Ara 162012
 
Balattan bir kare

Balattan bir kare

Fatih’ten Haliç’e doğru yürüyorum, o İstanbul’u İstanbul yapan ruhun kokusunu içime çeke çeke. Her köşebaşında bir başka ruh. Her sokak, her köşebaşı, her ev ayrı bir güzellikte ve bir anlam içerisinde.  Duruyorum bir köşebaşı çay evinde bir çay içiyorum ama başka bir çay bu. Sadece oraya özgü bir tadı olan, başka yerde o tadı alamayacağız bir çay.

Yürüdüğünüz her yolun kimbilir kaç hikayesi vardır, bilemeyiz. İstanbul’un ruhu böyle bir şey, asırlar içinde oluşabilecek, bir anda oluşturulamayacak bir ruh bu.

Çayımı yudumlarken kentsel dönüşüm geliyor aklıma ve buralarda bir gün kentsel dönüşüm adı altında yapılacak ruhsuz evler, sokaklar ve binaların silüetlerini tasavvur ediyorum.

Bir şehrin ruhunu yoketmek için bu kadar canhıraş şekilde çalışılan bir dönem göremedim. Hem mevcut siyayetçiler, hemde halk herkes bir elden ruhun kökünü kazımakla meşguller. Bir Balat belki 5 sene sonra olmaycak, muntazam şekilde yapılmış evler sokaklar olacak ve mevcut halkın yerine geçmiş sahte insanlar olacak ama Balat olacakmı orası, yine bilemeyiz (olamaz).

Fatih’den Balat’a inerken görmek istiyorum çarşaflı kadınları, köşe başından dönünce görmek istiyorum oynayan çingene çocuklarını, bir köşe başında toplanmış dedikodu yapan kadınları, Ermeni vatandaşları, ve nice milletten insanı görmek istiyorum. Yıkık dökük evleri, bir köşesi boyalı, diğer köşesi çürümüş evleri görmek istiyorumve her köşe başında acaba karşıma ne çıkacak demek istiyorum.

ve kentsel dönüşüm istemiyorum…..

  One Response to “İstanbul’un Ruhu”

  1. Haklısın..Her şehrin kendine ait bir dokusu var..bu dokuda yasanılan tarihsel ..kültürel ..bir bulusmanın icinde yasayan insanlarla bütünlestiği bir ruh..Eskiyi koruyarak..yenilige adım atılması cokta zor olmasa gerek..tabi istenilirse..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: