlık verilmesi, arıtım tesislerinin yenilenememesi, bu tesislerin etkinliğinin azalmasına ve şebekeye verilen sudaki kirletici kaçaklarının artmasına yol açmıştır. Şebeke suyunda yüzeysel suların özellikle akarsuların kullanılmaya başlaması hamsuyun kirlilik örüntüsünü değiştirmiştir(27).

Temel su arıtımı ya da atıksu arıtım uygulamaları suyu içsalgı düzenini bozan maddelerden arındıramamaktadır. İçsalgı düzenini bozan maddeler yani kadınlık ve erkeklik hormonu türevleri, deterjan parçalanma ürünlerinin yapıları kararlıdır ve kolay bozunmazlar. Canlıkıranlar ve bazı endüstriyel atıklar için de aynı sorun vardır (28).

Su ve halk sağlığı ilişkisinin karmaşık mekanizmasını kavrayabilecek birikimleri olmayan ve konuyla ilgili danışman gereksinimi de duymayan yerel yöneticilerin yaklaşımı konuyu siyasi platforma taşımış, suçlama-savunma kısır döngüsü konunun teknik olarak tartışılabilmesi olanağını ortadan kaldırmıştır. Yerel ve ulusal teknik çözüm arayışlarının önü bütünüyle tıkanmış gibidir(27).

İçme suyunu etkileyen her türlü kirletici akarsu hamsu kaynaklarında çok yüksek oranda olacaktır. İçme suyu sağlama sistemlerinde kaynaktan musluğa HACCP  kuralları uygulanmalıdır. İçme suyu kalitesini sağlayarak halk salığının korunması sürecinin bileşenleri şekli 1’de verilmiştir (Şekil 6) (29). Akarsu kaynaklı hamsuların yol açabileceği başlıcasorunlar

Akarsulardan sağlanan hamsuyun(27):

–  Biyolojik kirletici oranı yüksektir.

–  Fiziksel kirlilik oranı yüksektir.

–  Kimyasal kirlilik oranı yüksektir.

–  Niteliği anlık, günlük ve mevsimsel değişiklik gösterir. Akarsularla ilgili en önemli yanılgı anlık ya da kesitsel ölçümlerin fikir verebileceğinin sanılmasıdır.

–  Sulardaki canlıkıran oranı yüksektir. Yağışlar ve yüzeysel akıntılarla kullanılan haşerekıranlar ve gübreler akarsulara karışmaktadır. Arıtım tesislerimiz canlıkıranları arıtılamamaktadır.

  –  Anlık ya da kesitsel ölçümlerde ağır metallerin az bulunması güvence sağlamaz. Herhangi bir tesisten yüksek sanlım, arıtım biriminin arızalanması, atıksudaki miktarın yükselmesi suyun ağır metal yükünü artıracaktır.

İçmesuyunun niteliği ile ilgili olarak ortaya çıkabilecek başlıca sorunlar(27):

  –  Akarsu niteliğinin ve kirletici yükünün sürekli değişebilir olması arıtım sisteminin arıtma etkinliğini düşürecek ve istenmeyen kaçaklar artacaktır.

  –  Artan haşekıran yükü şebeke suyundaki miktarları çok artıracaktır.

  –  Şebeke suyunun mikrobiyolojik örüntüsü ve biyofilm özellikleri değişecek, hastalık etkenlerinin üreme ve varlığını sürdürme olanağı artacaktır.

  –  Şebekedeki fiziksel birikintiler sistem etkinliğini azaltabilecektir. Şebeke bakım ve onarım gerektiren sorunlar artacak, şebeke kirliliği büyük salgın tehlikeleri yaratacaktır. Tesisatta ortaya çıkacak sorunlar geri emilim ve çapraz bağlantı risklerini artıracaktır.

  –  Şebeke suyunun tat ve koku özelliklerinde büyük oynamalar olabilecektir. Bu değişiklikler toplum bireylerinin denetimsiz su kaynaklarına kaymasına yol açabilecektir.

  –  Şebeke suyunun organik yükü ve klor talebi artacak, esas olarak hamsu ön klorlamasında sorun olan trihalometanlar ve diğer dezenfeksiyon yan ürünleri şebeke suyu için de önemli bir sorun haline gelecektir.

  –  Ağır metal kaçakları artacaktır.

  –  Demir ve manganez gibi kirleticiler çamaşırlarda, tesisatta kırmızımtırak ve siyah renk değişikliklerine yol açacaktır. İkincil maksimum kirletici seviyesi demir için 0, 3 miligram/litre, manganez için 0, 05 miligram/litre olarak belirlenmiştir. Bunlar hoşa gitmeyen bir metalik tat vermeleri nedeniyle toplum bireylerinin musluk suyunda uzaklaşmasına neden olabilecektir. Kullanılacak deterjan miktarı ve pissu sistemine akıtılan deterjan kalıntıları fazlalaşacaktır.

Çıkabilecek başlıca sağlık sorunları:

  –  Ağır metaller ve canlıkıranlar bulantı, deri döküntüleri, kusma, baş dönmesi gibi iveğen etkilerin yanı sıra ani ölümlere de neden olabilir.

  –  İzin verilen seviyelerin altında bile olsa uzun süre etkileniminde kalınan bazı kirleticiler süreğen etkilere yol açacaktır. Bazı kimyasallar düşük miktarda yinelenen biçimde etkilediğinde  kanser, böbrek ve karaciğer tahribatı, sinir sistemi bozuklukları, bağışıklık sistemi bozuklukları ve doğumsal gelişme bozukluklarına yol açar.

  –  Toplumda astım ve diğer alerjik sorunların oranı artabilecektir.

  –  Akarsularda antibiyotik direncini yükselten gen oranı giderek artmaktadır. Bunun toplum sağlığı maliyeti çok yüksektir. Sularımız bu açıdan denetlenmemektedir(30).

  –  Suda özellikle insan adenovirüsleri olmak üzere virüslerin oranı çok artacaktır.

–    Uzun süre kirlilik oranı yüksek su içen toplumlarda kolorektal kanser görülme sıklığının artacağından kuşkulanılmaktadır (30-34).

  –  Bu konuda epidemiyolojik izlemenin yetersiz olduğu ülkelerde yıllar sonra çıkabilecek etkilerin yol açacağı zararların telafisi mümkün olamayacaktır.

Irmak suyunda olduğu gibi hamsu kaynağının kalitesi düştüğünde yapılması gerekenler(27):

Musluktan akan su içilebilir olmak zorundadır. Musluk suyunun kirliliğini kader sayarak seçenek arama şansı yoktur. Kimi toplum bireyleri içmesuyu olarak şişe sularının tüketimini ya da bireysel arıtma aygıtlarını seçenek olarak düşünmektedir. Musluktan akan su içmesuyu standartlarını sağlamıyorsa kişiler ne yaparlarsa yapsınlar toplum sağlığı tehlike altındadır. Su kaynaklı büyük felaketlerle her zaman karşılaşma riski bulunmaktadır.

Musluktan akan suyun içilebilirliği ülke sağlık düzeyi ve çevre sağlığı alt yapısıyla ilgili önemli bir gösterge olarak alınır. Toplum sağlığı sorunu olarak taşıdığı büyük önemin yanı sıra ekonomik açıdan da önemlidir. Böyle bir durumda ülkemizin altyapı standardı çok daha geri ülkelerinkiyle özdeş kabul edilir. Gelecekte turizm potansiyeli açısından çok riskli bir durumdur. Büyük kentlerin su standardının düşüklüğüyle ilgili sorunlar, ülkemize gelen turistlere kendi sağlık kuruluşlarınca tehlike uyarısı yapılması sonucunu verecektir. Nitekim bazı turistik kuruluşlarda şişe suyu satışını artırmak için yapılan “musluktan akan su içilmez” uyarıları da aynı sonucu vermeye başlamıştır(27).

Evsel arıtım aygıtları biyolojik kirlilikle ilgili güvence sağlamaz. Bütün kirleticileri arıtarak içme suyu güvencesi sağlayacak bireysel ya da konuta özel bir arıtım cihazı yoktur. Ancak arıtım araçları bataryası kurulmalıdır ki bunların bakım ve idamesi bireylerin olanaklarının dışındadır. Bazı ağır metallerin arıtımında ekin olan ters ozmos sistemleri gibi bazı sistemler mikrop kirliliğinde etkili değildir ve su maliyeti yüksektir. Arıttığı suyun litresi başına 2-3 litre su harcamaktadır (34). Bütün bu nedenlerle:

  –  Ülkemizde özellikle büyük kentlerin arıtım sistemleri hamsu kaynaklarının özelliklerine uygun kapasiteye kavuşturulmalıdır.

  –  Su kirliliğindeki ani değişiklikleri belirleyecek etkin hamsu ve şebeke izleme sistemleri kurulmalıdır

  –  Yerel yöneticilerin kendi siyasi konumlarını halk sağlığı sorumluluklarının önüne geçirmeleri engellenmelidir.

  –  Toplum bu konularda taraf olarak seçim yapmasını, baskı yapabilmesini ve sorumluluk almasını sağlayacak biçimde bilgilendirilmelidir.

  –  Halk sağlığı sorunlarının belirlenmesini ve değerlendirilmesini sağlayacak epidemiyolojik izleme ve araştırmalara ağırlık verilmeli, kaynak ayrılmalıdır.

  –  Belediye sağlık müdürlüklerinin temel sorumluluğu tedavi edici hekimlik hizmetleri değil halk sağlığı ve koruyucu hekimlik hizmetleri olduğu anlaşılmalıdır. Yapılanmaları buna göre olmalıdır.

  –  Toplumda alerjik hastalıklar, astım izlenmeli, vakalarda ki alevlenme dönemleri belirlenmelidir. Özellikle polen mevsimi dışındaki artışlar çok büyük önem taşır.

  –  Toplum kolorektal kanserlerin erken tanısı konusunda eğilmeli, gerekli altyapı sağlanmalıdır.

  –  Kirletici yükü aşırı artacak olan arıtım balçığının giderimiyle ilgili teknik ve mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Ülkemizde arıtım balçığının giderimiyle ilgili politika belirlenmelidir (35).

  –  Toplumun bireysel arıtım cihazları satanlarca istismarı önlenmelidir. İçmesuyu niteliği bireylere bırakılamaz. Bireysel güvenlik uygulamaları pahalı olmasına karşın bakterisel ve kimyasal içmesuyu güvenliğini sağlayamaz. Bu nedenle şebekeye verilmeden önce istenilen güvenlik koşulları sağlanmalıdır (28).

Sudan örnek alma:

DSÖ aşağıdaki genel ölçütlere dikkat edilmesini önermektedir (37-39):

  –  Numune alma noktaları tüm hamsu kaynaklarını temsil edici şekilde belirlenmelidir.

  –  Bu noktalar belirli yetersizlik noktalarını kapsamalıdır. Sözgelimi korunması olmayan kaynaklar, depolar, düşük basınç bölgeleri, sistemin uç noktaları örnek verilebilir.

  –  Bu noktalar bütün boru sisteminde eşit dağılım sağlayacak, yararlanan nüfus kesimlerini hesaba katacak şekilde belirlenmeli, dallanma sayısıyla orantılı bir örnek alımı öngörülmelidir.

  –  Seçilecek örnek noktaları sistemi ve başlıca bileşenlerini temsil edecek şekilde seçilmelidir.

  –  Sistem birden fazla kaynaktan beslenmekte ise bu kaynaklardan yararlanan nüfusun ağırlığı hesaba katılmalıdır.

  –  Her arıtım tesisinin hemen çıkış noktasında da mutlaka bir örnek alma noktası olmalıdır.

REVİZE EDİLECEKTİR

Kaynaklar

  1. Güler, Ç. (Ed), Çevre Sağlığı (Çevre ve Ekoloji Bağlantılarıyla), 1. Ve 2. Cilt, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2012.
  2. Güler, Ç. , Vaizoğlu, S. A. , Çobanoğşu, Z. İçmesuyu, Özgür Dorruk Güler Çevre Dizisi No. 71, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2011.
  3. Meinhardta, P. Water qulaity management and water-borne disease ternds, , in Robert B. Wallace, Neal Kohatsu (eds); Wallace/Maxcy-Rosenau-Last, Public Health and Preventive Medicine, pg. 863-899, 15th ed. , McGraw Hill, Medical, New York, 2007.
  4. Okun, A. , Fair, G. M. Wastewater disposal, , in Sartell, P. H. (Ed). ,Maxcy-Rosenau, Preventive Medicine and Public Health, 1125-1150, 10. th ed, Appleton Century Crofts, New York, 1965.
  5. Okun, D. A. , Water and Waste Disğozal, Water Qulaiyt Management, Lasst, John, M. (ed), Maxcy-Rosenau, Preventive Medicine and Public Health, 807-874, 12. ed, Appleton-Century-Crofts, Norwalk, 1986.
  6. Okun, d. A. , Water Quality Management, in Public Health & Preventive Medicine, (John m. Last and Robert B. Wallace, (Eds), pgs 619-638), Toronto, 1992.
  7. Güler, Ç. , Coşkun, Y. Su Bilgisi Hatiboğlu Yayınevi, Ankara, 1988.
  8. Çobanoğlu, Z. Su Bilgisi, Türk Sağlık Eğitimi Vakfı, Ankara, 2001.
  9. Ehler, V. M. , Steel, E. W. Municipal and Rural Sanitation, McGraw Hill, New York, 1965.
  10. Koren, H. ; Bisesi, M. Handbook of Environmental Health and Safety, (355-395), Lewis Publishers, Florida, 1996.
  11. Güler, Ç. , Çobanoğlu, Z. Modül 07. Su tesisati izleme, değerlendirme, müdahele uygulamalari, Sağlık Bakanlığı Ankara, 1997.
  12. Güler,Ç.;Vaizoğlu,S.A.;İçme Suyu Ham Su Kaynağı olarak ırmak Suyu; Hacettepe Tıp Dergisi:39,2,96-101,2008.
  13. Güler, Ç. , Atıksu Arıtım Balçığı ve Halk Sağlığı, Özgür Doruk Güler Çevre Dizisi 20, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2008.
  14. Sewage treatment, http://en. wikipedia. org/wiki/Sewage_treatment,15 Şubat 2007.
  15. blackwater, www. nsc. org/ EHC/ glossary. htm,3 Kasım 2007.
  16. blackwater, www. kleanindustries. com/ s/ Glossary. asp,3 Kasım 2007.
  17. blackwater, www. mw-zander. com/ hld-home-glossary/ hld-glossary-facilitymanagement-b. htm,3 Kasım 2007.
  18. blackwater, members. aol. com/ sierram/ sierram3. htm,3 Kasım2007.
  19. graywater, www. nsc. org/ EHC/ glossary. htm,3 Kasım2007.
  20. graywater, en. wikipedia. org/ wiki/ Gray Water,3 Kasım 2007.
  21. Falconer, I. R. , Are endocrine disrupting compounds a health risk in drinking water?Int. J. Environ. Re. Public Health, 3, 2, 180-184, 2006.
  22. Güler, Ç. , Çobanoğlu, Z. , Konut Sağlığı, Yazıt Yaıncılık, Ankara, 2008.
  23. Hinrichsen D, Robey B, Upadhyay UD. The health dimension. In: Solutions for a water-short world. , Population Report, Series M, No. 14. Baltimore, MD: Johns Hopkins School of Public Health, Population Information Program; 1998. Available from URL: http: / /www. infoforhealth. org/ pr/ m14/ m14chap5. shtml, 1 Mayıs 2008.
  24. Committee on Public Water Supply Distribution Systems: Assessing and Reducing Risks (Snoeyink, V.L.; Haas, C.H.;Boulos, P.E.; et al); Drinking Water Distribution Systems, assessing an Reducing risks; National Research Council of the National Academies, The National Academies Press, Washington, D.C.;2006.
  25. Training course manual, US Department of Health and Welfare, Public Health Service, Cicinnati, OH, Environmental Control Administration, March, 1970.
  26. Cross-connection control manual, US EPA, Office of Water, Office of Ground Water and Drinking Water, 2003.
  27. Güler, Ç. , Irmak Suyu ve Halk Sağlığı, Özgür Doruk Güler Çevre Dizisi No. 43, Akara 2008.
  28. Falconer, I. R. , Are endocrine disrupting compounds a health risk in drinking water?Int. J. Environ. Re. Public Health, 3, 2, 180-184, 2006.
  29. Davison, A. , Howard, G. , Stevenson, M. , Callan, P. , Kirby, R. , Deere, D. and Bartram, J. , Water Safety Plans, WHO/SHE/WSH/02/09, WHO, Switzerland, 2002.
  30. Yanarell, A. C. et al; Antibiotic resistance genes and residues in water and soils in close proximity to swine production facilities; http:/ / www. usawaterquality. org/ conferences/ 2008/ pdf/ Workshops/NRI_Session/ YannarellIL08. pdf, 30 Mayıs 2008.
  31. Chen, K. , Yu, Weiping, Ma, Xinyan, Yao, K. , Jiang, Q, The Association between drinking water source and colorectal cancer incidence in Jiashan County of China: A prospective cohort study, European Journal of Public Health, 15, 6, 652-56. , 2005.
  32. Page, T. , Harrris, R. H. , Drinking water and cancer mortality in Louisiana, Science, 193, 55-57, 1976.
  33. Gulis, G. , Fitz, O. , Wittgruber, J. , Suchanova, G. , Colorectal cancer and environmental pollution, Cen Euro J Public Health6, 188-91, 1998.
  34. Güler, Ç. , İstenmeyen bir Seçenek, Evsel Su Arıtım Aygıtları, Özgür Doruk Güler Çeevre Dizisi 25, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2008.
  35. Güler, Ç. , Atıksu Arıtım Balçığı ve Halk Sağlığı, Özgür Doruk Güler Çevre Dizisi 20, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2008.
  36. Güler, Ç. , Sulardan Numune Alma, Özgür Doruk Güler Çevre Dizisi

46, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2008.

  1. Guideliness for Drinking-Water Quality, Volume 3, Second Edition, WHO, Geneva, 1997.
  2. Sampling procedure of drinking water, http:/ / www. nih. org. pk/nutrition/ Water%20sampling. htm, 20. 07. 2008.
  3. Methods for taking and preserving samples for the application of the Regulation respecting the quality of drinking water, Centre d’expertise en analyse environnementale du Québec, DR-09-03, Edition: 2005-11-28, Review: 2008-01-25, Québec, http:/ / www.ceaeq. gouv. qc. ca/ potable/ index_en. htm#legend, 20 Haziran 200.

 

Oca 122016
 

Marcel Duchamp

Marcel Duchamp ( 28 Temmuz 1887 Blainville-Crevon ;  2 Ekim 1968 Neuilly-sur-Seine) Fransız/Amerikalı sanatçı. Asıl adı Henri-Robert-Marcel Duchamp’dır. Yirminci yüzyılda Avrupa ve Kuzey Amerika’nın en önemli sanatçılarından olmuş, II. Dünya Savaşısonrası Amerika’da pop sanatı ve kavramsal sanat akımlarının temellerinin atılmasında etkili olmuştur.

Duchamp’ın ilk eserleri post-izlenimci üslubunda olmuşsa da daha sonra en etkili Dada sanatçısı olmuştur. Académie Julian okulundan gelip etkisini günümüzün çağdaş sanatçılarına kadar sürdürmüştür. Siyasal görüş olarak bireyci anarşist olarak tanımlanabilir, I. Dünya Savaşı’na karşı çıkıp ABD’ye yerleşmiştir. Max Stirner’in görüşlerinden etkilenmiş, bu fikirleri kendi sanatsal ve bireysel gelişimi için birer dönüş noktası olarak kabul etmiştir.

1. Dünya Savaşı öncesinde birçok sanatçının eserini “retinal” yani sadece göze hitap eder bulmuş ve bunun yerine sanatı “yeniden zihnin hizmetine sunmak gerektiğini” söylemiştir. Doğal olarak Duchamp’ın tabu deviren tarzı, Dada hareketinin ilgisini çekmiştir.

Hazır nesneler / buluntular

Geleneksel ve kabul gören sanat üretim yöntemlerini ironi ve yergi eşliğinde yıkmak Duchamp’ın kariyerinin ana fikirlerinden olmuştur. En çarpıcı ve ikonoklastik üretimi ise diğer sanatçılara en fazla ilham vermiş olan buluntu nesnelerdir.

1913’te ortaya koyduğu ilk hazır nesne olan Bisiklet tekerleği ile birlikte Duchamp sanatsal yeteneğin antitezi olan bir yaratıcı sürece girmiştir. Kendisini geleneksel resimden uzak tutmaya ve sanat eserinin kavramsal değerinin ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Nesne sanat eseri olur, çünkü sanatçı onu o şekilde tasarlamıştır.

Duchamp’ın diğer belki de en ünlü hazır nesnesi başaşağı duran bir pisuar olan “Çeşme”‘dir. Bu çalışma halkın beğenisinin ve sanatsal tekniklerin sınırlarını zorlamıştır.

Parodi

Duchamp’ın parodilerinden birisi, bir Mona Lisa reprodüksiyonu üzerine çizdiği sakal ve bıyıktır. Marcel Duchamp, şişe rafı ya da kar küreği gibi seri üretim ürünlerini heykel olarak sergileyerek “yüksek sanat”, “kültür” ve pazardaki ürünler hakkındaki geleneksel düşünce ve kanıları hedef almıştır. Görsel parodilerini eserlerine verdiği isimlerle de güçlendirir: Çeşme isimli eserini “R. Mutt” (Bir yandan Amerikalı sanatçı tarafından yapılmış izlenimi verirken bir yandan da Almancadaki Armut – fakirlik kelimesinin anlamını da kullanarak) olarak imzalaması, üzerine sakal çizdiği Mona Lisa’yı (Fransızca “elle a chaud au cul” olarak okunup “kızın kalçaları yakıcı” olarak tercüme edilebilecek) L.H.O.O.Q. olarak adlandırması gibi.

Sürrealistlerle İşbirliği

1923’ten sonra zamanının çoğunu satranç oynamakla geçirmiş, ancak 1930 ortalarında Sürrealistlerle işbirliği yapıp sergilerine katılmıştır.1942’de kalıcı olarak New York’a yerleşmiş, 1944’ten itibaren Max Ernst ve André Breton ile birlikte sürrealist dergi VVV’yi yayınlamıştır

Etkileri

1920’lerde sansasyonel birşekilde sanat yapmayı hayatının sonuna kadar satranç oynamak için bıraktığını açıklasa da, sanatçı-provokatör rolünden tam olarak kopmamıştır. Duchamp Cubism’den Dada’ya ve Sürrealizme birçok sanat akımıyla bağlantılandırılmış, ve Pop sanat (Andy Warhol), Minimalizm (Robert Morris)ve Kavramsal Sanat (Sol LeWitt) gibi birçok akıma yol açmıştır.

Bu üretken sanatçının, sanat tarihine en büyük katkısı, statükoyu kırmak için, varolan normları sorgulama, uyarma, eleştirme, ve oyuncu bir şekilde aşağılama yetisiydi. Kendisi çalışmalarıyla sanatçının bu rolünü tasdik ettirmiştir.

Duchamp’ın Çeşme eseri 2004 Aralığında İngiliz sanat çevresinden 500 kişinin oylarıyla 20. yüzyılın en etkili eseri seçilmiştir. Bugün de günümüz sanatçıları üzerindeki etkisi devam etmektedir.

Duchamp biyografisi

1887 Rouen yakınlarında Blainville’de doğdu.

1897-1907 Rouen’deki Corneille Lycee’de felsefe, tarih, belagat, aritmetik, fen, İngilizce, Almanca, Latince ve Yunanca içeren ağır ve akademik bir eğitimden geçti. Bu yıllardaizlenimcilik (empresyonizm), simya (alkemi), gizemli bilimler (okültizm) ile ilgilendi. 1904’te Paris’i ziyaret etti.

1908 Courrier Français gazetesinde çalıştı.

1910 Fovizm ile ilgilendi. Francis Picabia ile tanıştı.

1911 Futurizm, Orfizm ve biçim ayrışması uygulamaları ile ilgilendi. “Symbolic Overtones” çalışmaları yaptı. Simya ikonografisi “Bahar” adlı resmini etkiledi. Albert Poisson’un “Simyacıların Teorileri ve Sembolleri” adlı kitabı ile içiçeydi. Kübistlerin “Section d’Or” grubu ile çalışmaya başladı.

1912 İki aylığına Münih’i ziyaret etti. “Merdivenden inen çıplak” adlı tablosu, Section d’Or sergisinden reddedildi. Temmuz ayında “Büyük cam”ın ilk eskizlerine başladı.

1913 St. Genevieve kütüphanesinde çalıştı. “Zaman ve Mekanı Ölçülendirme Sistemi”ni geliştirdi. “Şansın Yasaları” nı konu alan müzikal kompozisyonlar yazdı. New York’a gitti. Dev “Armory Show” sergisine “Merdivenden inen çıplak” ile katıldı. Resim skandal yarattı.

1914 İlk “Ready-Made”ini yarattı.

1915 Yeniden New York’a gitti. Francis Picabia ile buluştu. Arensberg ve Stieglitz’in katkılarıyla çağdaş sanat sergisini açtı. “Büyük Cam” üzerine çalışmaya devam etti. New York Dada hareketinin merkez katılımcısı oldu. Zürih Dada ile bağlantı kurdu.

1917 “Dada ve Anti-Sanat kuramları doğrultusunda, Anti-Sanat niteliği taşıyan çalışmalar yaptı. “Bottle Rock”, “L.H.O.O.Q.” gibi manifestolarından sonra, New York’taki bir sergiye “R. Mutt” takma adıyla “Çeşme” ismini verdiği porselen bir idrar kabıyla başvurdu ve reddedildi.

1918 New York Dada ile Zürih Dada’nın bir araya gelmesini sağladı.

1921 Saçını kuyruklu yıldız (komet) biçiminde kestirdi. Her türlü sanatsal rekabetten ve kendini kanıtlama çabasından çekildi. Satrançla uğraşmaya başladı.

1926 Man Ray ve Marc Allegret ile beraber “Anemik sinema”yı yaptı.

1934 “Kendi güveyleri tarafından çırılçıplak soyulan gelin” ya da “Büyük cam” adlı toplu çalışmayı yayımladı. New York ve Paris çağdaş sanat sergileri gibi bazı organizasyonlara yardım etmek dışında hiçbir sanatsal etkinlikte bulunmadı. 1920’lerden beri büründüğü içine kapanık tavrı daha da arttı.

1947 Paris’teki Sürrealizm sergisinin gerçekleşmesine büyük yardımı dokundu.

1967 Rouen müzesinde, kardeşleri yontucu Raymond Duchamp-Villon, ressam Gaston Duchamp ve ressam Suzanne Duchamp ile beraber retrospektif sergisi açtı.

1968 Neuilly’de öldü. Daha sonra hayatının son yıllarını ve daha önceki çalışmalarını özetleyen ikinci bir asamblaj açıklandı.

Oca 092016
 

Appearence Behind Locked DoorsDuccio di Buoninsegna (d. 1255 – ö. 1318) İtalyan bir ressamdır. Orta Çağ’ın en büyük ressamlarından birisidir. Siena Okulu’nun kurucusudur. Bizans ve Klasik Dönem sanatından oldukça etkilenmiştir. Siena Katedrali’nin altarı için yaptığı Maestà, sanatının doruklarına ulaştığı en önemli eserdir.

Siena kentindeki resim sanatının öncüsü ve Barok sanatın doğuşuna kadar da kentin sanatını, bıraktığı izlerle etkilemiş bir isimdir Duccio. Bizans resim sanatının özelliklerine bağlı kalan Duccio, koyu dindarlık duyguları içeren resimler yapmıştır. Duccio, Cimabue etkisinde İtolabizanten tarzda resimler ortaya koymuştur. Tabii, Bizans sanatı unsurlarını aşarak abartılı/iddialı renkleri kullanmıştır. Ayrıca kendine özgü bir çizgi ritmi geliştirmiştir. O, Siena sanatını yenilemiş, Floransalı sanatçıların katkılarını özümlemiş bir Gotik resim yapmıştır. Resimlerinde kozmos olarak altın yaldız rengi kullanmaya devam etmiştir.
Elemanlar arası boşluğa daha bir şans tanıdığı, özellikle “Rucellai Madonnası” isimli kompozisyonunda (No. 9) gerek meleklerin arasındaki mesafeyle, gerekse taht ve arkasındaki mesafenin hissettirilmesiyle daha duyarlı, ama doğalcı olmayan bir mekânın izini sürdüğünü açık biçimde ortaya koymaktadır. Fakat meleklerin yüzlerindeki ifade aynılıkları, yanı sıra tahtın gene geriye doğru genişliyor olması, Bizans resim sanatının özellikleri olarak dışa vurulmuştur. Sanatçının doğa atmosferi gösteriminde altın yaldızı hiç çekinmeden devamlılık halinde kullandığına tanık oluyoruz.
“Meryem’in Gömülüşü” kompozisyonunda (No. 10), belki ağaçların var olması bize natüralizmi sunar, fakat gökyüzü altın yaldız rengidir. Oysa bu resmin, ağaçlar ve tepelerin orantı eksikliğine rağmen, kendini doğasallık süreci içinde kabul ettirdiğini görürsünüz.
“Çocukların Öldürülmesi” olayı (No. 11) karşısında yaşanan matemin dışavurumunda ise, duygu anlamında, yeknesaklığın olduğunu kabul ederiz. Hatta burada Meryem’i tutanların başları neredeyse Bizans resminin bir özelliği olaraktan birbirine eşitlenmiştir (İzokefali). Bir de gerçekten altın yaldız renk seçiminde oldukça abartılı bir ton kullanmıştır sanatçı. Duyguları, yüzlerde oluşan jest ve mimiklerle anlatmaya çalışırken bile, duygu-yüz ilişkisinin basma kalıp bir anlayışla değerlendirildiğine tanık olabilirsiniz. Bazı biçimsellikler kompozisyona yüklense bile, genel bir söyleyişle söz konusu biçimlere, henüz bir ruh verilememiştir. Her renk, dönemine göre oldukça bağırır, yani dışavurumcudur. Yine bu sanatçının resimlerinde, bir hareket vardır, ama adına tam bir hareket demek zor gelmektedir. Bu bir tür, “hareketsizlik içindeki hareket” olarak nitelendirilebilir. Duccio resim anlayışında figüratif hareketin yapamadığını, rengin yaptığını ifade edebiliriz ve bu tespitin altını çizebiliriz. Figürasyonu istifleme, Duccio’nun benimsediği bir özelliktir. Bir minyatür zihniyeti ile çalıştığı gerçektir. Bunu, adeta fragmanlaşma sağlamış “Maesta” resimlerinde (No. 12) görürüz. Diapozitif gösterirken, fragmanlar halinde nasıl görüntüler duvara yansırsa ve adeta cansız bir film etkisi yaparsa, işte bunun aynısı, söz konusu Maesta resimlerinde görülür. O nedenle bu resimlerdeki tipik ve tuhaf ani donmuşlukları ve ani çözülmüşlükleri, ancak bu şekilde açıklayabiliriz. (kaynak: http://www.ozkaneroglu.com/)

Oca 062016
 

Caballos_en_libertad_-_Alfred_de_DreuxPierre-Alfred Dedreux ismiyle eserlerini imzalamıştır.  (1810 23 Mart, Paris – 1860, 5 Mart, Paris) Fransız portre sanatçısıdır. Özellikle hayvan konulu, özellikle atlarla ilgili resimleriyle tanınmıştır.

Mimar Pierre-Anne Dedreux (1788-1834)’un tek oğluydu. Annesi Louis Becq deFouquières yazardı. 1815 yılında ailesiyle Roma’ya yerleşmiş ve orada yaşamıştır. Roma’da ailesinin bir arkadaşı olan Théodore Géricault kendisinin ve kızkardeşi Elise’nin portlerini yapmıştır. 1823 yılında amcasının ısrarıyla ressam Pierre-Joseph Dedreux-Dorcy ile çalışmaya başlamıştır. Kısa bir zaman sonra atlı portreleri ile ünlenmiştir. Kral ve  İngiliz aristokrat ailelerin atlı portlerini resmetmiştir.

Oca 052016
 

Flying FishViktorya dönemi ressamlarındandır. 1864′ te londra’da doğdu. st. john’s wood art school ve royal academy’de öğrenim gördü. 1888 – 1892 yılları arasında da roma ve paris gibi şehirlerde birçok eğitsel işlere girişti. 1890’da illüstratör olarak çalıştı. 1891’de evlendi ve bir kız çocuğu sahibi oldu. 1894 yılında sanatının en verimli dönemine girdi, yaptığı popüler ve başarılı mitolojik resimlerle hızla ün kazandı. “the lament of icarus” adlı eseriyle 1900 yılında paris’te altın madalya kazandı. 1920’de yaşama veda etti.
Draper’in sanatı güçlü ve duyarlı bir hayal gücünün güzelliğe tapınışı gibidir. eserlerinde mitolojinin özünde yatan ölümsüz dramayı başarıyla yorumlayarak 1900’lerde dikkate değer bir başarı kazanmış ancak yüzyılın başlarında nihilizmin ve kübizmin gölgesi altında hızla unutulmuştur. diğer birçok klasik sanatçı gibi, değeri ancak bir yüz yıl sonra ve daha duyarlı, daha sağduyulu bir kültür tarafından yeniden anlaşılmaya ve kabul edilmeye başlamaktadır.
Draper’in yapıtlarındaki ana tema kadınlar ve su arasındaki ilişkidir ve en başarılı eserlerinin hemen hepsinde çıplak kadınları deniz veya ırmak kıyısında resmeder.
Draper üzerine bir inceleme yazan simon toll’un belirttiği gibi; mitolojide her zaman en iyisi su kıyısında karşılaşılan kadının baştan çıkarışından kaçınmaktır. çünkü bu kadınlar değişmez bir şekilde suyun soğuk ve yutucu tabiatını edinmişlerdir. ne var ki iki tür deniz perisi vardır: siren ve ondin. sirenler tehlikeli ve acımasız oldukları halde ondinler okyanusun neşeli ve cezbedici ruhudur. draper yapıtlarında bu iki tematik akıntı arasında gidip gelmiş ve hem tehlikeli hem de şehvetli deniz perilerini resmetmiştir. draper’in öldürücü kadınları aynı anda hem yalvarır hem iterler, ayartırlar, uyarırlar, isterler ve küçümserler…
“summer seas” adlı eserinde onun resimlerinde görmeye alıştığımız peri kızları ve baştan çıkartıcı sirenlerden ziyade daha sade kadınları resmetmiştir. resimdeki iki kadın figürü yunan ve roma klasisizmine ait antik imgeleri çağrıştırır.
“the gates of down” tablosu ressamın en anıtsal yapıtlarından biri olarak kabul edilir. eserde şafak tanrıçası aurora betimlenmiştir. uyanan tanrıça, helios’un arabasıyla geçebilmesi için göğün parlayan kapılarını açmaktadır. aurora davetkâr ve çekici, görkemli, gururlu ve tanrısal olarak güçlüdür. Afrodit’in sevgilisi Ares’i baştan çıkardığı için afrodit tarafından cezalandırılan aurora durup dinlenmeden genç erkekler peşinde koşmaya ve yok edici olmaya mahkum edilir. bu eserde tanrıça bir sonraki kurbanı için bekliyor olabileceği gibi pekala yeni güne bakıyor da olabilir, çünkü ne de olsa şafaktır…

Oca 012016
 

Old Woman Reading a BibleGerrit Dou (7 Nisan 1613 – 9 Şubat 1675) Gerard, Douw veya Dow olarakta bilinir. Vitray sanatçısının oğlu olarak dünyaya geldi, bu yüzden Gerard Dou cam oyma ve boyamayı çocukluk yaşlarında öğrenmiştir.
1628 yılında Rembrandt’ın yanında çıraklığa başlamıştır. Rembrandt’ın yanında ışık ve gölge üzerine eğitimler almıştır. Gerrit Dou özellikle Işık, gölge ve kontrast alanındaki titiz çalışmaları olmuştur. Mum ışığındaki sahneleri oldukça popüler olmuştu. Bu eserlerini yüksek ücretlerle satmıştır. Takipçileri, Frans van Mieris, lider Leiden bir fijnschilder’dir. Sanatçı Johannes Hannot, DOu’nın eserlerinin evde tek başına bir sergi açarak beğenilere sundu. Gerrit DOu uluslararası bir üne kavuşmuş, eserleri krallar, prensler tarafından alınmıştır. Gerrit dou’ya yurtdışından bir çok teklif gelmesine rağmen, kraliyet kendisini bırakmamıştır.

Dönem: Barok, Hollanda Altın Çağı

Eserleri:

  • Gece Okulu (Rijksmuseum, Amsterdam)
  • 1628: Astronom (Hermitage Müzesi, St. Petersburg)
  • 1630’lardan: Bir lectionary (Rembrandt’ın annesi) Okuma Yaşlı Kadın (Rijksmuseum, Amsterdam)
  • 1630’lardan: Bir Kız Portresi (Manchester Sanat Galerisi, İngiltere)
  • 1631: Prince Rupert, (J. Paul Getty Müzesi, Los Angeles)
  • 1635-1636: Sabun Bubbles Üfleme a Boy ile Natürmort (Batı Sanatı, Ulusal Müzesi Tokyo)
  • 1635-1640: Bir İnsanın Portresi (National Gallery, Londra)
  • 1637: Genç Kemancı olan bir İçişleri (İskoçya Ulusal Galerileri)
  • 1640s: Genç Kadın Portresi (National Gallery, Londra)
  • 1640-1645: Bir İnsanın Portresi (Hermitage Müzesi, St. Petersburg)
  • 1642-1647: St. Çöl Jerome (Memorial Art Gallery Rochester Üniversitesi, New York)
  • 1645: Okul Müdürü (Fitzwilliam Müzesi, Cambridge)
  • 1646: Kız Kesme Soğan (Kraliyet Koleksiyonu, Londra)
  • 1647: Natürmort ile Kitap ve Cüzdan (J. Paul Getty Müzesi, Los Angeles)
  • 1650: Hollandalı Ev Hanımı (Louvre, Paris)
  • 1650’ler: Genç Anne (Gemäldegalerie, Berlin)
  • 1650’ler: Self Portrait (Rijksmuseum, Amsterdam)
  • 1650’ler: Window at Portre (Residenzgalerie, Salzburg)
  • 1652: Quack (Müze Boymans-van Beuningen, Rotterdam)
  • 1653: Doktor (Christchurch Sanat Galerisi Te Waiwhetu o Puna, Christchurch, Yeni Zelanda)
  • 1653: Violin Player (Liechtenstein Sarayı, Viyana)
  • 1655: Ekmek Kesme Yaşlı Kadın (Museum of Fine Arts, Boston)
  • 1655: Candlelight tarafından Astronom (J. Paul Getty Müzesi, Los Angeles)
  • 1658: Genç Anne (Mauritshuis, Lahey)
  • 1660-1665: Yaşlı Kadın makaradan çıkarma konu (Hermitage Müzesi, St. Petersburg)
  • 1660-1665: Asker Bather (Hermitage Müzesi, St. Petersburg)
  • 1660-1665: Kadın Bather (Hermitage Müzesi, St. Petersburg)
  • 1660-1665: pipolu oto portresini (Louvre, Paris)
  • 1661: Bir Münzevi (Wallace Koleksiyonu, Londra)
  • 1663: ödemli Kadın (Louvre, Paris)
  • 1663: Elma, bir bakır Bowl ve Cock sülün ile Window at Kadın (Fitzwilliam Müzesi, Cambridge)
  • 1665: Bir Lady clavichord oynarken (Dulwich Picture Gallery, Londra)
  • 1670: Praying bir Münzevi (Minneapolis Institute of Arts, Minnesota)
  • 1670: Hermit (National Gallery of Art, Washington, DC)
  • 1670’I: Bir poulterer en Dükkan (National Gallery, Londra)
  • 1670-1675: Ringa Satıcı (Hermitage Müzesi, St. Petersburg)
  • Kendi Portresi (National Gallery, Londra)
  • Bir Genç Adam Portresi (Fitzwilliam Müzesi, Cambridge)
  • Akşam Işık (Rijksmuseum, Amsterdam)
  • Genç Adam (Lahey)
  • Cook (Louvre, Paris)
  • Spinner (Gala- Salvador Dalí Vakfı)
  • İplik Makara (Güzel Sanatlar San Francisco Müzeleri)
  • Okuyucu (San Francisco Güzel Sanatlar Müzeleri)
  • Bilinmeyen Gentleman Portresi (Güzel Sanatlar Müzesi Montana Üniversitesi’nden, Missoula)
  • Istirahat köpek (Boston Güzel Sanatlar Müzesi)

Invalid Displayed Gallery

Ara 292015
 
Dosso Dossi.jpg

Dosso Dossi Kendi Portresi

Dosso Dossi (c 1490 -. 1542), Gerçek adı Giovanni di Niccolò de Luteri’dir, italyan rönesans dönemi ressamıdır. Ferrara resim okulunda çalışmıştır.

Biyografi:

Dossi, San Giovanni del Dosso ‘da doğmuştur. Mantua ilinin bir köyünde. İl eğitim zamanları ve yaşamı tam bilinmemektedir. İlk eğitimlerini yerel okullarda aldığı düşünülmektedir. Kardeşi Battista Dossi ile sık sık çalışmıştır. Battista Dossi roma resim atölyesinde eğitim almıştır. Garafola’nın yanında çalıştığı da bilinmektedir.

Dosso Dossi resimlerinde şifreli algoritmik mitolojik temalar kullanmıştır. Eserlerinin bir çoğunda hıristiyan ve eski yunan temalarını yağlı boya kullanarak resmetmiştir.

Eserleri:

  • Bağış ile Kutsal Aile (1514, Philadelphia Museum of Art)
  • Elysian Fields Aeneas, (1518-1521, National Gallery of Canada, Ottawa)
  • Virgin Sts Vaftizci Yahya ve John Evangelist için görünen (1520s, Uffizi Galerisi, Floransa) 
  • Jüpiter, Merkür ve Fazilet, (1524, Wawel Kalesi, Krakov)
  • Mitolojik Sahne, c.1524; tuval üzerine yağlıboya, 164 x 145 cm, J. Paul Getty Müzesi, Los Angeles
  • Fortune ve Alegori, c.1530; tuval üzerine yağlıboya, 178 x 216,5 cm, J. Paul Getty Müzesi, Los Angeles
  • Man Üç Yaşı veya rustik İdil; 77.5 x 11.8 cm, Metropolitan Sanat Müzesi
  • Aeneas, Barber Institute, Birmingham
  • Herkül ve Pigmelerinin Joanneum Alte Galerie Graz
  • TubalCain (Müzik Alegori) Museo Horne
  • Witchraft Stregoneria (Başkan Yardımcısı ve Fazilet arasında Herkül Seçimi) Galleria degli Uffizi
  • Aziz Michael (Staatliche Kunstsammlungen, Dresden)
  • Aziz George ve Ejderha (Staatliche Kunstsammlungen, Dresden)
  • Bir Savaşçı portre, Floransa Uffizi Galerisi,
  • Bir Gençlik Portresi, portre Lucrezia Borgia, National Gallery of Victoria