Tem 292016
 

15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’nin tarihine kara bir leke olarak  çökecektir. Türkiye genel olarak senelerce bunun yıkıntısını toparlamaya çalışacak ama yinede izleri kalacaktır.

Bundan sonraki süreç için neler yapılabilir, maddeler halinde kendimce sıralıyorum. Bu süreçte yapılmaması gereken yanlışlar, illaki yapılması gerekenler nelerdir bunlara değineceğim.

  • Hayatta doğru veya yanlış yokturdur. Sadece doğrular ve sadece yanlışlar olarak olayları ele almak sorunlara yol açabilir. Doğru yoktur, daha doğru vardır. yanlış yoktur, daha da yanlış vardır. Doğru içinde yanlış, yanlış içinde doğru vardır. Yanlış bir yol ile doğru sonuca ulaşmamızda mümkün değildir. Ama bir çok doğru yol ile doğru yola ulaşmamızda mümkündür. Aradaki fark doğru yollardan ilerlerken o yolda tahribata yol açmamaktır. Doğrunun en doğrusunu araştırıp düşünüp bulmak gerekir. Neden-sonuç ilişkileri kapsamında her olayı ele alıp tek başına doğru larla hareket etmememiz gerekir. Örneğin bana göre Türkiye’nin uzun süreli enerji ihtiyacı için nükleer santral kurmak doğrudur. Doğru içinde bir yanlış var ki oda bunu İğneada’ya kurmaktır. Doğrudan daha doğru olan alternatif temiz enerji kaynaklarına yönelmek. (rüzgar enerjisi, güneş enerjisi) Her konuda bu neden-sonuç ilişkilerini ve daha doğru olanı araştırıp bunlar üzerine eğilirsek bir çok sorunu daha başlamadan engellemiş oluruz.
  • Halkımız artık dahada bilinçlenmeli, yitirdiğimiz kültürlerimizi, değerlerimizi tekrardan geri kazanmalıyız. Burada hem kişilere hemde, kişileri eğitmek görevi olan devlete iş düşmektedir. Özellikle medya bu konuda çok etkin olduğu için yayınlanacak tüm yayınlar halkın genel bilgi, kültür, ahlakını düzeltecek yönde olmalıdır. Tek bir tanesi bile kısmen düzelse çorap söküğü gibi her şey peşpeşe düzelecektir. Siz bir çocuğa yeşili sevdirirseniz, sahillerdeki çöp dağlarını engellersiniz. Siz bir çocuğa hayvanı sevdirirseniz, insanı sevecektir. Siz bir çocuğa büyüğe saygıyı öğretirseniz, dinlemeyi öğretirsiniz. Siz bir çocuğa okumayı öğretirseniz, her şeyi öğretmiş olursunuz. Siz bir çocuğa Allah sevgisini öğretirseniz, her şeyi sevmeyi öğretirsiniz.
  • Hakımız düşünmeyi öğrenmelidir, bağımsız sadece kendi özgün fikirlerini sunmalıdır. Ne kadar özgün olursa, karşıt fikirlerede o kadar saygılı olur. Farklı fikirleri duymaktan çekinmemeliyiz, doğrusunu bulmak için araştırmalı, öğrenmeliyiz ve yeri geldiğinde klişe şeylerden uzaklaşarak kendi özgün fikirlerimiz ile karşı çıkmalıyız. Her varlık gelişebilmek için zorluklarla karşılaşmalıdır, insanda her zorlu düşünce karşısında beynini zorlayarak geliştirir.
  • Türkiye’de bulunan akademisyen, düşünürler, yazarlar, bilim adamları, sanatçılar bir şekilde devlet kadrolarında yer almalıdır. Önemli insanların IQ seviyeleri genel toplum bireylerinin çok üzerindedir. Bizler bir konu hakkında 10 farklı düşünceye sahip isek, onlar belki 100 belki 1000 farklı düşünceye sahiptirler. Bunlar her zaman devlette etkin rol oynamalıdır, bizim öngöremediğimiz durumları önceden öngörerek düzeltici önlemler alınmalıdır.
  • Zeki insanların hükümette yer almaları sağlanmalıdır. Özellikle sayısal bilimler okumuş insanların hükümet kadrolarında, bakanlıklarda ve önemli konumlarda yer almaları sağlanmalıdır. Alakasız bir eğitim görmüş insanın, alakasız bir bölümde müdür olarak durması bu halka yapılmış haksızlıktır. Liyakat sistemi oturtulmalı ve işin ehlini o işlere atamalıyız.
  • Particilik, ırkçılık, dincilik, milliyetçilik vs. bu toplumun kanayan yaralarıdır. Bunları her kaşıdığımızda kanar ve o yara hiç düzelmez. Toplum olarak bizden olmayanları, ötekileştirmeden vazgeçmemiz ve olduğu gibi kabul etmeliyiz. Takım tutar gibi parti tutulmaz. Sorgulamayan, her denileni koşulsuz yapan sadece hayvanlardır. Kuran-ı Kerim’de sık sık “okuyup anlayasınız, düşünesiniz diye” geçen cümleler vardır. Allah bile anlamımızı düşünmemizi istiyorken biz körü körüne bir partiyi vs. tutamayız. Her müslüman insan  düşünebilmelidir. Yanlışsa yanlış, doğruysa doğru diyebilmelidir. (maalesef şu an bu çok uzaklarda, toplumun büyük kesimi sadece inanır)
  • Hükümet ve muhalif partiler darbe sonrası süreçte ortak hareket etmelidir. Ortak görüşlerin hakim olduğu bir çözüme gidilmelidir.
  • Eski hatalardan ders alınmalı ve tekrar aynı hataların yapılmaması sağlanmalıdır. Buda sadece aykırı fikirleri ele alarak olabilir. Nitekim Ergenokon ve Balyoz davalarına baktığımızda toplumun azınlık bir kesiminde bu davların bir kumpas olduğu alenen yazılmış söylenmiştir. Yüzlerce deneyimli, yetişmiş, vatanı milleti için ölümü göze almış değerli insanlar bu süreçte yok sayılmış, itibarsızlaştırılmış, hakaretler edilmiş, vatan haini ilan edilmişlerdir. O zaman aykırı fikirlerde dikkate alınsaydı, şimdiki durumu yaşamıyor olabilirdik.  Onların hayatlarını geri veremeyiz, sadece bir daha aynı olayların olmasını engelleyebiliriz. Engellemek içinde her fikre ihtiyacımız vardır.
  • Devlet kadroları artık kadrolaşmalardan vazgeçmeli, iş gerçekten kimin hakkıysa ona verilmelidir. Arkadaşlık, kardeşlik, akrabalık, dostluk ilişkileri ile devlet kadrolarına adam yerleştirme kalkmalıdır.
  • KPSS anlaşıldıki tek başına yeterli değil, Bundaki açıkları kullanarak 10 binlerce kişi haksız yere devlet kadrolarına yerleşti. Her kurum bağımsız olarak eleman alabilmeli ve bu alımları da bağımsız bir denetim mekanizması yapmalıdır. Devlet kadrolarına yetişmiş, tecrübeli, memur zihniyetinden gelmemiş insanlar alınmalıdır. Örneğin bir mühendislik kadrosuna ömründe hiç tecrübesi olmayan yeni mezun bir insanı almak mantık dışıdır. Sonuç olarak bu sistemin tamamen değişmesi gerekmektedir.
  • Milletvekillerin seçiminde bazı ön kriterlerin olması gerekir. Çöpçü bile alınırken bir sürü kriter alınırken, devleti temsil edecek kişilere hiç bir kriter koymamak tamamen akıl dışıdır.
  • Seçim sistemi biraz değiştirilebilir. 2 kademeli bir seçim sistemine geçilebilir. Bu şekilde daha net daha demokrasiye yönelik seçimler sağlanabilir.
  • Referandumlar % 50 kriterine bağlanmamalı, önemli olanın çoğulculuk olduğu yeni bir referandum sistemine geçilebilir, Örnek % 75 evet veya hayır seçeneği gibi.
  • Zamanında kumpas sonucu mevcut mevkilerinden atılmış olan, istifa etmiş olan kişilerin itibarları geri verilmeli, devlet olarak özür dilenmelidir. Gerekirse bu kişiler tekrar kadrolara geri alınmalıdır.
  • Darbe girişimi sonrası yapılan görevden uzaklaştırmalar, tutuklamalar vs. çok dikkatle yapılmalıdır. Darbeye fiilen iştirak etmemiş olan kişiler net olarak ayırt edilebilmelidir. Terör örgütüne daha önce sempati besleyen kişilerde net olarak ayırt edilmeli, bunlar hakkında herhangi bir işlem yapılmamalıdır. Yukarıda bahsettiğim gibi yanlış yanlışa götürür. Yanlış hareketler daha fazla yanlışı doğurur sadece.
  • TSK hızla toparlanmalı ve itibarları geri verilmelidir. Demokrasi nöbetleri artık son bulmalıdır. Bu nöbetler sadece TSK yı itibarsızlaştırmaya yaramaktadır. Bunlar bir süre sonra farklı sorunlara yol açabilir.
  • TSK daki liyakat sistemi gelmeli, siyasetin TSK içindeki atama vs. işlerine karışmaması sağlanmalıdır. Anladık ki siyaset girince dahada kötü sonuçlar doğmaktadır.
  • Kimse özel hayatı, özel düşünceleri için yargılanmamalı. Önemli olan vatan, millet, devlet sevgisidir, bu kriterlere göre hareket edilmelidir.
  • Terör örgütünün beyinlerini yıkadığı bir grup olabilir. Darbeye Fiilen bulaşmamış pişman olan kişiler tekrar değerlendirilmelidir. Nitekim cumburbaşkanımız bile kandırıldık diyebiliyor. Halkımız kandırılabilir, mazur görülebilir ama cumburbaşkanı kandırılamaz, kandırılırsada mazur görülemez.
  • Kapatılan özel kurum ve kuruluşlar tekrar değerlendirilmelidir. Uzun soluklu olacak sorunlarda bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir anda yüz binlerce kişinin işsiz kalması çözüm değildir, aksine çok ters sonuçlar doğuracaktır.
  • Güç neredeyse onun lehine konuşan, yayın yapan medya kuruluşları bağımsızlaştırılmalıdır. Her yapılanın doğru olduğunu söyleyen bir medya Türkiye’ye sadece ve sadece zarar verir. Geldiğimiz noktada da bunu görmekteyiz.
  • İstihbarat birimleri tekrar elden geçmeli, nerelerde istihbarat zaafiyetleri oluşuyor bunlar çıkarılmalı ve çözülmelidir.
  • Bu kadar büyük bir girişimin istihbaratını alamamış olan kurumlar incelenmeli. Gerekli kişiler görevlerinden alınmalıdır.
  • Soruşturma hala kısıtlı yapılmaktadır. Bazı devlet kurumlarına henüz soruşturma hiç yapılmamıştır. Örnek polis departmanı, millet meclisi, Milli istihbarat vs. buralarda kısa zamanda soruşturulmaya başlanmalıdır. Özellikle hükümet kanadı olmakla beraber tüm meclis soruşturulmalıdır. Bu darbe girişimi tek başına TSK nın kalkıştığı bir iş olmaktan uzakta. Sivil kısımdan da bu işi organize edenler olabilir.
  • Darbe sonrası kimi gruplar hükümetin tiyatrosu dedi bu girişim için. Bunlarda sogulanmalı ve dikkate alınmalıdır. Hükümet içindeki bir grupta ön ayak olmuş olaibilir. Yani hükümet %1 ihtimalleri bile değerlendirmelidir. Nasıl ki daha önce değerlendirmedi ve sonuç bu oldu. Bundan sonra her ihtimal araştırılmalıdır.
  • Geriye dönük yapılan sınavlar, atamalar vs. hepsi incelenmeli pürüzlü olanlar düzeltilmelidir.

Read the latest car news and check out newest photos, articles, and more from the Car and Driver Blog.

Tem 212016
 

Şu an bu yazıları yazıyor olmak bile güzeldir. Eğer Cuma günü denenmiş olan darbe gerçekleşmiş olsaydı, hayatımızdan bir çok şeyi alıp götürecekti. Muhtemel neler olacaktı;

  • Bu yazıyı yazamıyor olacaktım, muhtemelen tüm türkiye interneti kapatılacaktı. Hiç bir şekilde internet üzerinden bilgi, alışveriş, sosyal hayat, haber vs. olmayacaktı.
  • Sevdiklerimize ulaşamıyor olacaktık.
  • Gelişmeleri takip edemiyor olacaktık. Tüm tv ve kanallar ya kapatılacak yada tek bir yayın yapacaktı.
  • İşime hala gidemiyor olacaktım, dışarı çıkma yasağı olacaktı.
  • Ekmek, su vs. gibi zaruri ihtiyaçlarımızı karşılayamıyor olacaktık.
  • Her an birilerinin bizi alıp götürmesi tedirginliğini yaşıyor olacaktık.
  • Belki 10000, belki 100000, belkide 1 milyon kişi askeri mahkemelerde yargılanıyor olacaktı. Belki de 1000’lercesi idam edilecekti.
  • İşimizi kaybetme korkusu olacaktı.
  • İşverenler veya birikimi olanlar paralarını çekip fabrikalarını işyerlerini kapatacaklardı. Durumu iyi olanlar bir şekilde yurtdışına gitme arayışlarında bulunacaktı.
  • Uzun vadede Türkiye’de bütün yatırımlar vs. duracaktı. Turist olmayacaktı, yabancı yatırımcı olmayacaktı. Ekonomi tam anlamıyla dibe vurmuş olacaktı. DOlar ve Euro belki 5 tl belki 10 tl olacaktı.
  • Devlet resmiyette çökmüş olacak, devletin işleyen tüm kademeleri işlemez hale gelecekti.
  • Hükümet kurulsa bile boyunduruk altında olacak ve 80 lerdeki durumlar yaşanacaktı.

Darbe Allah’a şükür ki olmadı, mevcut düzen devam edecek ama 2 sene Türkiye yine karanlıklarda kalacaktır. Bunun enkazını kaldırmak kolay olmayacaktır. Yukarıda kilerin bir kısmını darbe olmamasına rağmen yaşayacağız.

Allah kalbi temiz insanlara yol açar inşallah.

Read the latest car news and check out newest photos, articles, and more from the Car and Driver Blog.

Nis 222016
 

HÜZÜN

Bu nasıl bir ezgi , gece ve ben …ağlamak istiyor gözlerim, inadına ağlamak yok diyor sessiz yüreğim.

Yalnızlığa gömülmüş , feryadım, figanım karışmış her nağmeye ,olsun varsın yinede inadına.

Açsam, şaçsam, dönsem, yıksam kapıları …dokunmayın desem çocuklar gibi sessizce ağlasam gizlice, hıçkırsam, ama ağlamak yok inadına.

Dalsam, yaksam yangınları , su yansa ateş donsa inadına, bir matem belirse yüzümde sussam hiç konuşmasam

Türküler yaksam sevgiliye , duyar mı? , duyulur mu? …nağmeler atsam rüzgara karışık.

Hafifçe rüzgar esse, yüreğimi yaprak yaprak titretse üşüsem ,belli etmesem inadına.

Yağmur yağsa , koklasam kokusunu, hafifçe ıslansam süzülse yanaklarımdan.

Çöksem olduğum yere çamur olsa her yerim , her yerim kirlense, soğukluğu vursa bedenime.

Uzandığımda dokuna bilsem gök kuşağına ,dalsam gizemine renklerin.

Korkusuzca dalabilsem kapatsam gözlerimin perdesini gecenin bilmem kaçında , bir yalın rüzgar okşasa bedenimi

ve

Hiç uyanmasam …

K.GEDİK

07.07.2004

Read the latest car news and check out newest photos, articles, and more from the Car and Driver Blog.

Mar 292016
 
söve formülü ve dikkat edilecek hususlar

söve formülü ve dikkat edilecek hususlar

söve formülü ve dikkat edilecek hususlar: Söve harcı hazırlanırken dikkat edilmesi gereken durumların en başında (binder , bağlayıcı) halk tabiri ile tutkalı yeteri miktarda kullanmak gerekmektedir.

(Bağlayıcı , binder) in görevi formül içinde bulunan tüm dolgu ve diğer maddeler üzerinde toplayıcı görev yaparak hepsini birbirine bağlar, bunun yanı sıra yapışma ve su direncini sağlar.

Öncelikle bu hususa dikkat etmemiz gerekecek ve uygulanması istenen formülün iyi olması isteniyorsa (Bağlayıcı , binder) miktarının yeteri miktarda ilave edilmesi gerekmektedir.

Tabi şu unutulmamalıdır, formül bir bütündür, içine girilecek her bir maddenin büyük önem taşıdığını unutmayalım, o yüzden kullanılan madde ve önemlerini açıklayacağım,

SELULOZ : Karbon, hidrojen ve oksijenin belirli belirli miktarlarda birleşmesinden meydana gelen organik bir maddedir. Tabiatta saf olarak ta bulunmakla beraber, ucuz ve bol bulunmaktadır. Selüloz saman , pamuk sapı, prinç sapı gibi çeşitli bitkilerden de elde edilmektedir.

Selüloz yapısından dolayı suyu çok sevmektedir. Söve harcı yapılırken su direncinin iyi olması istendiğinden , selüloz miktarının minimum miktarlarda kullanılarak formülün ayarlanması gerekmektedir.

Selüloz ürüne tokluk, viskozite, depolama ve uygulama kolaylığı kazandırmaktadır.

BİOSİT(ZEHİR) : Biosit adından da anlaşıldığı gibi zehir olup, ürün içinde alg, bakteri gibi olumsuz durumları engellemek için kullanılmaktadır. Son zamanlarda biosit in belirli ürünlerde aynı zamanda bir miktar köpük kesici görevi üstlendiği de söylenmektedir.

pH AJANLARI : pH ajanlarının görevi asidik olan bir ürünü bazik duruma getirmekdir. Bilindiği gibi pH  7 nin altı asidik, ph 7 nötr ve pH 7 nin üstü bazik olarak kabul edilir. Bu tarz ürünlerin performanslarını en iyi gösterdiği ortam bazik ortamdır. pH ajanları aynı zamanda Selülozun şişirilmesinde yani şişerek su içinde homojen karışımına da katkıda bulunmaktadır. pH ajanlarına örnek (amonyak , kostik, bazı amin grupları,) başlıca larıdır.

ISLATICI,DİPERSİYON AJANLARI : Islatıcı ve dispersiyon  ajanlarının türleri olup bilinen başlıca amonyum ve  sodyum tuzu yoğun olarak kullanılmaktadır. Görevleri özellikle pigment ıslatma , dolgu kabulünü sağlamak ve stabilite (depolama) de büyük görevler üstlenmektedir.

YARDIMCI MADDELER :

MFFT AJANI : Ürünlerde birleştirme ajanı olarak kullanılır. Dispersiyon boyaların Minimum film oluşturma sıcaklığını ayarlamaktadır. Buda yüzeyi çatlayan bir maddenin daha düşük sıcaklıklarda çatlamanın önüne geçebilmek ve düzgün film almak adına kullanılır. Bilinen başlıca ajanlar (texanol,igzapol,kimsanol) dur.

MONOETİLEN GLİKOL(MEG) : Çözücü ve donma engelleyici olarak kullanılmaktadır. Özellikle kış aylarında tercih edilmektedir.

DOLGU MADDELERİ : Ürüne doygunluk (yoğunluk), görüntü veren katı maddelerdir. Sövede kullanılan başlıca dolgu maddeleri (silis kum, dolamit, kalsit) olup tercihen farklı mikronlarda kullanılmaktadır.

KÖPÜK KESİCİ : Söve kullanımında köpük kesiciler pek tercih edilmezse de, karışım yada üründen gelenler köpük nedeni ile köpük kesicilere ihtiyaç duyulmaktadır. Söve gibi ürünlerde tercihen  poliüretan köpük kesiciler kullanılmaktadır.

Yazıma istinaden  geliştirilmeye açık  iyi bir SÖVE formülü paylaşıyorum.

SÖVE FORMÜLÜ

SU                                              : 47

SELÜLOZ                                 : 1,3 (100,000 lik)

pH AJANI                                : 0,6 (Amonyak)

ZEHİR                                      : 2

DİSPERSİYON AJANI          : 2,5

İPPOL  SPW 5001 (Sert)     : 160 (Söve için geliştirilmiş sert bağlayıcı- tutkal )Stiren akrilik

İPPOL SPW 7001  (Esnek)  : 15 (Söve için geliştirilmiş esnek bağlayıcı- tutkal )Stiren akrilik

MFFT AJANI                           : 6,2

SİLİS KUM                               : 762,9

KÖPÜK KESİCİ                       : 2,5

TOPLAM                                 : 1000

K.G

29.03.2016

Read the latest car news and check out newest photos, articles, and more from the Car and Driver Blog.

Mar 282016
 
Söve Hakkında Bilgi ve Söve uygulaması

Söve Hakkında Bilgi ve Söve uygulaması

Söve hakkında bilgi ve söve uygulaması nasıl yapılır ?

Söve harcı EPS ve XPS strafor gibi malzemeler üzerine uygulanan bir tür kaplama biçimidir. Üreticilerin düşüncesi ve taleplere göre istenilen modellerde sınırsız sunulabilen dekoratif ve yalıtım sağlayan bir malzemedir. Söve harcının EPS ve XPS ye uygulanması sonucu bitmiş ürüne SÖVE denmektedir.

Söve dış cephe montalamalarına göre biraz daha pahalı olsa da ,özellikle kapı,pencere, bina köşe ve kesmelerinde çok iyi bir görünüme sahiptir.

Söve nin  son yıllarda  kullanımının yüksek oralarda tüketimi olduğu gözlense de, yanlış tercihler sebebi ile bir çok kullanıcı sorun yaşamaktadır. Bunun başlıca sebeplerinden biri Üreticilerin rekabet doğrultusunda ,ucuzlatmak adına kaliteden ödün vermeleridir. Örneğin  Söve harcının en önemli malzemelerinden biri olan (polimer,binder,bağlayıcı) % de miktarlarının çok düşük oranlarda kullanılması başlıca sebeplerin başında gelirken, uygun formül sağlanamamaktadır .İkinci sebebin başında ise doğan bu rekabet sonucunda üretici firmaların biran önce üretimi yapıp kullanıcıya ulaştırma çabasından kaynaklanmaktadır. Tüketiciye göndermek adına ürünlerin kürlenme (kuruma) süreleri gerçekleşmeden sevk edilmesi ve nemli ürünlerin üstüne uygulanan boya veya beklenmeyen dış etkenler sebebiyle ürünlerde dökülme, deformasyon gibi durumlarla karşılaşılmaktadır.

Bundan yaklaşık 6-7 yıl öncesine kadar sayılabilir birkaç firma varken , bugün sayıları 150 nin üstünde küçüklü büyüklü söve üreticilerin olduğu bilinmektedir. Bu hızlı rekabet  hesaplanmayan zararlar getirmektedir. O yüzden tüketici ve en başta üretici firmalar olarak yanlışlardan zarar görmemek adına bilinçlenmekte faydanın olacağı aşikardır. Yaşanacak olumsuz bir durum , ödenmesi zor bedelleri doğurabilir.

Söve almak istiyoruz, peki bu durumda nelere dikkat etmemiz gerekmektedir.

  1. Söve harcının EPS ve XPS nin uyumunun iyi olması el ile söve harcı EPS ve XPS den kaldırılmaya çalışıldığında söve harcının kalkmaması, zorlandığı takdirde EPS ve XPS den bir parça koparıp yapısının bozulması gerekmektedir. Kısacası iyi bir yapışma gözlenmelidir.
  2. Sövenin çok sert olmaması gerekmektedir. Bu durum hava şartlarına , mevsim değişikliklerine bağlı olarak zamanla pul pul dökülmelere sebebiyet verebilir.
  3. Sövenin aşırı derece esnek olmaması gerekmektedir. Bu durum  yine dış şartlara bağlı olarak esnemeden kaynaklanacak sebep ile deforme ve üzerine uygulanmış olan boyada çatlamalara sebebiyet verebilir.
  4. Sövenin su dayanımının çok iyi olması gerekmektedir. Bu durum yağan yağmur suyu veya bir şekilde suya maruz kalma durumunda ,söve tamamen suyu içine alıp hapsedeceği gibi hızlı deforme ve dökülmelere sebebiyet verecektir.
  5. Sövenin ince ve kalın uygulanması. Kalın uygulamalar hava almayacağı gibi kusurların kapatılması için yapılmış bir uygulama biçimidir. O yüzden ince uygulama tercih edilmelidir, sebebi hava almasını sağlamak ve söve plakasının hafif olmasıdır.

Bu durumda  tercih yapılırken uygun sertlikte, suya dayanıklı,  ince uygulamalı tercihler yapılmalıdır.

28.03.2016

K.G

Mar 102016
 
bitkisel zeytinyağlı soğuk proses doğal sabun yapımı

bitkisel zeytinyağlı soğuk proses doğal sabun yapımı

Yazdığım bu makalenin başlığına hızlıca karar verdim ve hiç bir done toparlamadan taslak olarak yazmaya başladım. Sabun hakkında hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz şekilde düzenleyip derleyeceğim bir makale olacaktır. Yüzde yüz bitkisel zeytinyağlı soğuk proses doğal sabun yapımı anlatacağım. Son kullanıcının nelere dikkat etmesi gerekir, doğru bilinen yanlışlar nelerdir. Bitkisel zeytinyağlı soğuk proses doğal sabun yapımını daha çok ele alacağız.

Sabun bilinen en eski temizlik maddelerinden bir tanesidir. Günümüzde de bir çok şekilde üretimi ve farklı amaçlar için tüketimi vardır.

Kabaca sabunun tanımını yapmak gerekirse sabun;

Yağ asitlerinin, suda çözünen sodyum veya potasyum tuzlarıdır, diğer bir ifadeyle yağ asitlerinin alkali tuzlarıdır. Sodyum tuzları ile yapılanlar genelde katı sabunlardır, potasyum tuzları ile yapılanlar genelde sıvı sabunlardır (arap sabunu).

Katı sabunlar için; NaOH (Sodyum hidroksit) veya piyasa ismi ile kostik kullanılır.

Sıvı sabunlar için: KOH (Potasyum hidroksit) (potas kostikte denir) kullanılır.

Sabun yapımında kullanılan yağlar nelerdir ?

  1. Bitkisel yağlar; Zeytinyağı, hindistan cevizi yağı, palm yağı, defne yağı vb… (benim tercihim bitkisel yağlardan yanadır. Hayvansal kökenli yağların kaynağını bilmek çok zordur.)
  2. Hayvansal yağlar; çeşitli hayvansal kökenli yağlar, kuyruk yağları, vücut içi yağlar vb.. (sabun kalitesi yüksek olur ama şahsen tercih etmiyorum)

Doğal Sabun Nedir ? 

Doğal sabun dediğimizde, bitkisel veya hayvansal yağların sodyum hidroksit (NaOH) veya potasyum hidroksit (KOH) ile tepkimeye sokulma işlemini anlayabiliriz. Doğal sabunların pH’ları 9-10 aralığındadır. Nötr doğal sabun teoride yapılabilir ama henüz belirli bir yönteme rastlamadım.

Piyasada bu yöntemle yapılan bir çok sabun bulunmaktadır. Bu sabunların ortak noktası; şekilleri 4×4 lük değildir, kokuları her zaman albenili değildir, renkleri değişkenlik gösterebilir.

Piyasada doğal denilerek satılan ve doğal olmayan bir çok sabun çeşidi de satılmaktadır. Bunların ortak noktaları; pürüzsüz şekilleri vardır, renk ve kokuları çok güzeldir.

Bu sabunları kesinlikle tercih etmeyin derim, bir çoğu sabun bazı denilen bazlarla veya sabun granüllerinden yapılmaktadır. Sabunun bazı, eğer Türkiye içinden tedarik ediliyorsa sorun yoktur. Türkiye dışından ise içeriğini bilemezsiniz. Muhtemelen hayvansal kökenli yağlardan elde edilmiştir.

El yapımı olan bu tür sabunlarda vardır, bunlar eriyebilen sabun bazlarından yapılmaktadır. Eriyebilen sabun bazlarının genel olarak menşei ÇİN’dir.

Sonuç olarak görseli, kokusu, rengi ne kadar güzelse o kadar doğallıktan uzaktır. Örnek kapalıçarşıda gördüğümüz rengarenk sabunlar buna bir örnektir.

Doğal Sabunlarda Doğru Bilinen Yanlışlar

  • Katkısız zeytinyağlı doğal sabunun rengi kremsi beyazdır. Zeytinyağlı sabun dediğimizde akla yeşil sabun gelmektedir, bu yanlıştır.
  • Doğal bitkisel sabunların köpürmesi, hayvansal yağlardan yapılan ve sentetik katkı içeren sabunlardan daha az olur. Yoğun bol köpük veren sabunlarda katkı olma ihtimali yüksektir.
  • Doğal bitkisel sabunların genel olarak renkleri kremsi beyazdır, renklendirmek için gıda boyaları vs. kullanılmaktadır. Bazı sabunların renkleri yağlardan gelmektedir. Örnek; ardıç katranı sabununun doğal rengi siyaha yakın kahverengidir.
  • Doğal bitkisel sabunlar genellikle kokusuzdur diyebiliriz veya sabuna özgü kokusu vardır. Güzel kokulu sabunlarda esanslar kullanılmaktadır.
  • Doğal bitkisel sabunlar direk kalıplanıyorsa zamanla şeklinde büzülmeler vs. ortaya çıkar. Tam marketlerde gördüğümüz sabunlar gibi aynı formunu sürekli korumaz.
  • Doğal sabunlar nötr veya asidik olmaz her zaman alkalidir. Ph aralığı 9-10 arasındadır.
  • Her doğal sabun veya köylerde yapılan sabunlar iyidir diyemeyiz. Kostiğin fazlası zararlıdır, iyi hesaplayıp ona göre sabunu yapmak gerekir. Kostik kalıntısı mümkün olduğunca bırakmamalıyız.
  • Yüzde yüz zeytinyağı sabununun kalitesi iyi olmayabilir. Her yağın kendi karakteristik özelliği vardır ve bu yüzden sabuna kattığı özellikler var. Tek başına zeytinyağı kullanılan sabun bazı yönlerden zayıf olacaktır. Sabunu zenginleştirmek adına çeşitli yağları aynı sabunda kullanmamız gerekir.
  • Şeffaf doğal sabunlar, içeriğine gliserin ve bir kaç katkı eklenen eklenen sabunlardır. Piyasada daha çok baz olarak alınıp kalıplara dökülerek yapılırlar. Bazın menşeini iyi bilmek gerekir. Doğal bitkisel baz diye tamamen sentetik veya hayvansal katkılı baz alınıyor olabilir.

Doğal sabunların faydaları nelerdir?

Gözlemlerin sonucu elde ettiğim sonuçlara değinmek istiyorum.

  • Doğal sabunların yağ çözme gücü yüksektir. Bu yüzden vücut kirlerini temizlemede çok verimlidir.
  • Doğal sabunlar derinin asidik yapısını temizlediği için, vücut kısa bir süre sonra kendi doğal pH’ını yeniden düzenler.
  • Vücudun doğal nem dengesini korur. Bir çok insan sabunu kurutuyor diye kullanmaz, tamamen yanlış bir görüştür. Sabunla yıkanılan cilt kısa bir süre sonra kendi nem dengesini yeniden kuracaktır. Aksine nemlendirici olarak satılan ürünler vücudun doğal dengesini bozup, kendilerine bağımlı bir hale getirirler.
  • Bilinen hiç bir yan etkisi yoktur. Herhangi bir katkı maddesi, koruyucu vs. içermezler. Temizlik maddelerinin bir çoğu halen incelenmekte ve yeni bilgiler ışıında bir çoklarına yasaklar gelmektedir. Bu bile başlı başına doğal ürünlere yönelmemize etkendir.
  • Çeşitli yağlar ile vücut tipine uygun sabunlar yapmak basittir.
  • Çeşitli deri hastalıkları için tedavi edici olabilir. Bazı sabun türlerinin, kimi deri hastalıkları için tedavi edici olduğu bilinmektedir.
  • Düzenli kullanımlarda saçlarda canlılık, gürleşme ve sağlık görülür.

Kül suyu ile sabun nasıl yapılır 

Dahada doğal ve tamamen doğadan ede edebileceklerimiz ile yapalım dersek, kül suyu ile sabun yapmayı deneyebiliriz. Oldukça zor ve zaman alıcı bir işlemdir.

Kabaca; topladığımız odun küllerinin üzerine külü geçecek kadar su koyuyoruz, 2-3 gün dinlendiriyoruz. Sonra suyu süzüp bir kaba alıyoruz. Örneğin; 10 litre su elde ettik, bunu kaynatarak 1 litrelere kadar hacmini düşürüyoruz. elimizde kalan 1 litre su ile normal sabun yapımına geçebiliriz. burada önemli olan suyun bazikliğinin mümkün olduğunca yükseltilmesidir. Yani sabun tepkimesini yapacak kadar derişik hale gelmesi gerekiyor.

Doğal sabun yapım yöntemleri nelerdir ?

  1. Soğuk Proses Yöntemi: Kısaca; Bitkisel, zeytinyağlı soğuk proses doğal sabun yapımında kullanılacak yağlar 50-55 derecelere kadar ısıtılıyor. Hazırladığımız sulu NaOH’in (Sodyum hidroksit) (Kostik) ısısıda 50-55  derecelerde olmalı. Sodyum hidroksit çözeltisini yavaş yavaş ısıtılmış olan yağa karıştırarak döküyoruz. El blenderi ile hızlı bir karıştırma yaparak 3-5 dakika içerisinde sabunumuz belirmeye başlar. Bulamaç hale gelince kalıplarımıza döküp soğumaya bırakıyoruz. 24 saat sona kalıptan çıkarıp kesebiliriz. Bu yöntemi daha sonra detaylı olarak anlatacağım. Bu yöntem evde veya avrupada doğal sabun yapan kişilerce tercih ediliyor. Avrupada bu yöntemle büyük hacimlerde üretim yapan yerler mevcut.
  2. Kaynatma Yöntemi: Kısaca; bire bir oranında su ve yağı bir tencerede kaynatmaya başlıyoruz. Kaynadıktan sonra üzerine yavaşa yavaş karıştırarak Sodyum hidroksit çözeltisini döküyoruz. sürekli karıştırarak sabunlaşmanın tamamen bitmesini bekliyoruz. Sabunlaşma işlemi bitince, üzerine tuzlu su çözeltisi gezdiriyoruz. Tuzlu su sabundaki fazla  kostiği temizlemede kullanılıyor. yarım saat kadar dinlendiriyoruz. Sabun yukarıya  çıkacak, suda aşağıda kalacaktır. Üst kısımdaki sabunu kepçe ile alıp kalıplarımıza dökebiliriz, 24 saat sonra kalıptan çıkarıp kesebiliriz. Bu yöntem genelde köylerde sabun yapımında kullanılır.
  3. Yarı kaynatma yöntemi: Kısaca; İşlemler soğuk proses sabun gibi olacak. Sadece değişken olan yağ ve kostik  sıcaklığımız 85 derece civarlarında olmalı. Karıştırdıktan sonra beklemeye alıyoruz. Sabun iç sıcaklığıyla beraber ısı kaynağı olmaksızın kaynayıp köpürecek, ilk köpürme geçince tekrar karıştırıp kalıba dökmeye hazır hale gelir. Bu yöntem bazı yöre köylerinde kullanılmaktadır. Bu yöntemi de daha sonra detaylı olarak anlatacağım.

Kaynatma yönteminde genel olarak kostiğin fazlası kullanılır, fazla kostik tuzlu su ile atılır. Soğuk proses yöntemlerinde kullanılacak yağlara göre bir NaOH (sodyum hidroksit) miktarı belirlenir. Amaç kostiğin tamamen bitmesidir, bunu sağlamak içinde %5 oranlarında hesaplanan NaOH miktarından daha fazla yağ koyulur. Böylece sabunlaşma bittikten sonra  yağ kalacağı için vücuda zararlı kostik kalıntısı kalmaz.

Her yağın kendine göre bir sabunlaşma derecesi vardır, buna SAP denir. Her yağda kendi içinde ayrılabilir, aldığımız bir parti zeytinyağı ile ikinci kere aldığımız zeytinyağının sabunlaşma dereceleri farklı olacaktır. En iyi çözüm her aldığımız yağın sabunlaşma derecesini tayin etmektir. Evde yapacaklar için bu zor olacağından, genel olarak belirlenmiş yağların sabunlaşma dereceleri vardır. Bunlardan yararlanılır. İnternet üzerinde kullanılacak SU-NaOH miktarını hesaplayan hesap makinaları mevcut. Hesaplarımızı buna uygun olarak yapabiliriz. Hesaplarda % 5 fazla olacağı için ufak tefek sorunları tolera etmiş oluyoruz.

Kullanılacak yağların asitlik dereceleri yapacağımız sabunların kalitesine etki eder. Zeytinyağı için benim kullandığım yağ 5,5 asitlikte bir yağdır. Eğer yağınızı zeytinyağı satan yörelerden alırsanız, sorduğunuzda onlar asitlik derecelerini söylerler. Marketlerden alınan yağların asitlik dereceleri düşük olduğundan sabunlaşma reaksiyonu hızı yavaşlayacaktır.

Her yağın sabuna kattığı özellikler vardır, kimi köpürmeyi sağlar, kimi kremsi bir doku elde ettirir, kimisi sert sabun yapmaya elverişlidir. Bunları bir tablo halinde ileride vereceğim.

Yazının devamı niteliğinde olacak yazılarda, bitkisel zeytinyağlı soğuk proses doğal sabun yapımını daha detaylı adım adım anlatacağım. Örnek çalışmalar ve adım adım yapılışı, dikkat etmeniz gereken şeyleri ele alacağım.

DEVAM EDECEK

Here is a collection of places you can buy bitcoin online right now.

Ara 212015
 

İSPARK, 2005 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki ile kurulan kısa ismi İSPARK olan otopark işletmesidir. 2005 yılından önce İstanbul’da otopark hizmetleri tamamen özel iştirakler ile kurulan işletmelerden oluşmaktaydı. Bunların bir kısmı gayrı resmi, bir kısmı resmi olarak hizmet vermekteydiler. Özellikle kalabalık ve park sorunu olan bölgelerde park mafyası bile oluşmuştu. Park yasağı olmayan herhangi bir yeri bir kaç kişi deli dumrul (Değnekçiler) misali işletmekteydi.

İSPARK ve buna benzer belediyelerin otopark hizmetlerinin asıl amacının bir tanesi düzensiz trafiği etkileyen park sorunlarını ortadan kaldırmaktı. ikinci amacı ise haksız yere rant elde eden kişileri engellemekti. Üçüncü amacı daha güzel güvenli bir park hizmeti sunabilmekti.

Belediye kuruluşlarının birinci önceliği halka daha iyi ve ucuz hizmet sunabilmektir. Tüm dünyada ve Türkiye’de de bu şekilde hizmet veren belediye iştirakleri bulunmaktadır.

İSPARK bana göre en önemli öncelik olan hizmet önceliğini unutmuş ve tamamen rant elde eden bir kuruluşa dönmüştür. İstanbul’da en ucuz park ücreti 5 TL den başlamaktadır.

İsparkın mevcut sitesinde günlük verilere baktığımızda inanılmaz rakamlar yer almaktadır. Yazıyı kaleme alırken baktığım zaman bu günlük araç park sayısı 156 000 adet di. Mali yönden düşünecek olursak rakam 156 000 X 5 TL = 780 000 TL yapmaktadır. Ortalama aylık gelir 23 400 000 TL gibi akıl almaz bir rakam oluyor. İspark ın yaklaşık çalışan sayısı 2000 kişi ve aylık yaklaşık ücretleri = 4000000 TL yapar. 2000000 TL de harici giderler desek; İSPARK aylık net karı : 17 milyon – 18 milyon TL civarları oluyor.

Birinci önceliği halka hizmet vermek olan bir kuruluş için akıl almaz ücretler. Halk belediyelerin kendilerine hizmeti için zaten çeşitli kalemlerde vergiler vs. vermektedir. Belediyelerin birinci işi halka hizmet iken, hizmet edeceği her kalem için de ayrı bir ücreti legal yollardan almak haksızlıktır.

Başka bir bakış açısı: Ortalama 30 araç alan ufak bir İSPARK park alanında günde giriş çıkışlar dahil minimum ve en kötü ihtimalle 100 araç park eder. 100 * 5 = 500 TL günlük rakam eder. Aylık 15 bin TL. Bu rakam mevcut çalıştığım işyerimin aylık net kazancı kadar. İşyerim de 5 kişiye maaş ödüyoruz ve bir çok kalem vergi ödüyoruz. yani hammadde vs. giderlerimizde çıkınca kafa kafaya gelen ne kar ne zarar durumundayız. Tabiki biz aldığımız ürünlerle hammaddeler ile de başka fabrikalara ve devlete girdi sağlıyoruz. Gerçek ekonomi de bu şekilde dönmektedir.

Diğer taraftan 40 metrelik üstelik kullanımı halkın olan boş bir yerden belediyenin kazancı net kar olarak 11 bin tl leri bulabiliyor. Emek yok, üretim yok, masraf yok, vergi vs. yok, hiç bir şey yok.

Başka bir bakış açısı: İstanbul içi özellikle merkezi alanlarda satış vs. işleri yapan arkadaşlar günde en az 5-10 yere uğrarlar. Yarısı ücretli İspark desek 5 park yapar ve buda günlük 25 tl yapar. Yani satış yapan gezici bir aracın şirkete sadece park ücreti maliyeti 750 tl yapıyor ki, buda ispark çalışanının maaşının yarısından daha fazla.

Türkiye’de bu işi güzelce yapan hizmet amaçlı yapan belediyelerde mevcut. saat ücreti 1 TL ve çok makul. belediyeninde bu işte yine karı var. Ortada bir haksızlık olan deli dumrul olayı da yok.

Her şeye rağmen arabanızı İSPARK ‘a parkettiniz diyelim. Olmaz ya oldu diyelim aracınızın başına bir iş geldi. Sık sıkda karşılaşılan durumlar ( açınız bakınız sikayetvar.com) mağduriyetinizin peşine düşebilirsiniz tabiki ama sonuç alınabilirmi ? pek sanmıyorum doğrusu.

Eskiden değnekçilere 1 tl verdiniz mi o aracı kendi aracı gibi korurdu. Şimdi muhatap bile bulamazsınız, tam o anlarda kameralar çalışmaz vs.. bir şeyler bir şeyler olur. Hepside aynı zamana denk gelir.

Diyelim ki İSPARK kazansın ama beraberinde ek hizmette getirsin. İSPARK 2005 ten bu yana neler yaptı dersek. Benim gördüğüm kadarıyla bir tane İspark tabelası yola dikildi ve başına da bir kişi konuldu. Ne bir özel park yeri yapayım derdi var, ne yatırım yapayım. Herhangi bir kaygı yok, çünkü bütün yollar İSPARK’ın.

2005 öncesi park etmenin yasak olduğu bir çok bölge İSPARK sayesinde parka açıldı. Trafik düzeltmek şöyle dursun dahada çıkılmaz bir hal aldı.

Bir çok işyeri kendi dükkan önü için park ödemek zorunda kaldı, bir çok ev sahibi kira öder gibi İSPARK’a aylık park ücreti ödemek zorunda kaldı.

Zaten halkın olması gereken yerlerin, ben yaptım oldu mantığıyla sadece ve sadece rant düşünülerek gasp edilmesine her bireyin kendi çapında karşı çıkması gerekmektedir.

İşin diğer bir tarafı da  karşımızda şikayet edebilecek herhangi bir mercinin olmaması. Kimi kime şikayet edeceksiniz, devleti devlete mi şikayet edeceksiniz. Hiç girmeyin bu işe, o köprüden de geçmeyin boşverin dönün köyünüze.

Oğuzhan

Ara 202015
 

Hükümet 2016 yılı için asgari ücretin net olarak 1300 tl olacağına dair söz verdi. Hükümet söz verdiği ve bu sözü yerine getirmek zorunda olduğu için asgari ücret 1300 Tl olacaktır. Bu saatten sonra geri sözlerinden geri dönme gibi bir konu söz konusu değildir.

Asgari ücretin mevcut hükümet zamanındaki gelişimi aşağıdaki tabloda yer almaktadır. Tabloya göre 2002 yılındaki asgari ücret ve minimum memur maaşı karşılaştırıldığında % 80 lik bir fark olduğu görülmektedir. 2015 senesinde bu fark % 130 lara çıkmıştır. Bunun özeti şudur, hükümet asgari ücret zamlarını bu zamana kadar doğru şekilde yapmamıştır. Veya minimum memur maaşlarını düzensiz bir şekilde arttırmıştır.

Sonuç olarak 13 senelik bir dilimde ortada bir yalnışlık mevcuttur. Asgari ücretin şu anda olması gereken tutarı 1300 lira olmalıyken 2016 senesi seçim  vaadi olarak hükümet politikasına alınmıştır.

Peki şimdiye kadar neden yapılmadı ?

Bunun bence ekonomik olarak bir çok nedeni var, bilinçli ve planlı bir yol olduğunu düşünmekteyim. Eğer ki devlet asgari ücreti olması gereken yere çekseydi, şimdiye kadar özel sektördeki bir çok firma zor durumda kalacaktı.

Özel sektörde özellikle küçük ve orta ölçekli firmalarla diyaloğu olmayan, işin içinde olmayan insanlar özel sektör firmalarının deli gibi para kazandıklarını düşünmektedirler. Bu tamamen yanlış bir düşüncedir, günümüz şartlarında orta ölçekli firmalar zar zor ayakta durabilmektedir.

Tabi ki bununda bir çok nedeni mevcut, iç içe geçmiş rus oyuncakları gibi neyin içini açarsanız başka bir neden elde edersiniz. Özel firmalar neden zor durumda ?

Kısaca; gelişen dünya pazarı (özellikle çin firmaları), Devlet yükü, Prosedürler, yeni yasal düzenlemeler, AB uyum yasaları, pazar yetersizliği, büyük firmalar  gibi bir çok neden özel sektör firmalarını özellikle son 10 senede çok zorlamıştır.

Yani yukarıda bilmeyenler tarafından söylenen özel sektörün deli gibi para kazandığı yönündeki söylemler doğru değildir. Devlet özel sektöre farklı şekillerde bir çok yük getirdi, özellikle AB uyum yasaları ve mevcut düzenlemeler devlet yükünü oldukça arttırdı. Diğer taraftan bankacılık sektöründeki düzenlemeler, işlerini kredilerle, çeklerle döndüren firmaları zorda bıraktı. Bu süreçte bir çok firma iflasa gitmek zorunda kaldı.

Devlet bu durumun farkında olduğundan asgari ücret zamlarını mümkün olduğunca düşük tutmuştur. Zaten işverenlere bu kadar yüklenmişken devletin cebine girmeyecek ek işveren maliyetleri devletin işine gelmedi. Eğer yapılsaydı ekonomik istikrar kısa zamanda bozulabilirdi.

13 senelik dönemde devlet özellikle emlak sektöründen çok aşırı kazançlar elde etmiş ve sürdürülemeyen bir gelişime odak tutmuştur.

Peki 1300 TL asgari ücret için hükümet neler yapacak. Direk ben bunu yaptım özel sektör vermek zorunda diyemeyecektir. Bunun yerine özel sektörün yüklerini hafifletecek düzenlemeler muhakkak yapılacaktır. bu düzenlemeler uzun vadede faydalı mı olacak, olmayacak mı bunun planlarını da devletin yapması gerekir.

Devlet ek olarak asgari ücret artışından gelen %30 luk bir ek kazanç elde edecek, bu yüzde 30 luk kazancı işverenden istemez ise kısmen en doğru karar bu olacaktır. Tabi devlet %30 luk bir kazançtan vazgeçebilir mi bilemiyorum. Sonuçta devletin esas para kaynağı Özel Sektördür, özel sektörün iflas etmesi demek uzun vadede bütün türkiye’nin iflas etmesidir. Neden bu böyledir  ? Türkiye’de yenilenebilir ekonomiyi oluşturanlar özel sektör firmalarıdır. Geri kalanlar (devlet işletmeleri, kamu çalışanları vs.. ) yenilenebilir bir ekonomi oluşturmazlar. Döngünün motoru kısaca üretim faaliyetleridir. Geri kalanlar koltuk direksiyon, farlar, bagaj vs.. Motor olmadan o döngü işlemez.

Bu konu bütün Türkiye’yi ilgilendiren önemli bir konudur, kısanın kısası sadece buı kadar kısa anlatılabilirdi.

Yıllar Asgari Ücret

 

Minimum

Kamu

Çalışanı

Maaşı

İşverene

Maliyet

Asgari Ücret ve

Minimum Memur Maaşı

Arasındaki Yüzde Farkı

2002 / 6 185 TL 377 TL 332 TL % 80
2015 / 6 949 TL 2191 TL 1411 TL % 130
2015 /12 1000 Tl 2191 TL 1496 TL % 120
2016 /6 1300 TL 2344 TL 1938 TL % 80

Oğuzhan

Nis 302014
 

imagesCAPRXNY8Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racîm

Bismillahi’r-rahmani’r-rahîm

Ey bizleri varlığa erdiren

Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran

Güzeller güzeli rabbimiz!

Sana sonsuz hamd ü senalar olsun.

Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya sonsuz salât ü selam olsun.

İçinde bulunduğumuz şu mübarek Regaib Kandili münasebetiyle bu gecenin senin katındaki kutsiliğini de vesile edinerek dergâh-ı ilahînin önünde ellerimizi açıp yalvarıyoruz:

YA İLAHE’L-ALEMİN!

Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla engin rahmetinin kapısına dayanıyor, şu mübarek Regaib gecesinde bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz.

EY ÇARESİZLER ÇARESİ!

Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur;

Ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur.

Bütün dileklerimizi kabul buyur

Ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur;

Yalnızlıkla tir tir titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur.

EY KORUYUP KOLLAYAN ALLAHIM!

Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla başbaşa bırakma;

Akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden,

Nefislerimizi cismânîliğin baskılarından,

Gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle ya Rabbi

Biz kullarını; ilimde kibir ve gururdan,

İbadette riya ve gafletten

Ve duygularına renk attıran ülfetten koru ya Rabbi!

Senin yolunda yürüyor gibi görünüp senden uzaklaşmak, kurbet atmosferinde iç içe firkat yaşamak,

Hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır!

Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi.

EY GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAN!

Şu mübarek gece hürmetine bizleri bağışla,

İnayetine ihtiyacımız açık,

Çaresizliğimiz her halimizden belli;

Bizleri yara-bere almadan

Ötelerdeki güzelliklere ancak sen ulaştırabilir ve bu güne kadar elli defa çatlamış ve kırılmış ruh dünyamızı da ancak sen tamir edebilirsin.

İçimizi sana döküyor,

Kusurlarımızı sana açıyor ve bizlere yeniden iyi insan olma yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi!

EY KENDİSİNE YÜKSELEN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEYEN!

Bir süre ayrı düştükten sonra dönüp sana gelenleri kovmayacağını vadediyorsun.

Sana yönelenlere hep “gelin, gelin” diyorsun.

Ey Rab! Bütün kusur ve hatalarımızla beraber müsaade buyur “biz de geldik” diyelim. Geldik ve şu mübarek gecede sana,

Yolların amansızlığını,

Nefis, şeytan ve hevânın imansızlığını,

Bizim de dermansızlığımızı şikayet ediyoruz.

Bilhassa, her zaman hatalara açık duran,

Günahlara meyyal bulunan

Ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan,

Serkeş nefsimizi sana şikayet ediyoruz.

Sen bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyur ya Rabbi!

Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan kokan tavır ve davranışlardan arındır Ya Rabbi

Lisanlarımızı yalandan, gıybetten, senin sevmediğin,

Hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden temizle ya Rabbi!

Kalblerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya Rabbi!

Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle ya Rabbi!

Niyetlerimizi ihlaslı kıl ya Rabbi!

Ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsan eyle ya Rabbi!

EY TALİHSİZLERİN SIĞINAĞI,

EY ÂCİZLERİN GÜÇ KAYNAĞI, EY DERTLİLERİN TABİBİ VE EY YOLDA KALMIŞLARIN YOL GÖSTERENİ!

Şu anda duygularımız derbeder,

Davranışlarımız ahenksiz,

Çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz sarsık,

Dünyanın durumu boz-bulanık,

İşte böyle bir dağınıklık içinde sana geldik.

Böyle gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız. Rahmetin, bu garip pişmanların ümit kapısı,

Şimdiye kadar gelip senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış;

Hiçbir pişman da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı senin kapın, onun başkalarından farkı da her gelene affındır.

Bizi hilm ü silminle güçlendir ve affınla bizlere muamelede bulun ya Rabbi!

EY RAB!

Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve âdeta nankörlüğe kilitli;

Eller yasak meyvelerde,

Ağızlar harama açık duruyor;

Gözler başkalarının kusur müfettişi..

Yalan revaçta, hıyanet sıradan bir şey,

Hak ve adaletin ismi var sadece;

Vefa Kafdağı’nın arkasında,

Ahde hürmet unutulup da bir köşede kalmış;

Buna karşılık haksızlık firavunları utandıracak dorukta.

Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme düşüncesi, boyunlarımızda âdeta çelikten bir kement;

Her biri birer çukur olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor ve özümüzle bütünleşip kendimiz olamıyoruz.

N’olur bu durumdan bizleri kurtar ya Rabbi!

ALLAH’IM!

Dünya ve ukbâ kazancı adına ne ciddî bir hesap

Ne de tutarlı bir plâna sahibiz.

Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz;

Kaybederken de muhtemel daha kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz.

Zamanı suçlama, şartlara lânetler yağdırma da ayrı bir avunma yolu.

Bütün bunlara rağmen ya Rabb!,

Bizi bize bırakmaman en büyük dileğimiz.

Kendimiz edip kendimiz bulsak da,

Rahmetin, istihkaklarımıza lütuf televvünlü haklar bahşedecek genişlikte.

Sen bizlere lütfunla muamelede bulun ya Rabbi!

EY KAİNATIN SULTANI!

Dua edenlere cevap veren sen,

Izdırapları dindirip ihtiyaçları gideren sen,

Devrilenleri kaldırıp doğrultan sen,

Çatlayıp kırılanları sarıp-sarmalayıp tedavi eden de sensin!

Senden ayrı kalışımız ruhumuza renk attırdı;

Nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp götürdü;

Samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı.

Sinelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere sermek üzere..

Var eden sensin, yok eden de sen; uzak tutan sensin, yaklaştıran da sen;

Sen bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın neş’esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi söyleyemezdik.

Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde sana karşı yaklaşma heyecanları uyar ya Rabbi!

EY KORUYUP KOLLAYAN YÜCELER YÜCESİ!

Bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz günahlardan dolayı bize azap etme..

Şu aciz kullarına, gazabının önüne geçmiş o engin rahmetinle ve fazlınla

Muâmele eyle..

Bizi dünyevî afet ve rezaletlerden,

Ahiret azabından,

Kalbleri fenalığa esir düşmüş kötü insanların şerlerinden,

Fâcir kimselerin komplolarından,

Düzenbazların hîle ve tecavüzlerinden,

Bozguncuların kırıp dökmelerinden

Ve bütün despotların zulmünden

Sen bizleri ve ülkemizi

Muhafaza buyur ya Rabbi!

Ya Rabbi bize dünya da ve ahirette iyilikler lutfeyle

Bizleri cehennem azabından azad eyle

Ya Rabbi bizi, anne ve babamızı, ve bütün inananları büyük buluşma ve duruşma gününde sen mağfiret eyle

Ya Rabbi ülkemize ve islam alemine birlik ve düzen

Bütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle

EY YAPILAN DUALARA CEVAP VEREN ALLAH’IM!

Sana itaat edilir Sen karşılığını veririsin;

Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin,

Darda kalanlara icabet edersin,

Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsın

Hastalara şifa, dertlilere deva verirsin

Günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin

Sen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!

YA İLAHEL ALEMİN!

Burada okunan Kur’an’dan

Getirilen salat ü selamlardan

Terennüm edilen mevlid-i şeriften

İlahi ve kasidelerden

Hasıl olan sevaplardan başta Peygamberimiz Efendimiz Hazret-i Muhammed (SAS) olmak bütün enbiya ve murseline

Dine diyanete hizmet etmiş insanlara

Bütün eş dost akraba arkadaş ve arkadaşlarımıza

Tüm yakınlarımıza ve büyüklerimize

Gazi ve şehitlerimize

Bu ülke için hizmet vermiş devlet adamlarımıza

Armağan ediyoruz sen onların ruhlarını da hissedar eyle ya Rabbi!

EY YÜCELER YÜCESİ!

Efendimiz Hazret-i Muhammed’e,

Muallâ aile efradına

Ve bütün Ashab-ı Güzînine

Salât u selam ederek ve şu mübarek Regaib gecesini vesile edinerek bunları senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya Rabbi!..

Amin amin amin

Velhamdü Lillahi Rabbil Alemine’l-fatiha