Tem 052013
 

imagesCA4AZSGCGeçen yılki “Kim 500 milyar ister” yarışmasında Fırat Zengin’e 250 milyarlık ödülü kaybettiren soru şuydu:

“ABD Başkanı Hayes’in 1877’de ‘Şaşırtıcı, ama kim niye kullansın ki’ dediği buluş nedir?”

Cevap; “telefon”du.

Bu soru vesilesiyle bir kez daha görmüş olduk ki, tarih dediğimiz şey, zannettiğimiz gibi yatağında uslu akan bir nehir değil, tersine, sayısız hatanın, yanlış değerlendirmenin, kadri bilinmemiş, gadre uğramış icadın, insanın, keşfin, fikrin, acımasızca gömüldüğü bir Gayya kuyusu…

Biz o kuyudan sadece şanslı olanların akıbetini biliyoruz.

Kimbilir Hayes gibi öngörüsüzlere çatan kaç mucit, kaç kaşif bugün mucizevi icatları ve keşifleriyle tarihin karanlık sayfalarında küskün yatıyor. ***

Telefonu ele alalım:

ABD Başkanı’nın “Kim niye kullansın ki” dediği cihazı Graham Bell, 1878’de İngiliz Kraliçesi’ne gösterdiğinde hemen Londra’da bir santral açma izni koparmıştı.

Aynı yıllarda bu yeni icat, İstanbul’a da getirilip Sultan Abdülhamid’e sunuldu. Abdülhamit Han, nazır odasıyla fabrika müdürünün makamı arasına kurulan hattan sesleri dinledi.

O da bunun “şaşırtıcı bir buluş” olduğunu kabul etti ama “Kim niye kullansın ki” demedi. Tersine “Hainler bu şebekeyi ihtilal şebekesi kurmak için kullanır” korkusuyla derhal yasaklanmasını emretti.

Bizde oldum olası güvenlik kaygısı, uygarlık çabasının önüne set çekmemiş midir?

Telefon ancak 2. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a girebilmiştir. ***

“Öngörüsüzlük tarihi”nden daha da ilginç örnekleri, Ülkü Tamer’den okumuştum:

Mesela Radio Telephone Company, 1913’te “radyo” diye bir cihaz aracılığıyla “insan sesinin kısa sürede Atlantik ötesine gönderileceği” vaadiyle hisse senedi satmaya başlayınca savcı, “Saçma sapan yalanlarla halkı kandırıyorlar” diye şirketi dolandırıcılıkla suçlamış ve kamu adına dava açmış.

Bu şirketin başında bulunan Lee De Forest, 1926’da televizyon için ne kehanette bulunmuş, biliyor musunuz:

“Televizyon sadece bir buluş olarak kalacaktır. Ticari açıdan en ufak bir önemi olmayacaktır. Bu konuda kafa yormaya değmez”.

Bilimkurgu yazarı H. G. Wells de 1901’de şöyle yazmış:

“En geniş hayal gücüne sahip olanlar bile denizaltının, mürettebatın boğulmasını sağlamaktan başka işe yaramayacağını kabul edecektir”.

Bu da ABD’li gökbilimci Simon Newcomb’un “uçak”la ilgili yorumu:

“Havada yolculuk, insanoğlunun hiçbir zaman baş edemeyeceği sorunlarla engellenmektedir. Bir tek insanı taşıyabilecek bir hava aracının yapılabilmesi, yeni bir metalin ya da yeni bir enerjinin bulunmasına bağlıdır. Bu sağlansa bile o hava aracı sadece sahibini taşıyabilir”. ***

1875 yılında Graham Bell tarafından kurulan telefon şirketi AT&T, geçen hafta 16 milyar dolara bir başka iletişim devi olan SBC’ye satıldı.

Türkiye’de ise Koç grubu, 1,6 milyar dolara Yapı Kredi’nin yüzde 57,4’lük hissesini satın alırken bankanın elindeki Turkcell hisselerinin akıbeti konuşuluyordu.

Öngörüsüzlüğü, tarihte kalmış bir insan zaafı sananlar için onun hala aramızda yaşadığını kanıtlayan güncel bir örnekle bitireyim:

Koç’lar cep telefonu işine girme teklifini reddederken ne demişti:

“Şaşırtıcı, ama kim niye kullansın ki…?”

C. Dündar.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: