Mar 182013
 

imagesCA3ZNOSPİngilizler ve müttefikleri doğuyu medenileştirme projesinin önündeki en büyük engel olarak gördükleri Türkleri tarih sahnesinden silerek bu amaçlarına ulaşmayı düşünmüşlerdi. İngiliz ordusu içinde gözlemci olarak bulunan bir Amerikalı yüzbaşının şu sözleri aslında Çanakkale Savaşları’nın ana felsefesini anlamak bakımından oldukça önemlidir: “… Türkler gibi medeniyet sahibi olmayan bir milletin elinde bulunan Avrupa’nın bu son kalesine, Hıristiyanlar tarafından hücum ediliyor.

Eğer İngilizler ile müttefikleri bunu başarırlarsa bu, fethedilmemiş bir ülkenin peşinden koşan fatihler gibi, burayı elde tutmak için değil, belki kıvılcımı 1792’de Fransa’da parıldayan medeniyet ışıklarını Asya’nın karanlık köşelerine yaymak içindir.
Hayalimizin ufkunda gözden uzak Bağdat’ın sisler içinde gizlenmiş göz alıcı manzarası canlanıyor. Britanya’nın en tanınmış siyaset adamlarının zihinlerinden yüz sene önce doğmuş olan bu siyaset, bu gün Çanakkale’de yaşanmakta olan savaş ile de ilgiliydi. Eğer İngiltere’nin askerleri Gelibolu’da başarısız olursa, İngiliz güneşi Türkiye’de, Mısır’da, Hindistan’da kısaca bütün Doğu’da ışıklarını önceki kadar vuramayacak ve aydınlatamayacaktır. Çanakkale’nin ele geçirilmesi bunun süresini kısaltabilirdi. Bozgunluk ve perişanlık korkunç bir trajedinin son perdesini indirmeye yetecektir..”(1).

İngiliz savaş meclisinin 28 Ocak 1915’te yaptığı toplantıda Deniz Bakanı Winston Churchill, vakit geçirilmeden Çanakkale cephesinin açılmasını istedi. Bu istek savaş meclisince de kabul gördü ve harekâtın yalnız deniz kuvvetleriyle yapılması kararlaştırıldı. Böylece Lord Kıchener’in ortaya attığı Çanakkale operasyonu Churchill tarafından tam olarak benimsenmiş ve kabul görmüştü(2) .

Çanakkale Boğazı’nı geçmek amacıyla hazırlanan plânı hayata geçirmek için, Amiral Carden’in emrinde, Queen Elizabeth, Inflexible, Agamemnon, Triumph, Cornwallis, Albion, Vengeance, Lord Nelson, Swiftsure, Irresistible, Ocean, Prince George, Majestic, Goliath, Canopus; Fransız Tuğamirali Guéperatte komutasında da Bouvet, Gaulois, Suffren ve Charlemagne zırhlıları, 3 hafif kruvazör, 16 muhrip, 7 denizaltı, 12 mayın tarama gemisi, Ark Royal ve Ben Mc. Chree ana uçak gemileri, Minca sabit balon gemisi, nakliye gemileri ve şileplerden oluşan büyük bir armada oluşturulmuştu (3).

Mondros’tan 18 Mart’ta saat 09:00’da yola çıkan İtilâf donanması saat 11:00’de Boğaz’a girdi ve birinci grup 11:25’te uzak mesafeden Nara Koyu’na ateş açtı. Queen Elizabeth şehir merkezini, Agememnon ve Lord Nelson Mecidiye ve Namazgâh tabyalarını dövmeye başladı. Saat 11:50’de ikinci grupta yer alan Fransız gemileri iki gruba ayrılarak; Suffren ve Bouvet Asya kıyısında, Gaulouis ve Charlemagne Avrupa kıyısına demirlemişti.
Hamidiye ve Çanakkale tabyalarının kısa süren suskunluğunu fırsat bilen Amiral de’Robeck, gemilere daha yakına yanaşarak ateş etmeleri emrini vermişti. Saat 12:30’da Erenköy karşısında duran İngiliz zırhlılarını geçen Fransız gemileri, büyük çaplı toplarıyla bir taraftan Kilitdahr ve Mesudiye, diğer taraftan Dardonos ve Aktepe tabyalarını ateşe tuttu. Gemilerin küçük çaplı topları da dağınık olan bazı Türk bataryaları üzerine ateş etmişti (4).

Üzerilerine bomba yağdırılan Türk istihkâmları da İtilâf filosuna elinden geldiği kadar karşılık vermişti. Türk tabyalarından atılan top mermilerinden biri Inflexible’ın kaptan köprüsüne isabet etmiş ve yangın çıkarmıştı. Birçok yaralının bulunduğu gemi, Amiralin emri ile geri çekilme direktifi almıştı. Bouvet’de de aynı şekilde yangın çıkmıştı. Prince George gemisinin de kaptan köprüsü bir Türk topu ile havaya uçmuştu. Gemilerde bunlar yaşanırken, Çanakkale şehir merkezi yangın yerine çevrilmiş, Namazgâh tabyası Bouvet tarafından, Hamidiye tabyası Charlemagne tarafından tahrip edilmişti (5).
Saat 13:45’te Fransız gemileri Amiral de’Robeck’den Boğaz dışına çıkmaları yönünde talimat almışlardı. Fransız gemileri dönmek için manevra yapmaya başladıklarında, Bouvet birden sağ tarafına doğru yatarak alabora olmuştu.
Kısa bir süre sonrada gözden kaybolarak sulara gömülmüştü. Saat 15:15’te Irresistible, Aktepe hizasına geldiğinde şiddetli bir patlamaya neden olan bir mayına çarparak yana yatmaya başlamıştı.

Saat 16:10’da yüzer mayınlardan biri Irresistible’a çarparak geminin ikinci bir ağır yara almasına neden olmuştu. Saat 18:00’de Irresistible’i çekip kurtarmaya gelen Ocean gemisi de Bouvet’in battığı yere yakın bir yerde mayına çarparak sağ yanına yatmıştı. Her iki geminin personeli de gemileri terk ederek, gemileri kaderleri ile baş başa bırakmışlardı. Saat 20:00 ile 23:00 arasında her iki gemi de sulara gömülmüştü (6).

Günün sonunda Türk tarafının kayıplarına bakıldığı zaman, Çanakkale ve Kilidbahr’in alevler içinde kaldığı, haberleşme hatlarının tamamen kesintiye uğradığı, tabyalar ve bataryalara binlerce gemi top mermisinin isabet ettiği, siperlerin harap olduğu, topların çoğunun kullanılamayacak derecede zarara uğradığı ve 200 kadar Türk’ün hayatını kaybettiği görülmüştü.

İtilâf donanmasına gelince “Yenilmez Armada” olarak bilinen filo çok önemli üç zırhlısını Boğazın sularında bırakmış, birçok gemisinin savaş dışı kalmasına engel olamamış ve batan gemilerdeki askerlerini de geride bırakarak Boğaz’ı terk etmek zorunda kalmıştı (7) .

18 Mart Deniz Savaşı’nda şehit olan askerlerin anısını yaşatmak ve kahramanlıklarını yad etmek amacıyla olaydan bir yıl sonra, 18 Mart 1916’da yapılacak ilk tören için girişimlere başlanmıştı.

  3 Responses to “Dur Yolcu !”

  1. Sehit ve Gazilerimize duydugumuz saygı ve minneti her sene bir kac yazı ..siir ile anıyoruz..Ve gorevimizi yapmanın huzuru ile bir baska tarih ve zaferde bulusmak üzere diyoruz..Trajikomik ülkemin..celişki yumagına bir anı daha gömerek..
    gururu yasatırken bizlere..
    affedin layık olamadık sizlere..

  2. Teşekkür ederim, güzel yazı ve güzel şiir ve güzel sözler..
    Affederlermi dersin….

    • Rica ederim..affederlermi bilemem ama cahilligimizi hosgörselerde..vefasızlıgımızı hosgörebileceklerini sanmıyorum..Damarlarımızdaki ”asil kan” dan da süpheye düserler…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: