Mar 252012
 

a-welsh-landscapeGeorge Vicat Cole (17 Nisan 1833 – 6 Nisan 1893), İngiliz ressam. Cole Portsmount’da doğdu. Oğlu George Cole (1810-1893) başarılı bir  peysaj ressamıdır ve babasının yolunda ilerlemiştir. İlk resimlerini 19 yaşında Kraliyet Akademisinde 1853 de sergiledi. On yıl sonrada akademisyen olarak görev yaptı. Londra’da 1893 nisan ayında ölmüştür. Eserlerinde basit ve çekici temalar kullanmıştır. Konu içeriklerini yaşadığı şehirin çevre ilçelerinden almıştır. Popüler resimlerinden biri Londra Havuzu’dur.

 


Mar 252012
 

st-dominic-of-guzmanClaudio Coello (1642 -1693) İspanyol ressam ve yazar. Mahkeme ressamlar Francisco Rizi, Juan Carre birlikte? o de Miranda ve Francisco de Herrera (ii), o c. 1660 ve 1700 geliştirilmiş ve teatral besteleri ve zengin renkler ile karakterize İspanyol boyama stili en önemli üs biriydi. Spanish Barok sanatçıların, çoğu ağırbaşlı boyalı, önceki nesil dini ve laik yaşam gerçekçi tasvirleri yalan olduğunu Venedik Rönesans boyama ve dönemin İtalyan ve Flaman Sanat ilinde etkisi de farklı, bu geç Barok stili kaynakları hangi örnekleri Kraliyet ve aristokrat koleksiyonlarında Madrid bol.

Mar 252012
 

the-dancing-lessonPieter Codde, hollandalı ressam (Amsterdam 1599 –ay. y. 1678). Askerleri ve zarif genç kadınları bir araya getiren küçük ev içi sahnelerde uzmanlaştı. Düz, saydam bir boyayla ayrıntılı etkiler yaratmaya çalıştı (Amsterdam, Lahey, Dresden, Lille müzeleri).

Mar 072012
 

diane-de-poitiersFrançois Clouet (c. 1510 – 22 Aralık 1572), oğlu Jean Clouet ile birlikte Fransız Rönesans minyatür ressamlarıdır.  Özellikle Fransız iktidar ailesinin ayrıntılı portleri için aranan ressam olmuştur.

CLOUET, Fransa’da portre sanatının yaratılması ve yayılmasında büyük bir rol oynamış olan, flaman kökenli fransız ressamları ve desinatörleri. Jean,Janet ya da Jehannet denir: büyük olasılıkla Güney Hollanda kökenliydi, Fransa’da, XVI. yy.’ın ilk kırk yılında yapıt verdi. 1516’da, François l’in ressamlığına getirildi ve les Commentairee de la guerre galliçue (Paris, B. N.)’i, Marignan kahramanlarını betimleyen minya-

türlerle süsledi. Kralın baş ressamı olarak Paris’e gitmeden önce, Tours’da kaldı ye burada bir kuyumcunun kızıyla evlendi. Yalnızca portrelerden oluşan yapıtları, Guillaume Bude”ri\n portresi (desen, 1536’ya doğr., Chantilly, bugün New York Metropolitan müzesi’nde bulunan tablo için bir etüt) esas alınarak yeniden düzenlendi. Jean Clouet’nin çoğu Chantilly’deki Conde müzesi’nde bulunan kara taşla çizilmiş ve bazıları sanginle belirginleştirilmiş bu resimleri hem 1516 ile 1540 arasında yaşamış önemli kişiler üzerine (kral ailesi, büyük kişiler, hümanistler) değerli bir ikonografidir, hem de Fransa’da psikolojik portre sanatının kapsamını ve niteliğini gösteren ilk örnektir. Özlü bir anlatıma dayanan ve fizyonomi incelemesine özen gösteren bu desenler, kişiliği görünüş aracılığıyla ortaya çıkarmaya çalışan sabırlı bir araştırmanın ürünüdür. Çoğu kez resimler için birer etüt niteliği taşıyan bu desenler çok geçmeden kendi başlarına da değerli bulundular. Bu tablolar arasında en önemlileri: François /’in şatafatlı portresi (Louvre), le Dauphin François (Anvers), daha önce anılan Guillaume Budö’rnn portresi ve Hampton Court’da bulunan l’Homme au Pâtrargue.
Bu son portre gövdesinin yansını resmeden, elleri ilk plana alan ve yüzü esnek bir biçimde vurgulayan ölçülü ışığıyla flaman portre geleneğini sürdürür.
FrançOİS, Janet de denir (Tours 1505/1510’a doğr. -Paris 1572). Jean’ in oğlu. Babası tarafından yetiştirildi, kralın oda uşağı ve ressamı olarak onun ye-| rine geçti, François I ile Henri ll’nin cenaze törenlerine katıldı. Bütün portre ressamları gibi o da kendine bir koruyucu buldu: Catherine de Medicis’nin hayranlığını kazandı. Catherine de Medicis onun kalemle yapılmış portlerinin koleksiyonunu yaptı (bu portreler Chantilly’de, Paris B. N.’de ve Ermitage’dadır). Çizgi bakımından incelikli ve zengin olmakla birlikte, bu resimler babasının resimlerinin düzeyine ulaşmaz. Modelin görünüşüne daha çok önem veren François, kostümleri özenle, kimi zaman psikolojik çözümlemeyi gölgede bırakacak ölçüde, ama incelikle betimlemeye,çalıştı (Charles IX, Ermitage; La Reine Elisabeth d’Autriche, 1571, B. N.; Marguerite de France enfant, Chantilly).François görünüş bakımından biraz soğuk, ama dikkate değer portreler çizdi (Pierre Outhe, Louvre; Elisabeth d’Autriche, ay. y,, B. N.’deki kurşunkalem aslı esas alınarak). Ayakta portre türünü yaratan da odur (Charles IX, Viyana; Henri II, Uffizi). François, bir yandan oldukça basmakalıp ve anlaşılması zor, bir yandan da zengin bir malzemeyle işlediği çıplak tablolarıyla (Dame au bain[Yıkanan kadın], Nat. Gal., Washington; Dlane au bain , Rouen, belki de kaybolmuş olan orijinalinin taklidi) özellikle Fontainebleau okulu üzerine etkili oldu.

Mar 072012
 

little-roseSir George Clausen RA ( 1852 – 1944), bakır klişe, taşbaskılar, dağlama üzerine petrol ve suluboya ile çalışan bir sanatçıydı. 1922 yılında şövalye unvanı almıştır.

George Clausen 18 Nisan 1852, dekoratif bir sanatçının oğludur ve Londra’da doğdu.  Londra’daki South Kensington Okullarında 1867-1873 arasında tasarım dersleri almıştır. Doğal tabiatı resmetmeyi istemiştir.  Köy yaşantısını, güneşli günlerdeki çiftlik yaşantısını tema olarak almıştır. 1895 yılında Kraliyet akademisinde doçent olmuş ve akademisyen ünvanı almıştır.

Mar 072012
 

on-the-balconyGeorges Clairin (b Paris 11 Eylül 1843; d Belle-Ile-en-Mer Morbihan 2 Eylül 1919). Fransız ressam. 1861 yılında o François Picot ve Isidore Pils ile çalıştı Paris’te Ecole des Beaux-Arts sanat okuluna girdi.  1868 ile  Mağribi mimari etkilendi ve etkilendiği İspanyol Oryantalist ressam Mariano Fortuny y Marsal ile İspanya ‘ya zessam Henri Regnault’u ziyaret etti.

Mar 072012
 

still-life-with-great-golden-gobletPieter Claesz (1597 – 1660) Pieter Claesz, Haarlem’de doğmuştu, ve çiçeklerle ilgili resimde erken bir ilgiyi geliştirdi. Benzer sakin-yaşam ilgisi, Ambrosius Bosschaert ve Balthasar minibüsü der Alst’le Flemish ressamları tarafından etkiledi, Claesz, kahvaltı veya akşam yemeği resmini geliştirmeye başladı, s’in, tonları ele geçirdiği sakin-yaşamın bir türü, evcil içlerde uygundu. Hollanda’ya ait sanatçıların birçok daha geç üretimi, onun ağzı sıkı boyası ve simgesel düzenlemelerini kopyaladı.

Mar 072012
 

crucifix-1Çağdaşları arasında büyük ün yap­mış olan Cimabue, Floransa resim geleneğini bağımlı olduğu Bizans sa­natının uzlaşmalı biçimciliğinden kurtarmış bir sanatçıdır; ama hem yapıtı, hem de yaşamı konusunda elde yeterli bilgi yoktur. Dante İlahi Komedya’nın Araf adlı bölümünde, Cimabue’den Giotto’nun en büyük habercisi olarak söz etmiş ve tarih ressamlığı niteliklerini öv­müştür.Başlıca kaynak sayılan Vasari’ye göre İtalyan resim sana­tı, Cimabue’nin yapıtlarıyla başlamıştır. İYİ BİLİNMEYEN BİR YAPIT Rönesans’tan başlayarak, sanat el kitaplarında Cimabue’nin yapıtla­rından söz edilirse de, Cimabue’nin imzasını taşıyan hiçbir yapıt günü­müze kalmamıştır. Son araştırmalar da, eskiden Cimabue’nin yaptığı sa­nılan yapıtların büyük bir bölümü­nüm onun elinden çıkmadığını ortaya koymuştur. Assisi’deki kilisenin bazı fresklerini (bunlar, aynı dönemde yaşamış olan Giunta Pisano’nunkilerden pek fark­lı değillerdir) Cimabue’nin yaptığı sanılmaktadır:Meryem’in Öyküleri; Havarilerin Öyküleri; Dört încil Yazarı; Bizans üslubuna son dere­ce bağlı iki çarmıha gerilme sahne­si. Floransa’daki Santa Trinita kilisesinde yer alan ünlü Maesta ‘da (kucağında çocuğuyla Meryem tab­lolarının genel terimi) panonun alt kesiminde, Meryem’in tahtının altın­da bulunan dört peygamber büstü, dikkati çekecek kadar doğalcı bir bi­çimde işlenmiştir:Assisi Maestası’ysa daha da ilgi çekicidir: Meryem’ in çevresinde dört melek ve Aziz Francesco’nun yer aldığı bu yapıtta, azizin anlamlı yüzü ve silueti son derece ustalıkla işlenmiştir. Gerçekte Cimabue’yle ilgili iki şey kesin olarak bilinmektedir: Pisa’ da 1301-1302 boyunca, Giovanni d’Apparecchio’yla (“Luccalı”) bir­likte bir mihrap arkalığına resim yapmış (ama bu yapıt günümüze kal­mamıştır), sonra da bazilikanın absidindeki mozaikleri tamamlama çalışmalanna katılmıştır. Söz konusu mozaikteki Aziz Yuhanna figürü, sanatçının yaratmış olduğu “yeni üslup”la ilgili gerçek bilgileri sunar. Cimabue’nin yarattığı bu “yeni üslubu” çağdaşları, resmin yenilenmesi, hattâ italyan resim sanatının doğuşu saymışlardır. Bazı sanat tarihçileri, Floransa vaftizyerindeki ortak ve anonim süsle­melerde, özellikle de duvar mozaik­lerinde, Cimabue’nin gençlik yapıtlarından izler aramışlarsa da, pek olumlu bir sonuç elde edememişler­dir. Gerçi Cimabue’nin sanat etkin­liklerine Floransa vaftizyerinde baş­lamış olması akla yakındır ama, gençlik dönemiyle ilgili bilgiler, yalnızca Vasari’nin anlattıklarına dayanır: “Kıvrak, kavrayıcı bir zekâ”sı olduğunu fark eden babası tarafından, Santa Maria-Novella Üniversitesi’ne edebiyat öğrenimi yapması için gönderilmiş, ama sık sık dersten kaçarak, o dönemde Gondi’lerin şapelini onaran Yunanlı ressamların çalışmalarını izlemiş­tir. YENİ BİR İTALYAN RESMİ Cimabue XII. yy’da Floransa’da bulunan ve resim sanatını ikonanın boyunduruğundan kurtarmaya, freski mozaikten farklı bir sanat ha­line getirmeye çalışan birçok sanat­çıyla (Giunta Pisano, Coppo di Marcovaldo, Romalı mozaikçiler Cavallini ve Torriti) tanışmış, kendini büyük bir yenilikçi olarak, kuşkusuz kişisel dehasıyla ve özgün yaratıcılığıyla kabul ettirmiş ama, efsanevi kişiliğini bu sanatçıların arasında, onlarla birlikte çalışarak, XII. yy’a damgasını vuran fransisken felse­fesiyle yenilenen kültür ve misti­sizm atılımının ortasında edin­miştir. Resim sanatına getirmiş ol­duğu yenilik, ancak yaşadığı dönem göz önünde tutularak değerlendiri­lebilir. Cimabue, çağdaşı olan sa­natçılar arasında duyarlık ve tekni­ğin yeni bir doğrultusunun başlan­gıç noktasını belirler: Fransiskenlere özgü incelikle,yalınlıkla, içten­likle dolu yeni dinsel nitelik, figür­lerin yumuşatılmasına, Bizans üslu­bunun bırakılmasına yol açmış, bu yeni görüş açısıyla İtalyan resmi, Avrupa’ya V.-XII. yy’lar arasın­da egemen olan yavan süsleme estetiğinden kurtulmuştur. Cimabue ve onu izleyen sanatçılar, resmi hareketsiz pano süslemeleriyle (freskler, mihrap arkalıkları, antependiumlar) sınırlayan ve yalnız­ca süslemeye dayanan bu estetiğin bırakılması, onun yerine doğalcı es­tetiğe dönülmesi yolunda çalışarak, XIII. yy. içinde bağımsız tablonun, şövale resminin gelişmesine yol aç­mışlardır.