Ara 232013
 

imagesCAQWTKTIÖzlem duygusunu asla ehlileştiremezsiniz. Kontrol altına almak hiç mümkün değildir çünkü. Tıpkı yıldırım gibidir, sıcak ve soğuğun aniden çarpışması gibi, milyonlarca voltluk birikimiyle en yakıcı duygu olarak manyetize eder sizi.

Hep hazırlıksız yakalar insanı, bazen bir düşüncenin ortasında, bazen eski bir şarkının notaları arasında belirir ansızın. Bazen de nerelerden süzülüp geldiği belirsiz bir ‘koku’ taşır özlemi size. Çok uzaklardan gelen ve aceleyle yazılmış birkaç satırlık bir not da yeterli olabilir, gizlenmiş binlerce ‘an’ın şiddetli bir özleme dönüşmesine.

En sarsıcı olan da, birini özlerken, bütün kaybettiklerinizi birden özlemenizdir aslında. Öyle yoğun, yakıcı ve kapsayıcı bir duygudur ki özlem, dar bir alana sıkışıp kalamayacağını ve tek bir kişiyle yetinemeyeceğini hissettirir size. Bütün kayıplarınız, en fazla özlediğiniz kimse olarak çıkar karşınıza böylece.

Özlemi dindirmenin bilinen hiçbir çaresi yoktur, özlenene kavuşmaktan başka tabii. İnsan doğası, ara sıra da olsa, dayanabilmek için unutturmasa, özlemin ağır bir hastalığa dönüşebilmesi de mümkündür bence.

Birini özlerken, onun yokluğuyla birlikte varlığını da hissederiz aynı zamanda. Bu tuhaf çelişki daha da gerginleştirir bizi. Üzerimizde onun dokunuşları kalmıştır.

Yüzümüzde bakışları, zihnimizde uçuşan sözcükleri, ses tonunun katları kıvrımları arasındaki anlamlar hiç buğulanmaz.

Görüntüleri de, sesleri de, hep aynı tazelikte ve yakınlıkta koruruz, tekrar tekrar seyretmek ve dinlemek için. Böylece özlediğimiz kimsenin yokluğu, bir yandan da sürekli olarak varlığını taşır bize hep.

Hatırladığımız herkesi özlemeyiz ama, özlediklerimizle ilgili bütün ayrıntıları hatırlarız mutlaka. Onlarla ilgili birikmiş bütün ‘an’larımızı ve anılarımızı hatırlayarak tedavi etmeye çalışırız kendimizi.
İçlerinden en fazla ruhumuzu okşayanı seçer, tekrar tekrar ve sadece onu seyrederiz. Bu bazen işe yarar, bazen daha da marazi hale dönüştürür özlemi.

Bilinen en iyi yol budur yine de.

Tabii daha da iyisi, özleyeceğiniz kişinin yanınızda kalmasını sağlamaktır. Ama bu sadece size ve ona bağlı olmaz her zaman, bazen hayat da bunu yapmanıza izin vermez.

Özlem duygusunu asla ehlileştiremezsiniz. Hele özlediğiniz çok uzaklardaysa…
Çaresizlik, daha da çoğaltır özlemi. Bazen, -çok uzaklardan, bir başka kıtadan da olsa- gönderdiği mail’in satıraralarında, tanıdık şefkatini hissettirir size, yorgun sesini duyar gibi olursunuz ve onun uzaklardaki yalnızlığı içinizi yakar bu defa, ama yine de sakinleşirsiniz.
Siz sadece onu özlerken, uzaklarda olanın, birçok şeyi birden özlediğini ve yalnız olduğunu farkına varırsınız.

Kendi özleminizle sarsılırken, bunu gözden kaçırdığınızı anlarsınız.

Bu acı verir ama aynı zamanda da sakinleştirir sizi.

Özlemin eğitici etkinliği de budur işte!

P.Barısta

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: