Oca 192014
 
.

Robert Delaunay (1885- 1941)

Robert Delaunay (1885- 1941)

Robert Victor Félix Delaunay Paris’te dünyaya gelerek aristokrat bir çevrede büyüdü. Beş yaşındayken annesiyle babasının ayrılması üzerine çocuk amcası tarafından büyütüldü. Başarılı bir öğrenci olamayan Robert, 1902’de liseden ayrılarak bir sahne dekoratörünün yanında çıraklığa başladı.

Delaunay 1903’ten sonra ard izlenimcilerin stilinde ilk resimlerini yapmaya başladı (örn. Londschaft mit Scheibe 1906) gibi. 1907’de askerlik hizmetini Laon’da alay kütüphanecisi olarak yerine getirdi. Boş zamanlarında Michel Chevreut’ün renk teorisini ve büyük bir dakiklikle kurduğu resimlerinde renk düzenlenmesi sorununa eğilmiş olan, Fransız ressamı Georges Seurat’nın yapıtlarını inceledi. Ertesi yıl Paris’e dönen Delaunay, burada sanat eserleri satıcısı Alman Wilhelm Uhde ve onun eşi sanatçı Sonia Trek ile tanıştı.
1909’da Saint Séverin kilisesinin iç mekânını göstermesiyle sanatçı ilk dizi resimlerini başlattı. Ertesi yıl kent resimleri denilen tablolarının çok sayıda çeşitlemesini ve yaptığı Üzerindeki kübizm etkisini daha belirgin bir biçimde ortaya koyan Eyfel Kulesi resimlerini gerçekleştirdi. Son şekillerinde tek tek biçimleri, kristalimsi ışık kırıntıları arasında uçarcasına gösterecek biçimde parçaladı.

1912 sıralarında, Orfizmi Bulması

Delaunay 1910 yılında Sonia Trek ile evlenerek ondan bir çocuk sahibi oldu. Ertesi yıl “Mavi Atlı” adlı sanatçı topluluğunun ilk sergisine katıldı. Arkasından gerçekleştirdiği Pencereler dizisiyle Delaunay, soyut stile yaklaştı. Chevreul’ün renk teorisine dayanarak renkleri, müzikteki tonlara benzer bir biçimde, kendilerine özgü dinamik bir ritm geliştirecek biçimde düzenledi.

Sanat eleştirmeni ve şair Guillaume Apollinaire bu stile orfizm adını verdi. Delaunay Pencere resimlerine sadece simultane renk kontrastlarından kurulmuş olup tümüyle yeni bir sanat akımının temeli gözüyle baktığından “saf resim” kavramını yeğledi.

Delaunay 1912’de ışık ile renk arasındaki bağlantıları açıkladığı ‘Işık Hakkında’ adlı manifestosunu yayınladı. Dairesel Biçimler adlı tablosuyla resim sanatını geliştirmeyi sürdürdü. Sanatçı daire biçimlerini, doğal ve yapay ışık kaynaklarını gözlemleyerek türetti. 1912/13 sıralarında tamamladığı Simultanscheibe adlı yapıtını, salt renk ilişkilerini işleyen ilk mükemmel soyut resmi olarak niteledi.
1. Dünya Savaşının patlaması Delaunay ailesinin İspanya’da bulundukları bir zamana rastlayınca, bir kaç ay sonra Portekiz’e taşındılar. burada tamamladığı yapıtlarında sanatçı figüratif ve somut öğeleri dairesel biçimlerle birleştirdi. (Örn. Büyük Portekizli Kadın 1916). Karıkoca savaştan sonra İspanya’ya, 1921 yılında da Paris’e döndüler.

1933’ten sonra, Sonsuz Ritimler
Deaunay 20’li yıllarda öncelikle portreler üzerinde yoğunlaştı, Eyfel Kulesi motifini yeniden ele aldı ve Koşucular adlı dizisi üzerinde çalıştı. 1930 sıralarında yeniden daha soyut bir üsluba geçti. Ondan Üç yıl sonra (Sonsuz Ritimler) adlı, uzatılmış yüksek boyutlu tablolarına başladı. Daha önceki resim dizilerinde kullandığı parlak renklere zıt olarak burada hafif nüanslı ince bir renk tabakasıyla yetindi. Robert ve Sonia Delaunay 1937 Paris Dünya Sergisi için Demiryolları ve Havacılık pavyonlarına büyük duvar resimleri ve dekorlar yaptılar. İkinci Dünya Savaşı patlak verince 1939’da Paris’ten ayrılarak Auvergne’e yerleştiler. Delaunay bundan iki yıl sonra 56 yaşında Montpellier’de kansere yenik düştü.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: