Şub 122016
 

KONICA MINOLTA DIGITAL CAMERAProf. Dr. Çağatay GÜLER

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı

cguler@hacettepe.edu.tr

 

Tüm canlılar suya bağımlıdır. İnsanların bulmak için çağlar boyu savaş verdikleri, toplumların gelişmesinde temel etken olan su geçmişte pek çok uygarlığın da çöküp yok olmasına neden olmuştur(1).  Besinlerin pastörizasyonu ve soğutulması, çocukluk dönemi aşılamaları, modern sanitasyon yöntemleri ve içilebilir suya erişim toplum sağlığı düzeyini yükselten en önemli uygulamalar olarak sıralanmaktadır (1-6).

İnsan vücudu idrarla 1,5. litre, fark edilmeyen su kaybı ile 500 mililitre, solunum havası ile 350 mililitre, dışkı ile 50 mililitre su yitirir. Vücut suyunun korunmasında ve bağırsaklardan su kaybının önlenmesinde kalın önemli rol oynar.

Yukarıda verilen değerler iklim koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Aşırı sıcak ortamlarda ter bezlerinin sayısı ve dolayısı ile terle yitirilen su miktarı artar. Sıcak bir fırın karşısında çalışan bir işçinin su kaybı aşağı yukarı saatte bir litreye ulaşabilir. Hava neme doymuş olduğunda, terleme oranında artım olmadığı halde ter buharlaşarak havaya karışamadığından terleme oranı artmış gibi görünebilir(2).

Dünyadaki suyun % 97, 6’sı okyanus ve denizlerde tuzlu su olarak bulunmaktadır. Okyanuslar ise 3, 6X108 km2 alan kaplamakta ve 13X108 km3 su içermektedir. Her yıl okyanuslardan 3, 8X1014 ton su buharlaşarak atmosfere karışmaktadır. Kutuplarda ve buzullarda bağlanmış olan su ise dünyadaki suyun % 1, 9’u kadardır. Buna göre, insanın kullanabileceği su dünyadaki toplam suyun yalnızca % 0,5’ini oluşturur. Yeraltı suyu, topraktaki nem, akarsular ve göller, hepsi bu oranın içindedir. Her yıl göllerde ve akarsularda yaklaşık 0, 63X1014 ton su buharlaşır. Yağışlarla yeryüzüne yılda yaklaşık 3, 5×104 ton su ulaşır. Kutuplardaki buzullar kapladıkları 1, 5X107 km2’lik alanla yeryüzünde en büyük tatlı su deposunu oluştururlar (3-6).

Diğer sıvılarla karşılaştırıldığında suyun yüzeysel gerilimi oldukça yüksektir. Bu özellik suyun birçok özelliğini etkiler. Su 0 santigrat derecede donar, 100 santigrat derecede kaynar. Bilinen sıvılar içerisinde katı biçimi sıvı biçiminden daha az yoğun olan maddedir. Donduğunda oluşan %8 dolaylarındaki genişlemeye bağlı olarak yoğunluğu düşer. Eğer suyun bu özelliği olmasaydı su donduğunda dibe çökecek ve canlıküre bugün olduğundan daha farklı bir yapıda olacaktı. Bu durumda sucul yaşam olamayacaktı. Donma olayında hücre suyu donarsa hücreler parçalanır. Su güneş ışınlarını geçirdiğinden canlıların su içerisinde veya derinliklerinde yaşaması mümkün olmaktadır. Suyun özgül ısısı da yüksektir. Bu yolla büyük su kitleleri sıcaklık değerleri ve iklim üzerinde yumuşatıcı etkiler yaparlar (1-6).

Su kaynakları giderek azalmakta toplumlar ve gruplar arasında çatışmalar için potansiyel bir neden haline gelmektedir. Giderek kalabalıklaşan kentlere su sağlanması güçleşmektedir. Evlerde, tarımda kullanılan kimyasalların tür ve miktar olarak artışı sorunu daha da büyütmektedir. Kurulmuş arıtma tesisleri suyu bu canlıkıranlardan, salgıbozarlardan, petrol artıklarından arındıramamaktadır(1).

Yeraltı sularının verimi genellikle hacım ve toprak yüzeyin boyutu ile ilişkilidir. Yeraltı sularının veriminin hesaplanması yüzeysel sulara göre daha zordur. Kaynak suları küçük toplumların gereksinimlerinin karşılanmasına elverişli olabilir. Şişe suyu pazarının genişlemesi kontrolsüz kuyu açılması, gelişmiş pompalama teknikleri nedeniyle yeraltı suları hızla azalmaya başlamıştır. Olay adeta bir “su madenciliğine” dönmüştür. Kaynaklardan, bir kaynağın kendisini yenileyebildiğinden daha yüksek miktarda su çekilmektedir(1).

Su kaynakları azalmakta, su sorunuyla karşılaşan insan toplumların oranı giderek artmaktadır. Yeraltı su tablasının seviyesi giderek düşmekte, yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarının kirlilik oranı artmaktadır.

Günümüzdeki su krizinin nedeni nüfus artımı, kentleşmedir. Yerleşim yerlerinin yakınındaki su kaynaklarının yetersizliği söz konusu sıkıntılara yol açmaktadır. İnsanlar çok eski çağlardan beri su kaynaklarının yakınına yerleşme eğilimindedir. Ancak başlangıçta yeterli olan su kaynakları yetersiz hale gelirken, kirlilik vb. nedeniyle de büyük orandaki su kullanılamayacak özellik kazanmaktadır (2).

Suyun başlıca kullanım alanları şöyle sıralanabilir (3-6):

–  İçme suyu ve yemek pişirme amacıyla

–  Kişisel temizlik, yıkanma ve bulaşık yıkama

–  Ev temizliği

–  Isıtma ve hava koşullandırma

–  Kentsel sulama

–  Sokakların temizlenmesi

–  Mesire etkinlikleri, yüzme havuzları ve oyun alanlarının sulanması

–  Süsleme amaçlı, çeşmeler, havuzlar, fıskiyeler vb.

–  Su gücünden elektrik elde etme ve buhar gücü sağlanması

–  Ticari ve endüstriyel amaçlar, endüstriyel süreç suyu ve soğutma

–  Yangın söndürme ve korunma

–  Atıkların uzaklaştırılması

İçme ve kullanma suyu gereksinimi

Sağlıklı ve temiz su, içerinde hastalık yapan minicanlılar ve zehirli kimyasal maddeler içermeyen ve gerekli mineralleri de dengeli biçimde bulunduran sudur. İçme ve kullanma suyu nitelik olarak birbirinin aynı olmalıdır. Kullanma suyunun yani temizlikte bulaşıkta ve çamaşırda kullanılan suyun da sağlığı tehlikeye düşürmeyecek özellikte olması sağlanmalıdır.

Bir toplumda bireylerin su gereksinimi kişi başına 24 saatlik sürede litre olarak tanımlanır.

 Yetişkin bir kişi fizyolojik olarak günlük iki buçuk litreye yakın suya gerek duyar. Bunun yarım litreden fazlası katı yiyeceklerle birlikte alınır. Fizyolojik olarak gerekli bu   iki buçuk litre suya yemek pişirme, çamaşır ve bulaşık yıkama, yıkanma ve ev temizliği için gerekli olan suyu da eklemelidir. Sosyoekonomik ve eğitim düzeyine göre su gereksinimi değişir. Kentsel yerleşim bölgelerinde kişi başına gerekli su miktarını hesaplarken endüstriyel gereksinimler de hesaba katılmalıdır. Bu durumda o bölgedeki sanayi kuruluşlarının sayısı ve niteliği, tarımsal amaçla kullanılan su miktarı, kişi başına gerekli su miktarının hesabı da göz önüne alınmalıdır(1).

Kişi başına su tüketimini etkileyen etmenler şunlardır(1):

  1. Toplumun nitelendiricileri

-Ekonomik koşulları

-Kişisel alışkanlıklar ve sağlık eğitimi

-Yaşama standardı

  1. Kentsel büyüme
  2. Endüstriler
  3. İklim koşulları
  4. Su hizmetinin karakteristikleri

-Su kalitesi

-Su basıncı

-Maliyet

-Suyun ölçülmesi ya da kuruşlandırılması

-İyi işletme ve bakım sızıntılara, sistemdeki kırılmalara ve kopmalara bağlı su savurganlığının azaltılmasını sağlamaktadır.

Yapılan hesaplamalara göre, nüfusu beş bine kadar olan yerleşim bölgelerinde yaşayanlar günde kişi başına 24 saatte 50-60 litre kadar suya gereksinme duyarlar. Nüfusu beş bin ile elli bin arasında değişen yerleşim bölgelerinde yaşayanlar için 60-100 litrelik/gün suya gerek vardır. Asya ve Afrika ülkelerinde bunun %10 undan daha azı sağlanabilmektedir. Nüfusu elli binin üzerinde olan yerleşim bölgelerinde yaşayanların su gereksinimi ise 24 saatte kişi başına yüz ile bin litre arasında değişir. Kısal kesimde 20-25 litre/gün yeterli olabilir(1).

Tipik Amerikan toplumu için bu değerler ortalama kişi başına tüketim değeri olarak 600 litre/gün olarak verilmektedir(3-6).


Su sağlama
Su kaynakları planlanırken “ortalama günlük talebe1” göre değil “en yüksek su kullanım gününe2” göre planlanmalıdır.  Genellikle yaz aylarında saptanan bir değerdir. Bu değer günlük talebin %150’sidir. Ayrıca her şebeke günün pik talebini sağlayacak biçimde planlanmalıdır. Bu değer en yüksek günlük talebin %150-300’üdür. Küçük topluluklarda ve yerleşimlerde yangın söndürme gereksiniminin eklenmesi gerekeceğinden bu değer daha yüksektir. “Güvenli su sunumu3” tasarımlanırken belirlenen sürenin sonunda, ulaşılacak nüfusun gereksinimin sağlayacak su miktarıdır ve bu süre 10-50 yıllık bir süredir. Güvenli su sunumu yılların %95’i ya da 20 yıllık sürenin 19 yılı için yeterli miktardır. Endüstriyel bölgeler gibi güvenilirliğin çok önemli olduğu bölgelerde yılların %99’unda talebi karşılayabilecek sudur (3-6).Bu tablolarda verilen değerler ortalama yıllık değerlerdir. Yaz aylarında talep %50 daha büyük olabilir. Asya ve Afrika’da kişi başına tüketim 50 litre /gündür.

Toplumların su gereksinimini karşılamak üzere kaynaklardan, akarsulardan, göller vb. yüzeysel su kitlelerinden ve kimi durumlarda yağış sularını toplayan sarnıçlardan yararlanılır. Değişik su kaynaklarının özellikleri Tablo 3’te özetlenmiştir(1).

Su toplama ya da tutma alanı

Hamsu kaynaklarını besleyen bölgelerin, su havzalarının korunması giderek daha önemli hale gelmektedir. Hamsu kaynağının özelliğine göre bir su toplama4  (tutma) alanı belirlenir. Hamsu kaynağından arıtım tesisine ve arıtım tesisinden hizmet deposuna su getiren sisteme taşıma hattı5, hizmet deposundan tüketiciye su sağlayan sisteme ise şebeke6 denmektedir. Bir su sağlama sisteminin bölümleri Şekil 1 de verilmiştir (4-6).

Taşıma (İsale) hattı

Suyun bir kaynaktan alınarak toplumun yakınlarındaki bir dağıtım deposuna ya da arıtma tesisine getirilmesine suyun taşınması denir. Suyu hamsu kaynağından tüketici deposuna ya da arıtım tesisine ileten boru sistemine de taşıma hattı denir. Tüketici deposundan tüketiciye su ileten boru sistemine şebeke denir(1).

Kaynak ve tüketici depoları

Şebekeden önceki su biriktirme tesisidir. Teknik olarak depolarda iki bölme vardır. Bölmelere de iki ayrı ana bağlantı sistemi yapılmıştır. Bölmelerden biri temizlenirken diğer bölmeden şebekeye su verilmesi mümkün olur(7,8).

Su şebekesi

Su şebekesi isale hattı ile kaynaktan depoya gelen, arıtılan ve dezenfekte edilen suyun evlere iletilmesini sağlayan boru ağıdır. Tek tek evlere dolayısıyla bireylere uygun miktar ve kalitede ve basınçta su sağlanması çok iyi tasarımlanmış boru, depo, pompa yerleşimlerine sahip bir şebeke ile mümkün olabilmektedir. Dağıtım sistemi veya şebeke suyun tüketici deposundan tüketiciye iletilmesini sağlayan bütün sistemi tanımlamaktadır.

Değişik dağıtım  sistemleri vardır(Şekil 2). Bunlardan birisi kör-uçlu dağılımdır. Bu sistem bir ağaç gibi dallanarak yayılır. Ağacın gövdesini ana su boruları oluşturmaktadır. Bu sistem çok basit bir sistem olmakla birlikte aşağıdaki nedenlerle pek tercih edilen bir sistem değildir. Bu sistemlerde kör uçlara bağlı sorunlar vardır. Köruç tıpaları paslanabilmektedir. Buralarda çökeltiler birikebilmekte, temizleme zorunlu hale gelmektedir. (1,9-11):

  1. Dallanma bölgelerinin ucunda suyun yavaşlamasına ve göllenmesine bağlı olarak çökelme söz konusu olmaktadır.
  2. Boruların kör uçlarında klor kalıntısının sürdürülebilmesi mümkün olamamaktadır.
  3. Onarım sırasında onarım bölgesinden sonra gelen bölgenin suyunun kesilmesi zorunludur.
  4. Ek uzantılar veya dallanmalar yapıldıkça basınç ileri derecede düşer. Gelişmekte olan ülkelerin büyük çoğunluğunda en önemli sorunlardan birisi budur.

Su kirliliği

Herhangi bir kullanım sonrası suya atıksu denmektedir(1). Lağım suyu içinde tuvalet, banyo, duş, mutfak vb. atıksuları gibi evsel atıklar vardır. Birçok yerleşim yerinde lağım sularına endüstriyel ve ticari atıksular da boşalır. İngilizce’de tuvaletlerden gelen atıklara “lağım atığı”7 ; banyo, mutfak vb. den gelen atıksulara “kirlisu”8, endüstriyel ve ticari atıklara ise “ticari atık”9 denmektedir.

Bazı kentlerde yüzeysel yağış akıntıları da kanalizasyona akar (1,12,13). Eğer lağım sularını da almasına olanak veriliyorsa bu sistemlere “birleşik sistem”10  denmektedir. Yağış sularının önemli boyutta mevsimsel değişim göstermesi, arıtım sisteminin yükünde önemli oynamalara yol açması nedeniyle bunları ayrı sistemlerle toplama eğilimi ağırlık kazanmıştır. Ancak gelişmekte olan ülkelerde yüksek maliyet nedeniyle ayrı toplama sistemlerinin yaygınlaşması zaman alacaktır. Yağış akıntılarının toprak parçacıkları, ağır metaller, organik bileşikler, hayvan atıkları, petrol ve yağ gibi kirleticileri alabilmesi nedeniyle bunları da arıtmadan yüzeysel akarsulara ve su kütlelerine vermek çok tehlikeli olabilir. Kirlilik yükleri arasındaki farklılık arıtım teknolojilerinin de farklı olmasını gerektirebilir(13).

Günümüzde evsel atıksuları “bozsu”11  ve “siyahsu”12  olmak iki ayrı grup olarak ele alma eğilimi yaygınlaşmaya başlamıştır. Bozsular bitki sulanmasında ve tuvalet sifonlarında kullanılmak üzere arıtımına izin verilen sulardır (14).

Hayvan, insan ve kokuşmuş bitki artıklarını içeren suya siyahsu denmektedir (15). Çoğu zaman sıvı ya da katı insan atıklarını ve taşıyıcı suyu kapsar (16). Sadece tuvaletle ilgili atıklar olarak da tanımlamak pek yanlış olmaz (17). Dilimizde humik asitten13  zengin, pH sı genellikle 3,5-4,8 çok yumuşak sular için “karasu”14  terimi kullanıldığından karışmaması için bu suya siyahsu denmesi daha uygundur. Güney Afrika gibi bazı ülkelerde de humik asitten zengin sular için sular için “karasu” karşılığı kullanılır (18). Dilimizde yerleşim yerine göre yüksek yamaçlarda akan ve suyu temizlik, sulama amaçlı kullanılan küçük akarsuların suyuna “aksu” denmektedir. Bu nedenle “karasu” ve “aksu” sözcüklerinin halkın kullandığı anlamda kullanılmasına özen gösterilmeli ve lağım sularına siyahsu denilmelidir(13).

Bozsu ise tuvalet atıkları dışındaki tüm evsel suları kapsayan bir terim olarak kullanılmaktadır (19). Bulaşık suları, çamaşır yıkama suyu, banyo ve duş sularını, kısacası tuvalet dışındaki tüm evsel suları kapsar (20). Evsel atıksuların %50-80 i bozsudur. Kentlerimizde evsel bütün atıklar doğrudan kanalizasyona verildiğinden lağım akıntısının “siyahsu” olarak kabul edilmesi gerekir(13).

Temel su arıtımı ya da atıksu arıtım uygulamaları suyu içsalgı düzenini bozan maddelerden arındıramamaktadır. İçsalgı düzenini bozan maddeler yani östrojen ve androjen türevleri, deterjan parçalanma ürünlerinin yapıları kararlıdır ve kolay bozunmazlar. Canlıkıranlar ve bazı endüstriyel atıklar için de aynı sorun vardır (21).

Suyla ilişkili hastalıklar genellikle dörde ayrılarak incelenmektedir (20,22,23)

  1. Subulaşık hastalıklar15: Suya dışkı ve idrar karışması sonucu oluşan dışkı-ağız yoluyla bulaşma özelliğine sahip hastalıklarla, sudaki zehirli maddelerin yol açtığı hastalıklardır. Suyla yıkanan ya da su karıştırılan yiyeceklerle de bulaşır. Kolera ve diğer ishalli hastalıklar, tifo, çocuk felci, yuvarlak solucanlar ve kıl kurt, ağır metal etkilenimleri örnek verilebilir. Sudeğdi hastalıklar16  da bu gruba sokulabilir. Bu hastalıklar kirli suyun deriye, göze sürülmesi ya da değmesine bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklardır.
  2. Sudangelen hastalıklar17: İçinde asalak bulunan suyun içilmesi ya da genellikle yaralı deriden geçmesi nedeniyle ortaya çıkan hastalıklardır. Şistozomiyazis ve ginekurdu gibi hastalıklar örnek verilebilir.
  3. Suilişkin hastalıklar18: Suda ya da su yakınlarında üreyen sivrisinek gibi böceklerle taşınan hastalıklardır.
  4. Sukıt hastalıklar19: Su yetersizliği nedeniyle kişisel temizlik uygulamalarının yetersiz olmasının yol açtığı hastalıklardır.

Su kesintileri ve kirlilik

Su kesintilerinin yarattığı en önemli tehlike şebeke kirliliğine yol açmasıdır. ABD de 2003-2004 arasında çıkan su nedenli salgınların %38’inden  içme suyu sistemleri sorumlu bulunmuştur (1).

Biyolojik kiriliğin yanısıra önemli boyutta kimyasal kirlilikte olur. Son otuz yılda ABD de ortaya çıkan şebeke içme suyu kimyasal salgınları arsenik, benzen, klordan, klor, kromat, bakır, kesme yağı, fotoğraf banyo sıvısı, etil akrilat, etilen, glikol, florür, mazot, furadan, kurşun, kurşunlu benzin, kayganlaştırıcı yağ, gazyağı, nitrat, nitrit, fenol, çokklorlu bifeniller, selenyum, sodyum hidroksit, toluen, ksilen ve niteliği belirlenmeyen otkırıcılara bağlı durumlardır(24).

Toplum su sistemlerinden bu salgınlara yol açan en önemli bölüm şebeke kirliliğidir.Temel kaynaklar şebeke kirliliğinin yarattığı halk sağlığı risklerinin  en önemli yönlerini şöyle sıralar(24):

  1. Kirletici hastalık yapıcı etkenlerin ve kimyasalların çok fazla çeşitlilik ve farklılık göstermesi
  2. Bu etmenlerle karşılaşan bireylerin davranış farklılıkları
  3. Söz konusu etmenlere karşı güvenli su sağlamakla görevli kurum yöneticilerinin politik nedenlerle sergileye bildikleri farklı tutumlar olduğunu vurgulamaktadır.

Çapraz bağlantı20 ve geri emilim21

Normalde birbirinden ayrı olması gereken, biri temiz su diğeri kirli su içeren iki ayrı boru sisteminin ya da toplayıcı birimin su güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde fiziksel bağlantı kurulmasına ya da oluşmasına çapraz bağlantı denir. İstenmeyen bir nedene bağlı olarak içme suyu dağıtım sistemindeki akış yönünün tersine dönmesine geriakış22  denmektedir. Geriakış bağlantısı, boru sisteminde içme suyunun;  temiz su sisteminde basınç düşmesi, kirli su sisteminde basınç artması, vanaların tam olarak kapan maması veya yetersizliğine bağlı olarak kirli su kaynağınca kirletilmesine yol açan bağlantıdır. İçme suyu dağıtım sisteminde atmosfer basıncı altındaki ya da “negatif” basınca bağlı olarak normal akışın tersine dönmesine geri emilim denmektedir (1-6,10). Kirli bir kaynakla içme suyu dağıtım sistemi arasındaki bağlantı nedeni ne olursa olsun çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir (Şekil 3,4) (25). Kimi zaman lavabodaki su birikintisinin musluk iç çapının iki katından az bir aralıkla musluk ağzına yaklaşması arada bağlantı olmaksızın suyun emilmesine yol açar (Şekil 5). Kimyasallar sulandırılırken oluşan böyle bir durum kimyasalın içme suyu sistemine emilmesine yol açar (Resim 1)

Amerikan EPA (26),  Koren ve Bisesi (10) ve diğer kaynaklar tarafından yayımlanan vakalar konunun önemini çok iyi vurgulamaktadır:

Chicago’da bilinen en kötü amipli dizanteri salgınlarından birisi 1933 yılında yaşanmıştır. Salgın Chicago Danya Fuarına gelenlerin konakladığı otellerde meydana gelmiştir. Otellerin tesisatları eski ve bozuktu. Çapraz bağlantılar bulunuyordu. Banyo küvetleri ve tuvaletlerden olan geri emilim içme suyunun kirlenmesine neden olduğu sonucuna varıldı. Bu tesisat bozukluğunun yol açtığı kirlilik 98 kişinin ölümüne ve binlerce kişinin hastalanmasına yol açtı.

1943 yılında limanda bulunan bir geminin güvertesindeki yangın musluğunu içme suyu sistemine bağlayan bağlantının bozuk olduğu belirlendi. Bu bir ishal salgınına neden oldu. Büyük bir olasılıkla limanın kirli suyu yangın söndürme şebekesine pompalanmıştı ve sonuçta temiz su sistemine yayılan bakteriler 1179 kişinin hastalanmasına yol açtı.

Kaliforniya’da, bahçe hortumuna bağlı aspiratörle zararlı otları öldürmek üzere arsenik püskürtmek isteyen işçi suyun kesildiğini fark etti. Hortumu çıkarttı. Hortumu bağladığı musluktan bir bardak su içtiğinde arsenikten zehirlenerek öldü.

1932 yılında Nebraska’da Huskerville’deki 347 çocuğun %10 u çocuk felcine yakalandı. Çocuklar açık bağlantılı tuvalet sifonlarının kullanıldığı evlerde yaşamaktaydı ve bunlarda vakum emilimini engelleyici mekanizmalar yoktu. Ana su şebekedeki basınç değişimleri pissuyun içme suyu sistemine geçmesine neden olmuştu.

1952 yılında büyük bir transatlantik denizin 300 mil açıklarındayken 1000 vakalık bir dizanteri salgını ortaya çıktı. Çapraz bağlantı nedeniyle güvertedeki pissu içme suyu şebekesine karışmıştı.

1964 yılında Michigan’daki bir hastanede çalışanlar içme suyu musluklarından birisinden akan pas  rengi sudan  yakınmaktaydı. İçme suyu çeşmeleri hastanenin otopsi odasından iki kapı ötedeydi. Hastane otopsi masalarında otopsi işlemlerindeki kalıntıları toplayan çukur hazneler vardı. Bunlara aynı zamanda yıkama işlemlerinde kullanılmak üzere duşlu bir hortum bağlanmıştı. Masada herhangi bir askı bulunmadığından, Patolog duşlu el hortumunu kullanmadığı zaman masadaki çukur lavabonun içine bırakıyordu. Otopsi masasında vakum durumunda geriakışı önleyecek tek yönlü vanalar bulunmadığından oluşan güçlü geriemilim sonucu kadavradan akan kan ve diğer otopsi sızıntıları hastane su şebekesine emilmekte ve böylece su musluklarına ulaşmaktaydı.

Akarsu kaynaklı hamsular

Ülkemizdeki akarsular çoğu  bölgede lağım, sanayi ve  işyeri kirli sularının taşınması amacıyla kullanılagelmiştir.

Başlangıçta suyun kendini temizleme sürecinde doğanın göğüsleyebildiği bu kirlilikler kentlerin kalabalıklaşması, akarsuların üzerinin kapatılması hatta yatağının değiştirilmesi başta olmak üzere birçok nedenle yoğunlaşmıştır. Akarsu tabanındaki çökelmeler, akış düzenine yapılan müdahaleler akarsuların büyük çoğunluğunu kirli su ve zehirli madde akıntıları ya da sulandırılmış kanalizasyon akıntıları durumuna getirmiştir(27).

Kentsel su talebinin artması yeraltı su seviyesini düşürmüş, yapay ve doğal su kütlelerini azaltmıştır. Akarsu ve su kütlelerinin beslenme alanlarının kentsel yerleşim bölgeleri haline gelmesi emilme ve akış sürecini olumsuz etkilemiştir. Su havzalarının tarıma açılması çok miktarda kimyasal gübre ve canlıkıranların bu sulara akmasına yol açmıştır. Su kütlelerinin azalması içindeki kirletici derişimini artırmıştır. İçme ve kullanma suyu elde etmek üzere arıtılarak kullanılan hamsu kalitesi düşmüştür. Küresel değişmenin su kalitesi ve miktarı üzerindeki etkilerinin giderek artması sorunu daha da büyütmüştür(27).

Daha önce niteliği yüksek  olan ülkemiz  hamsularının  arıtılmasında genellikle hafif arıtım teknolojisine ağırlık verilmesi, arıtım tesislerinin yenilenememesi, bu tesislerin etkinliğinin azalmasına ve şebekeye verilen sudaki kirletici kaçaklarının artmasına yol açmıştır. Şebeke suyunda yüzeysel suların özellikle akarsuların kullanılmaya başlaması hamsuyun kirlilik örüntüsünü değiştirmiştir(27).

Temel su arıtımı ya da atıksu arıtım uygulamaları suyu içsalgı düzenini bozan maddelerden arındıramamaktadır. İçsalgı düzenini bozan maddeler yani kadınlık ve erkeklik hormonu türevleri, deterjan parçalanma ürünlerinin yapıları kararlıdır ve kolay bozunmazlar. Canlıkıranlar ve bazı endüstriyel atıklar için de aynı sorun vardır (28).

Su ve halk sağlığı ilişkisinin karmaşık mekanizmasını kavrayabilecek birikimleri olmayan ve konuyla ilgili danışman gereksinimi de duymayan yerel yöneticilerin yaklaşımı konuyu siyasi platforma taşımış, suçlama-savunma kısır döngüsü konunun teknik olarak tartışılabilmesi olanağını ortadan kaldırmıştır. Yerel ve ulusal teknik çözüm arayışlarının önü bütünüyle tıkanmış gibidir(27).

İçme suyunu etkileyen her türlü kirletici akarsu hamsu kaynaklarında çok yüksek oranda olacaktır. İçme suyu sağlama sistemlerinde kaynaktan musluğa HACCP  kuralları uygulanmalıdır. İçme suyu kalitesini sağlayarak halk salığının korunması sürecinin bileşenleri şekli 1’de verilmiştir (Şekil 6) (29). Akarsu kaynaklı hamsuların yol açabileceği başlıcasorunlar

Akarsulardan sağlanan hamsuyun(27):

–  Biyolojik kirletici oranı yüksektir.

–  Fiziksel kirlilik oranı yüksektir.

–  Kimyasal kirlilik oranı yüksektir.

–  Niteliği anlık, günlük ve mevsimsel değişiklik gösterir. Akarsularla ilgili en önemli yanılgı anlık ya da kesitsel ölçümlerin fikir verebileceğinin sanılmasıdır.

–  Sulardaki canlıkıran oranı yüksektir. Yağışlar ve yüzeysel akıntılarla kullanılan haşerekıranlar ve gübreler akarsulara karışmaktadır. Arıtım tesislerimiz canlıkıranları arıtılamamaktadır.

  –  Anlık ya da kesitsel ölçümlerde ağır metallerin az bulunması güvence sağlamaz. Herhangi bir tesisten yüksek sanlım, arıtım biriminin arızalanması, atıksudaki miktarın yükselmesi suyun ağır metal yükünü artıracaktır.

İçmesuyunun niteliği ile ilgili olarak ortaya çıkabilecek başlıca sorunlar(27):

  –  Akarsu niteliğinin ve kirletici yükünün sürekli değişebilir olması arıtım sisteminin arıtma etkinliğini düşürecek ve istenmeyen kaçaklar artacaktır.

  –  Artan haşekıran yükü şebeke suyundaki miktarları çok artıracaktır.

  –  Şebeke suyunun mikrobiyolojik örüntüsü ve biyofilm özellikleri değişecek, hastalık etkenlerinin üreme ve varlığını sürdürme olanağı artacaktır.

  –  Şebekedeki fiziksel birikintiler sistem etkinliğini azaltabilecektir. Şebeke bakım ve onarım gerektiren sorunlar artacak, şebeke kirliliği büyük salgın tehlikeleri yaratacaktır. Tesisatta ortaya çıkacak sorunlar geri emilim ve çapraz bağlantı risklerini artıracaktır.

  –  Şebeke suyunun tat ve koku özelliklerinde büyük oynamalar olabilecektir. Bu değişiklikler toplum bireylerinin denetimsiz su kaynaklarına kaymasına yol açabilecektir.

  –  Şebeke suyunun organik yükü ve klor talebi artacak, esas olarak hamsu ön klorlamasında sorun olan trihalometanlar ve diğer dezenfeksiyon yan ürünleri şebeke suyu için de önemli bir sorun haline gelecektir.

  –  Ağır metal kaçakları artacaktır.

  –  Demir ve manganez gibi kirleticiler çamaşırlarda, tesisatta kırmızımtırak ve siyah renk değişikliklerine yol açacaktır. İkincil maksimum kirletici seviyesi demir için 0, 3 miligram/litre, manganez için 0, 05 miligram/litre olarak belirlenmiştir. Bunlar hoşa gitmeyen bir metalik tat vermeleri nedeniyle toplum bireylerinin musluk suyunda uzaklaşmasına neden olabilecektir. Kullanılacak deterjan miktarı ve pissu sistemine akıtılan deterjan kalıntıları fazlalaşacaktır.

Çıkabilecek başlıca sağlık sorunları:

  –  Ağır metaller ve canlıkıranlar bulantı, deri döküntüleri, kusma, baş dönmesi gibi iveğen etkilerin yanı sıra ani ölümlere de neden olabilir.

  –  İzin verilen seviyelerin altında bile olsa uzun süre etkileniminde kalınan bazı kirleticiler süreğen etkilere yol açacaktır. Bazı kimyasallar düşük miktarda yinelenen biçimde etkilediğinde  kanser, böbrek ve karaciğer tahribatı, sinir sistemi bozuklukları, bağışıklık sistemi bozuklukları ve doğumsal gelişme bozukluklarına yol açar.

  –  Toplumda astım ve diğer alerjik sorunların oranı artabilecektir.

  –  Akarsularda antibiyotik direncini yükselten gen oranı giderek artmaktadır. Bunun toplum sağlığı maliyeti çok yüksektir. Sularımız bu açıdan denetlenmemektedir(30).

  –  Suda özellikle insan adenovirüsleri olmak üzere virüslerin oranı çok artacaktır.

–    Uzun süre kirlilik oranı yüksek su içen toplumlarda kolorektal kanser görülme sıklığının artacağından kuşkulanılmaktadır (30-34).

  –  Bu konuda epidemiyolojik izlemenin yetersiz olduğu ülkelerde yıllar sonra çıkabilecek etkilerin yol açacağı zararların telafisi mümkün olamayacaktır.

Irmak suyunda olduğu gibi hamsu kaynağının kalitesi düştüğünde yapılması gerekenler(27):

Musluktan akan su içilebilir olmak zorundadır. Musluk suyunun kirliliğini kader sayarak seçenek arama şansı yoktur. Kimi toplum bireyleri içmesuyu olarak şişe sularının tüketimini ya da bireysel arıtma aygıtlarını seçenek olarak düşünmektedir. Musluktan akan su içmesuyu standartlarını sağlamıyorsa kişiler ne yaparlarsa yapsınlar toplum sağlığı tehlike altındadır. Su kaynaklı büyük felaketlerle her zaman karşılaşma riski bulunmaktadır.

Musluktan akan suyun içilebilirliği ülke sağlık düzeyi ve çevre sağlığı alt yapısıyla ilgili önemli bir gösterge olarak alınır. Toplum sağlığı sorunu olarak taşıdığı büyük önemin yanı sıra ekonomik açıdan da önemlidir. Böyle bir durumda ülkemizin altyapı standardı çok daha geri ülkelerinkiyle özdeş kabul edilir. Gelecekte turizm potansiyeli açısından çok riskli bir durumdur. Büyük kentlerin su standardının düşüklüğüyle ilgili sorunlar, ülkemize gelen turistlere kendi sağlık kuruluşlarınca tehlike uyarısı yapılması sonucunu verecektir. Nitekim bazı turistik kuruluşlarda şişe suyu satışını artırmak için yapılan “musluktan akan su içilmez” uyarıları da aynı sonucu vermeye başlamıştır(27).

Evsel arıtım aygıtları biyolojik kirlilikle ilgili güvence sağlamaz. Bütün kirleticileri arıtarak içme suyu güvencesi sağlayacak bireysel ya da konuta özel bir arıtım cihazı yoktur. Ancak arıtım araçları bataryası kurulmalıdır ki bunların bakım ve idamesi bireylerin olanaklarının dışındadır. Bazı ağır metallerin arıtımında ekin olan ters ozmos sistemleri gibi bazı sistemler mikrop kirliliğinde etkili değildir ve su maliyeti yüksektir. Arıttığı suyun litresi başına 2-3 litre su harcamaktadır (34). Bütün bu nedenlerle:

  –  Ülkemizde özellikle büyük kentlerin arıtım sistemleri hamsu kaynaklarının özelliklerine uygun kapasiteye kavuşturulmalıdır.

  –  Su kirliliğindeki ani değişiklikleri belirleyecek etkin hamsu ve şebeke izleme sistemleri kurulmalıdır

  –  Yerel yöneticilerin kendi siyasi konumlarını halk sağlığı sorumluluklarının önüne geçirmeleri engellenmelidir.

  –  Toplum bu konularda taraf olarak seçim yapmasını, baskı yapabilmesini ve sorumluluk almasını sağlayacak biçimde bilgilendirilmelidir.

  –  Halk sağlığı sorunlarının belirlenmesini ve değerlendirilmesini sağlayacak epidemiyolojik izleme ve araştırmalara ağırlık verilmeli, kaynak ayrılmalıdır.

  –  Belediye sağlık müdürlüklerinin temel sorumluluğu tedavi edici hekimlik hizmetleri değil halk sağlığı ve koruyucu hekimlik hizmetleri olduğu anlaşılmalıdır. Yapılanmaları buna göre olmalıdır.

  –  Toplumda alerjik hastalıklar, astım izlenmeli, vakalarda ki alevlenme dönemleri belirlenmelidir. Özellikle polen mevsimi dışındaki artışlar çok büyük önem taşır.

  –  Toplum kolorektal kanserlerin erken tanısı konusunda eğilmeli, gerekli altyapı sağlanmalıdır.

  –  Kirletici yükü aşırı artacak olan arıtım balçığının giderimiyle ilgili teknik ve mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Ülkemizde arıtım balçığının giderimiyle ilgili politika belirlenmelidir (35).

  –  Toplumun bireysel arıtım cihazları satanlarca istismarı önlenmelidir. İçmesuyu niteliği bireylere bırakılamaz. Bireysel güvenlik uygulamaları pahalı olmasına karşın bakterisel ve kimyasal içmesuyu güvenliğini sağlayamaz. Bu nedenle şebekeye verilmeden önce istenilen güvenlik koşulları sağlanmalıdır (28).

Sudan örnek alma:

DSÖ aşağıdaki genel ölçütlere dikkat edilmesini önermektedir (37-39):

  –  Numune alma noktaları tüm hamsu kaynaklarını temsil edici şekilde belirlenmelidir.

  –  Bu noktalar belirli yetersizlik noktalarını kapsamalıdır. Sözgelimi korunması olmayan kaynaklar, depolar, düşük basınç bölgeleri, sistemin uç noktaları örnek verilebilir.

  –  Bu noktalar bütün boru sisteminde eşit dağılım sağlayacak, yararlanan nüfus kesimlerini hesaba katacak şekilde belirlenmeli, dallanma sayısıyla orantılı bir örnek alımı öngörülmelidir.

  –  Seçilecek örnek noktaları sistemi ve başlıca bileşenlerini temsil edecek şekilde seçilmelidir.

  –  Sistem birden fazla kaynaktan beslenmekte ise bu kaynaklardan yararlanan nüfusun ağırlığı hesaba katılmalıdır.

  –  Her arıtım tesisinin hemen çıkış noktasında da mutlaka bir örnek alma noktası olmalıdır.

REVİZE EDİLECEKTİR

Kaynaklar

  1. Güler, Ç. (Ed), Çevre Sağlığı (Çevre ve Ekoloji Bağlantılarıyla), 1. Ve 2. Cilt, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2012.
  2. Güler, Ç. , Vaizoğlu, S. A. , Çobanoğşu, Z. İçmesuyu, Özgür Dorruk Güler Çevre Dizisi No. 71, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2011.
  3. Meinhardta, P. Water qulaity management and water-borne disease ternds, , in Robert B. Wallace, Neal Kohatsu (eds); Wallace/Maxcy-Rosenau-Last, Public Health and Preventive Medicine, pg. 863-899, 15th ed. , McGraw Hill, Medical, New York, 2007.
  4. Okun, A. , Fair, G. M. Wastewater disposal, , in Sartell, P. H. (Ed). ,Maxcy-Rosenau, Preventive Medicine and Public Health, 1125-1150, 10. th ed, Appleton Century Crofts, New York, 1965.
  5. Okun, D. A. , Water and Waste Disğozal, Water Qulaiyt Management, Lasst, John, M. (ed), Maxcy-Rosenau, Preventive Medicine and Public Health, 807-874, 12. ed, Appleton-Century-Crofts, Norwalk, 1986.
  6. Okun, d. A. , Water Quality Management, in Public Health & Preventive Medicine, (John m. Last and Robert B. Wallace, (Eds), pgs 619-638), Toronto, 1992.
  7. Güler, Ç. , Coşkun, Y. Su Bilgisi Hatiboğlu Yayınevi, Ankara, 1988.
  8. Çobanoğlu, Z. Su Bilgisi, Türk Sağlık Eğitimi Vakfı, Ankara, 2001.
  9. Ehler, V. M. , Steel, E. W. Municipal and Rural Sanitation, McGraw Hill, New York, 1965.
  10. Koren, H. ; Bisesi, M. Handbook of Environmental Health and Safety, (355-395), Lewis Publishers, Florida, 1996.
  11. Güler, Ç. , Çobanoğlu, Z. Modül 07. Su tesisati izleme, değerlendirme, müdahele uygulamalari, Sağlık Bakanlığı Ankara, 1997.
  12. Güler,Ç.;Vaizoğlu,S.A.;İçme Suyu Ham Su Kaynağı olarak ırmak Suyu; Hacettepe Tıp Dergisi:39,2,96-101,2008.
  13. Güler, Ç. , Atıksu Arıtım Balçığı ve Halk Sağlığı, Özgür Doruk Güler Çevre Dizisi 20, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2008.
  14. Sewage treatment, http://en. wikipedia. org/wiki/Sewage_treatment,15 Şubat 2007.
  15. blackwater, www. nsc. org/ EHC/ glossary. htm,3 Kasım 2007.
  16. blackwater, www. kleanindustries. com/ s/ Glossary. asp,3 Kasım 2007.
  17. blackwater, www. mw-zander. com/ hld-home-glossary/ hld-glossary-facilitymanagement-b. htm,3 Kasım 2007.
  18. blackwater, members. aol. com/ sierram/ sierram3. htm,3 Kasım2007.
  19. graywater, www. nsc. org/ EHC/ glossary. htm,3 Kasım2007.
  20. graywater, en. wikipedia. org/ wiki/ Gray Water,3 Kasım 2007.
  21. Falconer, I. R. , Are endocrine disrupting compounds a health risk in drinking water?Int. J. Environ. Re. Public Health, 3, 2, 180-184, 2006.
  22. Güler, Ç. , Çobanoğlu, Z. , Konut Sağlığı, Yazıt Yaıncılık, Ankara, 2008.
  23. Hinrichsen D, Robey B, Upadhyay UD. The health dimension. In: Solutions for a water-short world. , Population Report, Series M, No. 14. Baltimore, MD: Johns Hopkins School of Public Health, Population Information Program; 1998. Available from URL: http: / /www. infoforhealth. org/ pr/ m14/ m14chap5. shtml, 1 Mayıs 2008.
  24. Committee on Public Water Supply Distribution Systems: Assessing and Reducing Risks (Snoeyink, V.L.; Haas, C.H.;Boulos, P.E.; et al); Drinking Water Distribution Systems, assessing an Reducing risks; National Research Council of the National Academies, The National Academies Press, Washington, D.C.;2006.
  25. Training course manual, US Department of Health and Welfare, Public Health Service, Cicinnati, OH, Environmental Control Administration, March, 1970.
  26. Cross-connection control manual, US EPA, Office of Water, Office of Ground Water and Drinking Water, 2003.
  27. Güler, Ç. , Irmak Suyu ve Halk Sağlığı, Özgür Doruk Güler Çevre Dizisi No. 43, Akara 2008.
  28. Falconer, I. R. , Are endocrine disrupting compounds a health risk in drinking water?Int. J. Environ. Re. Public Health, 3, 2, 180-184, 2006.
  29. Davison, A. , Howard, G. , Stevenson, M. , Callan, P. , Kirby, R. , Deere, D. and Bartram, J. , Water Safety Plans, WHO/SHE/WSH/02/09, WHO, Switzerland, 2002.
  30. Yanarell, A. C. et al; Antibiotic resistance genes and residues in water and soils in close proximity to swine production facilities; http:/ / www. usawaterquality. org/ conferences/ 2008/ pdf/ Workshops/NRI_Session/ YannarellIL08. pdf, 30 Mayıs 2008.
  31. Chen, K. , Yu, Weiping, Ma, Xinyan, Yao, K. , Jiang, Q, The Association between drinking water source and colorectal cancer incidence in Jiashan County of China: A prospective cohort study, European Journal of Public Health, 15, 6, 652-56. , 2005.
  32. Page, T. , Harrris, R. H. , Drinking water and cancer mortality in Louisiana, Science, 193, 55-57, 1976.
  33. Gulis, G. , Fitz, O. , Wittgruber, J. , Suchanova, G. , Colorectal cancer and environmental pollution, Cen Euro J Public Health6, 188-91, 1998.
  34. Güler, Ç. , İstenmeyen bir Seçenek, Evsel Su Arıtım Aygıtları, Özgür Doruk Güler Çeevre Dizisi 25, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2008.
  35. Güler, Ç. , Atıksu Arıtım Balçığı ve Halk Sağlığı, Özgür Doruk Güler Çevre Dizisi 20, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2008.
  36. Güler, Ç. , Sulardan Numune Alma, Özgür Doruk Güler Çevre Dizisi

46, Yazıt Yayıncılık, Ankara, 2008.

  1. Guideliness for Drinking-Water Quality, Volume 3, Second Edition, WHO, Geneva, 1997.
  2. Sampling procedure of drinking water, http:/ / www. nih. org. pk/nutrition/ Water%20sampling. htm, 20. 07. 2008.
  3. Methods for taking and preserving samples for the application of the Regulation respecting the quality of drinking water, Centre d’expertise en analyse environnementale du Québec, DR-09-03, Edition: 2005-11-28, Review: 2008-01-25, Québec, http:/ / www.ceaeq. gouv. qc. ca/ potable/ index_en. htm#legend, 20 Haziran 200.