Oca 292013
 

imagesCAYCXV27
Çok şey gizlidir hayatta..filozoflar da bu yüzden vardır zaten, görünmeyenin kavranmasını sağlamak için. Bir yanımız, doğduğumuz andan ölünceye kadar; hayatı anlamanın, hayatın sırlarını ele geçirmenin, herşeyi doğasına göre kavrayabilmenin peşindedir hep.

Bu özellik, bazılarımızda daha güçlüdür.
Bazılarımız ise; hayatın iri dalgaları üzerinde sörf yapmayı tercih eder gibi görünse de, derinlere dalmaktan pek hoşlanmasa da, yine de hayatın gizemiyle ilgilidir bir yandan.

Hayat ise gizlenmeyi sever..derindedir.

Ama hayatımızı anlamlandırabilmek için, onun sakladığı sırları gücümüz yettiği kadar anlamamız lehimize olur.

İlişkilerimiz için, aşklarımız için, hayatı yeniden, yeniden üretebilmemiz için, bu elzemdir çünkü.

Ünlü düşünür Herakleitos, herşeyin; tüm olup bitenin temelinde, bir tutarlılık yattığını düşünür. Ama bu tutarlılık gizlidir. İnsanların, bu gizli tutarlılığı bulup çıkarması gerekir.
Bu tutarlılığı yakalayabilen, bilgeliğe giden bir sürece girmiş olur. Bu insanlık serüveni neticesinde de, ‘insan’ın karakteri oluşur.

“Herşey değişir” diyen; evrenin, doğanın, insanın, duyguların, nesnelerin, hatta ruhun, hareketli ve akıcı olduğunu söyleyen Herakleitos, sadece ‘karakter’ konusunda farklı düşünmüş ve “karakter, insanın kaderidir” demiş.

Gündüz geceye, gece gündüze, sıcak soğuğa, soğuk sıcağa, ölüm hayata, hayat ölüme, iyilik kötülüğe, kötülük iyiliğe, bolluk açlığa, açlık bolluğa dönüşebilir, bütün ‘şey’ler değişebilir, ama karakter değişemez Herakleitos’a göre.

“Karakter, insanın kaderidir” çünkü.

Oysa iki karakter karşı karşıya geldiğinde, yani iki insan karşılaştığında, özellikle duygu alanında buluştularsa, birbirlerini değiştirmeye kalkışırlar.

İlişkinin bu aşamasında, hiçbiri diğerinin karakterinin, onun kaderi olduğunu ve asla değişemeyeceğini düşünmez bile, gerçeğe dönüşmesi imkansız bir düşün peşine düşerler böylece.

Herakleitos’un felsefesine göre, bu iki insanın birbirlerini değiştirmeye çalışmak yerine, birbirleriyle daha uyumlu olabilmeleri için, herşeyi birbirine bağlayan evrensel ‘ilke’nin yani ‘logos’un peşine düşmeleri gerekir.

Genel anlamıyla, Yunanca’da; ‘söz’, ‘akıl’ ya da ‘düzen’ olarak da algılanan ve felsefi bir kavram olan ‘logos’, bir bakıma hayatın, evrenin ve düzenin ‘ortak sır’rıdır. Yani diyalektiktir.

Eski Yunan düşüncesinin en önemli ve başlıca temel kavramı, işte bu logos’tur. Herakleitos, logos’u; evreni, düzenli bir bütün olarak kuran ve hareket ettiren ‘akli ilke’ biçiminde tanımlıyor.
Buna göre logos, hem oluşumların altında yatan ve onları biçimlendiren ‘düzen ilkesi’, hem de evrenin böyle bir düzen olarak kavranmasında belirleyici olan ‘bilgi ilkesi’dir.

Uzun lafın kısası, çeşit çeşit insan var yeryüzünde ve çeşit çeşit karakter…

Bir zamanlar birbirlerine çok aşık olan bazı çiftler, ayrılma nedenlerini; ‘karakter farklılığı’ olarak açıklarlar. Bunun tercümesini, ‘hiçbiri diğerini kendi alanına çekememiş’ diye de yapılabiliriz.
Durup, olup biteni anlamaya çalışmak yerine, ortak hayatlarını sırf birbirlerinin kişiliklerini yok etmek üzere bir savaş alanına çeviren herkesin ‘logos’un peşine düşecek bir birikimi olmayabilir tabii.
Ama hiç değilse kendilerine şunu sormalarını beklerim ben: “Bir mucize olsa ve birbirimize benzemeyi başarsak, peki ‘aşk’ bu kadar ‘aynı’lığa dayanabilecek mi? ”

“Karakter insanın kaderidir” demiş Herakleitos.

Yani karakteriniz ne kadarsa, hayatınız da o kadardır, anlayacağınız…

P.Barısda..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: