Ara 302011
 

“Dikkatli olmanız gerekir. Eğer bir konuda iyiyseniz, diğer alanlarda o kadar da iyi olmadığınızı kabul edin. Ben yazılım konusunda çok başarılıyım ama insanlar bana her konuda dahiymişim gibi bakıyor.”
Bill Gates (1998)
“Algısal değerlerimizi benzediğimiz insan modeli hakkında yapılan katı değerlendirmelerle çökerttiğinden zekanın tanımları için endişeleniyorum.”
Howard Gardner (2000)

Aptal olduğunuzu düşünmüyorsunuz. Ama “çevremde benden çok daha zeki insanlar var” diyorsunuz. Ya da bazı insanların kafalarının sizinki kadar iyi çalışmadığına inanıyorsunuz. Aslında yanlış yapıyorsunuz. Herkes zekidir. Sadece siz bunu bilmiyorsunuz…

Zeka nedir?

Robert Strenberg genel olarak zekayı bir bireyin çevresini belirlemede, ona adapte olmada ve onu şekillendirmede ihtiyaç duyduğu zihinsel beceriler şeklinde tanımlamıştır. Strenberg’e göre genel zeka iki ana gruba ayrılır: IQ yani düşünsel zeka ve EQ yani duygusal zeka. IQ da kendi içinde analitik, kreatif ve pratik olmak üzere üç gruba bölünebilir.

Analitik zekanız yüksekse bu sizi matematik derslerinde hocaların gözdesi yapar. On yedi on sekiz yaşlarına geldiğinizde çoğunlukla geleceğe dair hedefiniz iyi bir mühendis ya da ekonomist olup yeşil kağıtlar saymak, onları toplamak, çıkarmak, çarpmak, bölmek olur. Güzide yurdum eğitim sisteminde tıp fakülteleri de sayısal puanla öğrenci aldığından ilkokuldaki matematik dahisi arkadaşınızı bir hastanede sizi muayene ederken bulmanız da mümkün tabii…
Hepimizin bildiği gibi ÖSS de anatilik zekayı göstermenin yolu sayısal bölümü sorularını doğru yanıtlamaktan geçer.

Matematikten nefret eden, sayısal soruları ve sorunları doğru çözemeyeceğine inanan yurdum gençleri azcık da el becerileri yatkınsa Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesini hedef tutar kendisine. Resim, heykel ya da animasyon gibi yaratıcılık ve yeteneğe dayalı bölümlerin hocalarından ders alarak eğitim-öğrenim haklarını kullanmak isterler.
Oysa ki Mac Kinnon ve Hall amcaların yaptığı psikolojik araştırmalar bize gösteriyor ki analitik ve kreatif zeka paralel işliyor. Yani matematik sorularını iyi çözenler daha yaratıcı oluyor. Diğer bir değişle zamanının hem bilim adamı hem de büyük sanatçısı Leonardo Da Vinci cennetten bize selam ediyor.

Pratik dehalara gelince bu kişiler genellikle günlük hayatta her işe kolay çözümler bulan sevgili annelerimiz formunda karşımıza çıkıyor. Pratik dehalar bir soruna birden fazla çözüm buluyor.
Siz eğer bir matematik sorusunun doğru yanıtına birden fazla çözüm yolu kullanarak ulaşabiliyorsanız, sakın ola kendinizi analitik dahi sanmayınız. Bu eğitim ve tecrübeyle gelişen pratik zekanızın bir göstergesidir.
Analitik düşünenler tek bir doğru sonuca erişebilirler. Pratik dahiler ise çoklu çözüm üretebilenlerdir.

Bu zeka türlerinden bir ve ya bir kaçına sahip olsanız bile siz zeki olamayabilirsiniz. Hatta IQnuz bile düşük olabilir. Peki IQ nasıl hesaplanır?

Senin IQun kaç?

IQ -ingilizce adıyla intellectual quotient- yani entelektüel katsayı yaş ilerledikçe hata vermeye başlar. Matematiksel olarak IQ zihin yaşınızın biyolojik yaşınıza bölümüyle 100ü çarparak elde ettiğiniz sayıdır. Bu durumda zihin yaşı ve biyolojik yaşı birbirine paralel giden çocukların IQsu 100dür. 100’ün altında kalan çocuklar için düşük zekalı, üstüne çıkanlar için de zeki denmiştir.
IQ ölçümünü yapan soruların yaratıcısı Alfred Binet çocuklar için IQ testinin sorularını hazırlarken kendi kızlarını kontrol grubu kabul etmiştir. Eğer çocuğunuzun IQsu 100’ün üstündeyse çocuğunuz entelektüel anlamda Binet’in kızlarından daha zekidir. Fazlası değildir.

Ama IQ zeka demek değildir. Savant sendromu denilen olayı size tanıtmak isterim. Savant’a göre ilahi adalet mevcuttur. Yani bir insanın zihinsel kapasitesi belirli alanlarda kısıtlıysa mutlaka başka alanlarda gelişmiştir. Bu durumda yeryüzündeki bütün insanlar eşit derecede zekidir.
Görme duyusu eksik olan insanların dokunma duyularının gelişmesi ya da Rainman filminde Dustin Hoffman’ın canlandırdığı Raymond Bobbit karekterinin 13 haneli sayıları hesap makinesi gibi saniyelik süreçlerde zihinden çarpıp bölebilmesi ama iletişim becerilerinin limitinin sıfır olması gibi durumlar bize bazı zeka özelliklerinin eksikliğinde zıt zeka özelliklerinin gelişmiş olduğunu kanıtlar. Ama ne yazık ki iletişim becerilerimizi geliştiren, bazılarımıza “olgun” sıfatını hak gören duygusal zekanın sayısal olarak ölçümü günümüzde mümkün değildir.

Bütün bunların sonucunda, sizdeki zeka pırıltısını henüz keşfedemediyseniz. Her konuda zeki ya da her konuda beceriksiz olduğunuzu düşünüyorsanız aile büyüklerinizi tanımaya başlayın derim ben. Kendinizi onlarda bulacaksınız.

Zekanın kalıtsal olduğuna kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum.
Bilim adamları bir yandan entelektüel zekanın çocuğa tamamıyla anneden geçip geçmediğini tartışadursun ben size kişilik özelliklerinizi keşfetmenize yardımcı olacak bir sır vereyim. 1989 yılında iki sarışın Alman ağabeyimiz Nobel Ödülünü hem kendileri hem de insanlık adına çok büyük bir buluş yaptıkları için kaptılar. Buluş RNA’nın kişilik bilgilerini taşımasıydı. Fen bilimlerine ucundan da olsa bulaşmış arkadaşlar bilirler.
RNA tek sarmallıdır ve yeni RNA üretimi sırasında ilk sarmalın tam zıttı zincir oluşur. Yeni RNA da tekrar eşlenme istediğinde ilk zincirin kopyası oluşur.Selanik örgüsü gibi bir ters bir düz…
Beyin hücreleri de bu durumdan nasibini alır. Diğer bir deyişle biz kendi çocuğumuza anne-babamızın kişilik bilgilerini aktarırız. Anne-babamız da bize dedelerimizin ve onların dedelerinin genlerini aşılamıştır zaten.
Bu kişilik bilgileri kimi çocukta kendini çok bariz belli ederken bazı çocuklarda da çevre koşulları, eğitim, aile yaşantısı hatta ekonomik durum gibi sebeplerden dolayı keşfedilmemiş bir hazine misali gizli saklı durur. Biraz düşünürsek fark edeceğiz ki kimi yeteneklerimiz- bu anlattıklarımdan sonra benim için yetenek ve zekanın hatta becerinin ayrı kavramı tanımlayan farklı sözcükler olduğunu anlamışsınızdır- bize atalarımızdan mirastır ve birkaç kuşak geriye gittiğinizde bu becerilerinizden bir ya da bir kaçına birden sahip atalarınız olduğunu göreceksiniz. Eskilerin deyimiyle “7 göbek öncesi”…

Sonlandırmak gerekirse, kimse kimseden aptal değildir. Tanrı inancım olmasa da vaziyeti tanrının bütün kullarına zekayı eşit fakat farklı şekillerde dağıttığını söyleyerek özetleyebilirim.
Hani birine kızınca “Tanrı insana akıl dağıtırken sen şemsiye mi açtın?” deriz ya o açılan şemsiye mutlaka bir yerinden deliktir. Yeter ki deliğin olduğu yeri görmesini bilelim.

D. Biricik

 Posted by at 20:51

  2 Responses to “Hangimiz Zekiyiz..?”

  1. Güzel yazıydı, teşekkürler. Özellikle “tanrı herkese eşit dağıtmıştır ama farklı şekillerde” burası çok güzeldi 🙂

  2. Rica ederim..Güzel oldugu konusunda hemfikirim..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: