Kas 262012
 

Nasıldır zaman bilirsin, acımasızlığı gözlerinden damlar…Nasılda suskundur kini öfkesi, nasılda beyazdır hissedilmesin diye ateşi…Zamanı en iyi sen bilirsin, birde ben… Ben…
Bir gece vakti parmaklarından çığlıklar içinde kayıp düşen arnavut kaldırımlarına bu şehrin ve darmadağın olan ben…

Hatırlarsın uluyan bir rüzgar tam o anda; taşın bağrımı deldiği ve beni tuzla buz ettiği o an da saçlarına çarpmıştı, zifiri karanlığından iki yıldız kaymıştı geceye, gözlerin enkaz…Yılların tarumar öylece kalakalmıştın.Ondan sonra sokak lambaları seni birdaha hiç aydınlatmamıştı.

Gözlerin Zifir gözlüm, dudaklarındaki goncaları soldurma, soldurma çocuk yüzündeki yaralı tebessümünü.Her aşk biraz gözyaşı, biraz hüzün hepsi bu.Sen doyasıya sev hayatı ve beni.Ben asla bırakmadım ellerini.Parmak uçlarında o düşüş anından arta kalan ufacık bir izim şimdi.Şu kısacık ömürde bırakabilidiğim tek iz belkide bu.Oysa tüm hırçınlığım tüm saldırganlığım tek bir iz bırakabilmek içindi hayata.>Bırakabildiğim iz artık benim hiçliğimdi.

Hiç olmak zordur bunu bilesin. Bir çocuğun yada annenin, bir babanın, bir ağabeyin kısacası bir insanın herşeyi olabilirsin ki bu tarifi imkansız bir zevk verir insana.Herşeyken doludur içi tüm kelimelerin,her zaman bir kaç tabak vardır masada, camlarda beklenir, özlenirsin.Sensiz başlamaz yemek,sen gelmeden uyumaz bebek, sensiz içilmez orta şekerli kahveler pazar günü kahvaltı sonraları.Gazeteler senin için bırakılır yatağının başucuna, ocakta demlik senin için kaynar..

Herşeysindir, hastalanmazsın, herşeyi bilirsin, hep doğruyu söyler, doğru ve isabetli kararlar verirsin.Oysa hiç olmak öyle midir?Doğum gününü kimse hatırlamaz,hep tek tabak vardır masada, çayını kendin demlersin boş bir bardak eşlik eder sana, herşeyi en son sen öğrenirsin, sen varmadan eve uyumuştur bebek, aldığın kararlarda hep yanılırsın sonu hüsran olur.
Bayramlarda çalmaz telefonun, tek başına koltuğun kenarına ilişir terliklerindeki yırtıklarda yılları sayarsın.Yemek yaparsın yiyen olmaz,yensede taktir edilmez, en güzel kıyafetlerini giyer en hoş kokunu sürersin farkedilmez, geceleri ağlarsın kimse duymaz.Sokakta yürürken biri vurur omzuna acele ile dönüp bakmaz bile,hiçliğin en çok o zaman yakar canını kimsesiz bir sokak ortasında.
Sabah kalkar giyinirsin evden çıkarsın, kapıyı olanca hızıyla vurarak gittiğini duyan olmaz,akşam geç saatte gelirsin kapıyı açan olmaz.
Uyumak için yatağa gidersin bomboştur odan,sarılacağın omzunda ğalayacağın kimse olmaz.Gözlerinden düşen damlalar yastığını ıslatır; çok terlemişsin bu akşam derler, hüznün farkedilmez.
Buna yaşamak der daha sıkı sarılırsın ona.Herşey olmaya çalışmış ancak hiçbirşey olmuşsundur.Önceleri mücadele edersin bu gerçekle,değiştirmek için insan üstü bir çaba sarfedersin.

Yavaş yavaş kırılır inadın, bu oyunun bir parçası olmayı kabullenirsin.Artık çatalla bıçağın nerede durduğu masada çok ilgilendirmez seni, arasıra yumurtaların kaynamasını beklerken ; özenle kurduğun sevgiyle süslediğin masalar gelir aklına.Artık alışmışsındır içinde bulunduğun duruma gözlerin dolar, yaşlar ocağa damlar, susarsın…
Yemekten önce bir sigara yakarsın,dumanına resimler çizersin, gözlerin dolar,damlar göğsüne, susarsın…Sokağa saçlarını taramadan çıkar,yanından geçenlere çarpar, sende dönüp bakmazsın.Gözlerin gün be gün solar sen buna olgunlaşma adını verirsin.
Yıllar geçer,acıların yıllanır,demlenir hiçkimseliğin.

Sen böyle olma sakın, herşey olamasanda hiçbirşey olma.Söyleyecek bir sözün hep olsun, çarptığın insanlara dön bak ve özür dile.Hafifçe eğerek başını selamla, selamlaki hiçkimseliklerine koca bir gedik açılsın.Bakarsın o açılan gedikten benliklerini sıyırıp kurtulmayı başarırlar.Arada gazete al kendine yatağının başucuna koy ve ilk sen oku.
Çay demle sevdiğin gibi,bardağın hiç boş kalmasın hep dolu tut.Özenli sofralar kur kendine, çatal bıçak olması gerektiği yerde dursun.Yüreğindeki çocuğu ödüllendir arasıra,ufak tefek hediyeler al ona.Güzel şarkılar dinle sevdaya dair hayata dair,arada bir mırıldan aynanın karşısında.Hep taralı olsun saçların ekmek almaya gidiyor olsan bile.
Sevdiklerine daha çok vakit ayır.Sabah kahvaltılarına git pazar günleri,havadan sudan,çoluk çocuktan bahis aç.Eve döndüğünde kapıyı çalma kendi anahtarınla aç.Aşık ol en önemlisi derinden çizilsin yüreğin, koşar adımlarla gideceğin bir limanın olsun.Yağmurda yürü arasıra, bırak ruhun arınsın,gözlerin aydınlansın,karanlığın güvey olsun aydınlığına yarinin.
Ne olursun , sen benim gibi olma.Birşey ol ,herşey olmasanda….

Burcu İncesu..

 Posted by at 20:24

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: