biyografi

Oca 052016
 

Flying FishViktorya dönemi ressamlarındandır. 1864′ te londra’da doğdu. st. john’s wood art school ve royal academy’de öğrenim gördü. 1888 – 1892 yılları arasında da roma ve paris gibi şehirlerde birçok eğitsel işlere girişti. 1890’da illüstratör olarak çalıştı. 1891’de evlendi ve bir kız çocuğu sahibi oldu. 1894 yılında sanatının en verimli dönemine girdi, yaptığı popüler ve başarılı mitolojik resimlerle hızla ün kazandı. “the lament of icarus” adlı eseriyle 1900 yılında paris’te altın madalya kazandı. 1920’de yaşama veda etti.
Draper’in sanatı güçlü ve duyarlı bir hayal gücünün güzelliğe tapınışı gibidir. eserlerinde mitolojinin özünde yatan ölümsüz dramayı başarıyla yorumlayarak 1900’lerde dikkate değer bir başarı kazanmış ancak yüzyılın başlarında nihilizmin ve kübizmin gölgesi altında hızla unutulmuştur. diğer birçok klasik sanatçı gibi, değeri ancak bir yüz yıl sonra ve daha duyarlı, daha sağduyulu bir kültür tarafından yeniden anlaşılmaya ve kabul edilmeye başlamaktadır.
Draper’in yapıtlarındaki ana tema kadınlar ve su arasındaki ilişkidir ve en başarılı eserlerinin hemen hepsinde çıplak kadınları deniz veya ırmak kıyısında resmeder.
Draper üzerine bir inceleme yazan simon toll’un belirttiği gibi; mitolojide her zaman en iyisi su kıyısında karşılaşılan kadının baştan çıkarışından kaçınmaktır. çünkü bu kadınlar değişmez bir şekilde suyun soğuk ve yutucu tabiatını edinmişlerdir. ne var ki iki tür deniz perisi vardır: siren ve ondin. sirenler tehlikeli ve acımasız oldukları halde ondinler okyanusun neşeli ve cezbedici ruhudur. draper yapıtlarında bu iki tematik akıntı arasında gidip gelmiş ve hem tehlikeli hem de şehvetli deniz perilerini resmetmiştir. draper’in öldürücü kadınları aynı anda hem yalvarır hem iterler, ayartırlar, uyarırlar, isterler ve küçümserler…
“summer seas” adlı eserinde onun resimlerinde görmeye alıştığımız peri kızları ve baştan çıkartıcı sirenlerden ziyade daha sade kadınları resmetmiştir. resimdeki iki kadın figürü yunan ve roma klasisizmine ait antik imgeleri çağrıştırır.
“the gates of down” tablosu ressamın en anıtsal yapıtlarından biri olarak kabul edilir. eserde şafak tanrıçası aurora betimlenmiştir. uyanan tanrıça, helios’un arabasıyla geçebilmesi için göğün parlayan kapılarını açmaktadır. aurora davetkâr ve çekici, görkemli, gururlu ve tanrısal olarak güçlüdür. Afrodit’in sevgilisi Ares’i baştan çıkardığı için afrodit tarafından cezalandırılan aurora durup dinlenmeden genç erkekler peşinde koşmaya ve yok edici olmaya mahkum edilir. bu eserde tanrıça bir sonraki kurbanı için bekliyor olabileceği gibi pekala yeni güne bakıyor da olabilir, çünkü ne de olsa şafaktır…

Ara 292015
 
Dosso Dossi.jpg

Dosso Dossi Kendi Portresi

Dosso Dossi (c 1490 -. 1542), Gerçek adı Giovanni di Niccolò de Luteri’dir, italyan rönesans dönemi ressamıdır. Ferrara resim okulunda çalışmıştır.

Biyografi:

Dossi, San Giovanni del Dosso ‘da doğmuştur. Mantua ilinin bir köyünde. İl eğitim zamanları ve yaşamı tam bilinmemektedir. İlk eğitimlerini yerel okullarda aldığı düşünülmektedir. Kardeşi Battista Dossi ile sık sık çalışmıştır. Battista Dossi roma resim atölyesinde eğitim almıştır. Garafola’nın yanında çalıştığı da bilinmektedir.

Dosso Dossi resimlerinde şifreli algoritmik mitolojik temalar kullanmıştır. Eserlerinin bir çoğunda hıristiyan ve eski yunan temalarını yağlı boya kullanarak resmetmiştir.

Eserleri:

  • Bağış ile Kutsal Aile (1514, Philadelphia Museum of Art)
  • Elysian Fields Aeneas, (1518-1521, National Gallery of Canada, Ottawa)
  • Virgin Sts Vaftizci Yahya ve John Evangelist için görünen (1520s, Uffizi Galerisi, Floransa) 
  • Jüpiter, Merkür ve Fazilet, (1524, Wawel Kalesi, Krakov)
  • Mitolojik Sahne, c.1524; tuval üzerine yağlıboya, 164 x 145 cm, J. Paul Getty Müzesi, Los Angeles
  • Fortune ve Alegori, c.1530; tuval üzerine yağlıboya, 178 x 216,5 cm, J. Paul Getty Müzesi, Los Angeles
  • Man Üç Yaşı veya rustik İdil; 77.5 x 11.8 cm, Metropolitan Sanat Müzesi
  • Aeneas, Barber Institute, Birmingham
  • Herkül ve Pigmelerinin Joanneum Alte Galerie Graz
  • TubalCain (Müzik Alegori) Museo Horne
  • Witchraft Stregoneria (Başkan Yardımcısı ve Fazilet arasında Herkül Seçimi) Galleria degli Uffizi
  • Aziz Michael (Staatliche Kunstsammlungen, Dresden)
  • Aziz George ve Ejderha (Staatliche Kunstsammlungen, Dresden)
  • Bir Savaşçı portre, Floransa Uffizi Galerisi,
  • Bir Gençlik Portresi, portre Lucrezia Borgia, National Gallery of Victoria

Eyl 072014
 

Nadar tarafından çekilmiş fotoğrafı, 1867

Paul Gustave Doré (d. 6 Ocak 1832, Strasbourg, Fransa – ö. 23 Ocak 1883 Paris, Fransa), Fransız ressam, illüstratör ve baskı resimsanatçısı. Doré genelde ahşap ve çelik oyma baskı resimler üzerinde çalıştı. İllüstratör olarak Fransa ve İngiltere’de basılan pek çok kitabı resimlendirdi.

Kariyeri

Fransa

Doré’nin illüstrasyonlarını içeren ilk öykü, ressam on beş yaşındayken yayınlandı. Ardından Doré, Paris’te edebiyat illüstratörü olarak çalışmaya başladı. Kendisine verilen siparişler arasında Rabelais, Balzac, Milton ve Dante’ye ait eserleri resimlemek de vardı. 1853’te Doré’den Lord Byron’ın eserlerini resimlemesi istendi. Bu işin ardından ressam, İngiliz yayıncılardan, illüstrasyonlu yeni bir İncil baskısı da dahil olmak üzere birçok sipariş aldı. 1863’te Cervantes’in Don Kişot romanının Fransızca bir baskısına illüstrasyonlar hazırladı. Şövalye ile hizmetkârı Sancho Panza için yaptığı bu tasvirler büyük ün kazandı ve daha sonraki ressamların, sahne ve film tasarımcılarının Don Kişot yorumlarını etkiledi. 1883’te Edgar Allan Poe’nun Kuzgun şiirinin büyük boy bir baskısı için hazırladığı resimler karşılığında Harper & Brothers yayınevinden 30.000 frank kazandı.

İngiltere

Doré’nin 1866’da hazırladığı İngilizce İncil baskısı büyük başarı kazandı ve ressam 1867’de Londra’da eserlerinden oluşan geniş bir sergi açtı. Serginin ardından New Bond Street’teki Doré Gallery kuruldu. 1869’da William Blanchard Jerrold Doré’ye, kapsamlı bir Londra portresi üzerinde birlikte çalışmayı teklif etti. Jerrold bu fikri, 1808’de Rudolph Ackermann, William Pyne ve Thomas Rowlandson tarafından hazırlanan The Microcosm of London isimli çalışmadan almıştı. Ressam bu beş yıllık proje için yayıncı Grant & Co şirketiyle anlaşma imzaladı. Buna göre, her yıl üç ayını Londra’da bu proje için çalışarak geçirdi ve karşılığında yıllık 10.000 pound kazandı.

Doré’nin 180 gravürünü içeren London: A Pilgrimage isimli kitap 1872’de yayımlandı. Ticari açıdan başarı kazanan kitap, dönemim eleştirmenlerini tatmin etmedi. Bazı eleştirmenler Doré’nin Londra’daki fakirlik üzerine fazla odaklandığını düşünüyordu. Art Journal ressamı, “gördüğünü değil hayal ettiklerini” çizmekle suçladı. Westminster Review‘da “Doré bize en bayağı, en aşağılık dış özellikleri içeren çizimler sunuyor” dendi. Ancak kitabın getirdiği maddi başarı sonucunda Doré başka İngiliz yayıncılardan da teklifler aldı. Ressamın sonraki eserleri arasında Coleridge’in Rime of the Ancient Mariner‘ı, Milton’ın Kayıp Cennet‘i, Tennyson’un The Idylls of the King‘i ile Thomas Hood’un eserleri ve İlahi Komedya vardı. Çizimleri ayrıca Illustrated London News gazetesinde yayınlandı. Doré hayatının kalanını Paris’te geçirdi ve ölümüne kadar kitaplara illüstrasyon çizmeyi sürdürdü. Öldüğünde, Paris’teki Père Lachaise Mezarlığı mesarlığına gömüldü.

Eyl 072014
 

donatello-david-4Donato di Niccolò di Betto Bardi, kısaca Donatello (1386 – 13 Aralık 1466), Floransalı Rönesans öncüsü heykeltıraş. Sanat tarihinin en önemli sanatçılarından birisidir.

Biyografi

Asıl adı Donato di Niccolo Betto Bardi olan Donatello’nun Floransa’da 1386’ya doğru doğduğu kabul edilir. Onun sanat alanındaki etkinlikleriyle ilgili ilk belgeler, 1404-1407 arasında Ghiberti’nin atölyesine devam ettiğini gösterir; ancak daha önce, İtalyan heykelcilerinin pek çoğu gibi o da,kuyumculuk alanına yönelmişti; bu mesleği mimar Brunelleschi’nin atölyesinde öğrendiği sanılır. Floransa Vaftizhanesi’nin ikinci kapısı için açılan yarışmada (1401) Brunelleschi’nin başarı kazanamaması üzerine, Donatello onunla birlikte bir süre Roma’da kaldı. Söz konusu yarışma, çeyrek yüzyıl sürecek ve Santa Maria del Fiore Katedrali’nin çevresinde sergilenecek olan hayranlık verici bir çalışmanın başlamasına yol açtı. Yarışmayı kazanan Ghiberti, pek çok sanatçı, tunç ustası ve dekoratörün birbirini izlediği büyük bir şantiye kurdu. Bu dönem boyunca ve mimarMichelozzo ile ortak çalışmaya başlayıncaya kadar, Donatello’nun etkinliği, büyük ölçüde katedrale ve Orsanmichele’ye yönelik çalışmalara bağlıydı. 1406’dan sonra sanatçı kendi hesabına, katedralin Mandorle Kapısı için mermerden iki peygamber heykeli yaptı. Giysisinin dökümleri kalça üzerinde toplanmış ilk Davud (1408-1416) ve pişmiş topraktan devasa Yeşu heykeli (1409-1412) de katedral için hazırlanmıştı; ancak, yapımına Donatello’nun çalışma arkadaşlarından biri olan Bernardo Ciuffagni’nin de katkıda bulunduğu bu sonuncu heykel kesin olarak ortadan kaybolmuştur. Aziz Yuhanna (1411-1415) ise, hayran olunacak yücelikte bir eserdir ve Michelangelo’nun Musa’sının habercisi gibidir.

Bunların yanı sıra heykelci, Orsanmichele için bir koruyucu azizler dizisi hazırladı; Floransalı loncalar hesabına gerçekleştirilen bu dizideki heykeller dıştaki nişlere yerleştirildi. Aziz Markos (1411’e doğru-1415) ve Aziz Giorgio (1415’e doğru-1417) heykelleri tam anlamıyla bağımsız heykele doğru atılmış kesin bir adım sayılabilir. İkinci heykelin oturtmalığı üstüne Donatello ilk alçak kabartması olan Aziz Georgius’un Ejderhayı Öldürmesi’ni yaptı. Varasi’nin yassı kabartma <<rilievo schiacciato>> olarak adlandırdığı bu kabartma türünde, kompozisyon, neredeyse hissedilmeyen bir derece derece hafifletme yöntemi sayesinde, yontulmuş gibi değil de mermer üzerine çizilmiş gibi görünür. Aynı tarihlerde Brunelleschi henüz ünlü eserlerini gerçekleştirmemiştir. Donatello tunç kullanmaya başladığı Toulouselu Aziz Luigi (1422’ye doğru-1425) adlı eseriyle birlikte, o sıralarda gotik mimariye özgü olan niş sorununa kesin bir çözüm getirdi: bundan böyle nişler Korinthos üslubundaki iki gömme ayak arasında kalan dev bir cephe üzerinde, iki küçük İyon sütunu arasına sıkışmış küçük bir apside açılacaktı.

Bir başka anıtsal heykel grubu da, yaklaşık 1420-1436 arasında, katedralin çan kulesindeki nişler için yapılmış olan beş peygamber dizisidir; il Rosso takma adıyla bilinen Nanni di Bartolo, Abraham ve İshak (1421) adlı çalışmasına katkıda bulunmuştur; grubun en önemli heykeli Zuccone (Kel) olarak da adlandırılan Habakuk son derece anlatım yüklü bir kompozisyondur ve derin bir çilecilik ile mutlak bir tinselliğin sonucunu yansıtıyor gibidir.

Davud

Bargello Müzesi’nde yer alan Davud heykeli, Kutsal Kitap’ta adı geçen genç kahramanın düşmanı Calut’u yenmesinden sonraki halini canlandırır. Doğal boyutlardaki bu çıplak heykel, Antikçağ’dan beri ilk olarak yapılmış bir tam kabartmadır ve heykelcilik tarihinin önemli anıtlarından birini oluşturur.

Donatello’nun gençlik yıllarında, katedral için mermerden yaptığı Davud ile yaratmış olduğu galip genç erkek tipi, bu tunçtan heykelde en son biçimine ulaşmıştır: heykel grubu, defneden bir taç üstüne oturtulmuş, böylece çok sayıda bakış açısı elde edilmiştir; kahramanın üstünde yalnızca dizlik ve şapka vardır; silah olarak deve isabet ettirdiği taşı ve devin kafasını uçurduğu kılıcı tutmaktadır. Contrapposto bir duruştaki beden, zarif, coşkulu ve rahatlamış bir halde ve duruşrnr her an değiştirecekmiş gibi görünmektedir; sol bacağıyla yenilgiye uğrattığı devin kafasını çiğnemektedir; devin kafasında iri bir çift kanatla süslü başlık vardır; kanatlardan biri kahramanın sağ bacağına değer durumdadır. Genç bedenden fışkıran şehveti, parlak görünüşlü teni ile incelikle, titizlikle işlenmiş dizlikleri ve defne yapraklı başlığı arasındaki karşıtlık vurgular. <<Yudit ve Holofernos>> grubu gibi Davud heykelinin de XV.yy sonunda Medici’lerin sarayında bulunduğu bilinmektedir.

Başlıca heykelleri

  • 1411-1415 Aziz Yuhanna, mermer.
  • 1415’e doğru-1417 Aziz Georgius’un Ejderhayı Öldürmesi, mermer.
  • 1425-1427 Herodes’in Şöleni, yaldızlı tunç.
  • 1427’ye doğru-1436 Habakuk (Zuccone), mermer.
  • 1435’e doğru Meryem’e müjde, kireçtaşı.
  • 1438 Aziz Yuhanna, ahşap.
  • 1445’e doğru-1453′ Condottiereyi at üzerinde gösteren Gattamelata, tunç.
  • 1446’ya doğru-1460 Davud, tunç. <<Yudit ve Holofernos>>, tunç.
  • 1454’e doğru Azize Maria-Magdalena, ahşap.

Eyl 052014
 
AmsterdamCORNELIS CHRISTIAAN DOMMELSHUIZEN (DOMMERSEN) (1842-1928)

Cornelis Dommelshuizen, ailesinin diğer üyeleri gibi, Cornelis C. Dommelshuizen Hollanda’da peyzaj ve kent sahnelerde uzmanlaşmıştır. Vermeer, Koekkoek, Springer ve Spohler gibi sanatçının gelenekleri ardından, Cornelis çok detaylı şehir sakinlerinin günlük yaşamlarını resmetmeye çalışmıştır. Resimleri sıcak ve ışık doludur.

 

Eyl 052014
 

Mecusilerin tapınışı,1439 – 1441, Berlin Gemäldegalerie.

Domenico Veneziano (d. 1410 – ö. 1461) İtalyan, erken rönesans dönemi ressamı, eserlerinin çoğunu Perugia ve Toskana’da vermiştir.

Doğumu ile ilgili pek bir şey bilinmez, Venedik’te doğduğu, soyadını de buradan aldığı sanılmaktadır. 1422-1423 yıllarında küçük bir çocukken Gentile da Fabriano’da öğrenci olmak üzere Floransa’ya gitmiştir. 1423-1430 civarında Roma’da Pisanello ile çalıştığını söylemiştir. Çalışmalarında Benozzo Gozzoli’den etkilendiği söylenebilir.

 Perugia, 1438 tarihli Piero de’ Medici ‘ye yazdığı bir mektupta yıllarca ikamet ettiği evde, Medici ailesi ile uzun komşuluk dostluk münasebetleri sonucu içine doğan Medici ailesinin evinin tepesine (alnına) bir sunak parçası resmi çizme fikrini gerçekleştirmek üzere ailenin iznini rica ettiğinden söz eder. Çağdaşları Fra Angelico ve Fra Filippo Lippi ile birlikte Perugia’daki Buonfigli’nin fresklerinin ressamları olarak tanınır. 1439 – 1441 yılları arasında en önemli eseri kabul edilen Mecusilerin tapınışını tamamlamıştır.
Eyl 052014
 

A Triumphal Arch of AllegoriesDOMENİCHİNO (Domenico ZAMPİERİ -denir), italyan ressam (Bologna 1581-Napoli 1641). Önce Denijs Calvaert’ in, sonra da Carraccio’ların öğrencisi, Far-nese sarayı’nda Annibale’nın yardımcısı ve akademizmin başlıca temsilcilerinden biriydi. 1608’de, S. Gregorio Magno kilise-si’ndeki (Roma) Aziz Andreas’ın kırbaçlanması adlı freski yaptı; bu freskin deseni Raffaello’ya öykünülerek yapılmıştır Daha sonraları, Grottaferrata manastırindaki S. Nilo capellası’nı (Aziz Nil’in yaşamı, 1608-1610) ve Roma’daki Costaguti sara-yinın bir tavanını süsledi (Güneş arabası,1613-14). Domenichino, S. Andrea del la Valle kilisesi’nin kubbe köşeliği olarak, Michelangelo’dan esinlendiği plastik bir ustalıkta İncilciler’i resimledi.

Ancak, bu ustalık öteki yapıtlarında pek görülmez (Napoli katedralinin San Gennaro capellası). Domenichino’nun XVIII. yy.’a kadar ününü özellikle pekiştiren çalışmalar An-nibal Carraccio’nun bir tablosunun daha duygusal ve daha sağlam bir tarzda yeniden elden geçirilmiş bir yorumu olan Aziz Hieronymus’un son komünyonu (1614, Vatikan) ile hareketlilik ve daha o zamandan rokoko bir beğeni taşıyan, ama buna karşın güzel ve yalın bir manzarada serimlenen Diana’nın avı (1616, Borghese galerisi) adlı tablodur. Poussin’i Domenichino’nun sanatında ilgilendirmiş olan noktalar planların dengesi, jest ve mimik dağarcığıdır.

Eyl 052014
 

Partie aus Pfarrkirchen im RotthalAnton Doll (3 Mart, 1826 Münih  , 2 Mayıs 1887 ) Münih okulunda eğitim gören Doll, Alman peyzaj ressamı ve temsilcilerindendir. Yaşadığı bölge olan Münih bölge ve özellikle kış motifleri, şehir manzarası çalışmaları yapmıştır. Eserleri Neue Pinakothek Münih ve Stuttgart Devlet Galerisinde yayınlanmıştır.

Çalışmalarında taşbaskı köy, şehir manzaları, suluboya resimler vardır.

Eyl 052014
 

Carlo Docci kendi portresi

Carlo Dolci, bilinen diğer adıyla Carlino (25 Mayıs 1616 – 17 Ocak 1686), barok Floransa resminin son büyük temsilcilerinden biri olan İtalyan ressam. Çoğunlukla inanç konularına yer verdiği yapıtlarında neredeyse usandırıcı, ağır bir dindarlık egemendir.

Biyografi

Carlo Dolci, Floransalı önemsiz bir ressamın yanında yetişti.Çok küçük yaşta portre resmi alanında büyük yeteneği olduğunu gösterdi.Ama bu alanda önemli bir gelişme gösteremeyince, zamanla Karşı-Reform hareketinin öğretilerinden esinlenen dinsel konulu resimlere yöneldi.Floransalı ressamların, anıtsal barok resmin merkezi olan Roma’ya göç ettiği bir dönemde Dolci, Toscana’da kaldı ve Floransa’nın dengeli ve durağan yerel resim geleneklerine dayandardığı özgün bir üslup geliştirdi.
Olağanüstü bir dehası ve yaratıcılığı bulunmamasına karşın, resimleri yaşadığı dönemde büyük bir ilgiyle karşılanmıştır. Dramatik bir yoğunluktaki kompozisyonlarında yer alan yarım boy figürlerin, çok ayrınıtılı biçimde, yumuşak renklerle ve güçlü bir ışık-gölge karşıtlığıyla işlendiği görülür.

Oca 192014
 

André Derain

André Derain (10 Haziran 1880, Chatou, Yvelines, Fransa – 8 Eylül 1954, Garches, Hauts-de-Seine, Fransa), Henri Matisse ile birlikte Fovizm’in kurucusu olan Fransız ressam ve heykeltraş.

Hayatı

İlk yılları

Derain 1880’de Paris’in hemen dışındaki Chatou, Yvelines, Île-de-France’ta doğdu. 1898’de Académie Camillo’da mühendislik eğitimi alırken Eugène Carrière’in resim derslerine katıldı ve burada Matisse ile tanıştı. 1900’de tanıştığı Maurice de Vlaminck ile aynı stüdyoyu paylaşmaya başladı ve ilk peyzajlarını çizdi. Fransız ordusunda silah altına alındığı 1901 ile 1904 yılları arasında çalışmalarına ara verdi. Terhisinin ardından Matisse, Derain’in anne ve babasını, ressamın mühendislik eğitimini bırakmasına izin vermeleri için ikna etti. Böylece tüm zamanını resim yapmaya ayırabilen Derain Académie Julian’a katıldı.

Fovizm

Derain ve Matisse 1905 yazı boyunca Akdeniz kıyısındaki bir kasaba olan Collioure’da birlikte çalıştılar ve aynı yılın sonlarında oldukça yenilikçi tablolarını Salon d’Automne’da sergilediler. Tablolar, çok parlak ve doğal olmayan renkleri sebebiyle eleştirmen Louis Vauxcelles tarafından alaycı biçimde les Fauves (vahşi hayvanlar) olarak adlandırıldı ve böylece Fovizm hareketi başlamış oldu. Mart 1906’da ünlü sanat simsarı Ambroise Vollard Derain’i şehir hakkında bir dizi tablo yapması için Londra’ya gönderdi. 29’u halen varolan bu 30 tabloda Derain Londra’yı, daha önce Whistler veya Monet gibi ressamların yaptıklarıdan oldukça değişik bir şekilde resmetti. Cesur renkler ve kompozisyonlar kullanan ressam Thames’ın ve Tower Bridge’in birçok resmini çizdi. Bazı Thames resimlerinde noktacılık tekniklerini kullanmıştı ancak noktalar çok büyük olduğundan divisionism tekniğine yaklaşıyordu ve böylece hareket eden suyun üzerindeki güneş ışığının yarattığı renk dağılımı etkili biçimde gösterilebiliyordu. 1907’de sanat simsarı Daniel-Henry Kahnweiler Derain’in tüm stüdyosunu satın alarak ressama maddi istikrar sağladı. Derain taş heykelciliği üzerine denemeler yaptı. Arkadaşı Pablo Picasso ve diğer önemli ressamlara yakın olabilmek için Montmartre’a taşındı. Buraya taşındıktan sonra ressam, Fovizm’in parlak renklerinden uzaklaşarak daha mat renkler kullanmaya, eserlerinde Kübizm ve Paul Cézanne etkileri göstermeye başladı.  Gertrude Stein’a göre Derain, Afrika heykelciliğini Kübistlerden daha önce keşfetmiş ve esinlenmişti.  Derain, Guillaume Apollinaire’in 1909’da yayımlanan L’enchanteur pourrissant eseri için primitif tarzda tahtabaskılar hazırladı. Eserlerini 1909’da Münih’teki Neue Künstlervereinigung’da, 1912’de Der Blaue Reiter’de ve 1913’te New York’taki Armory Show’da sergiledi. 1912’de Max Jacob’un şiir derlemesi için illüstrasyonlar yaptı.

Yeni klasizme doğru

Bu dönemde Derain’in eserleri, Eski Ustalar üzerine yaptığı incelemeleri gitgide daha fazla yansıtmaya başladı. Eserlerde rengin rolü azalırken formlar keskinleşti; öyle ki 1911-1914 yılları arası ressamın gotik dönemi olarak adlandırıldı. Ressamın 1914’te I. Dünya Savaşı için askere gitti ve 1919’da terhis olana dek çok az resim çizdi. Ancak 1916’da André Breton’un ilk kitabı Mont de Piete için bir set illüstrasyon hazırladı.

Savaşın ardından Derain yenilenen klasizm akımının lideri oldu. Fovizm’in vahşiliği uzun yıllar geride kalmıştı ve ressam artık geleneğin koruyucusu olarak saygı görüyordu. 1919’da Ballets Russes’in lideri Diaghilev için La Boutique fantasque balesini tasarladı. Başarılı olan bu denemenin ardından ressam birçok bale tasarımı yarattı. 1920’ler, Derain’in başarısının doruğunda olduğu dönemdi. 1928’de Carnegie Ödülü’nü kazandı ve Fransa dışında, Londra, Berlin, Frankfurt, Düsseldorf, New York ve Cincinnati gibi birçok yerde sergiler açtı. II. Dünya Savaşı’nda Fransa’nın Almanlar tarafından işgali sırasında Derain genelde Paris’te yaşadı ve Almanlardan ilgi gördü çünkü Fransız kültürünün prestijini temsil ediyordu. 1941’de Almanya’ya resmî bir ziyaret yapması için gelen teklifi kabul etti, başka Fransız sanatçılarla birlikte Nazi heykeltraş Arno Breker’in Berlin’deki bir sergisine katıldı. Derain’in bu ziyareti Nazi propagandasında doğal olarak oldukça fazla yer bulmuştu. Savaşın sona ermesinin ardından ressam iş birlikçi olarak görülmeye başladı ve daha önceki birçok destekçisi tarafından dışlandı.

Ölümünden bir sene önce, tam olarak iyileşemeyen bir göz iltihabına yakalandı. 1954’te bir aracın çarpması sonucu  Garches, Hauts-de-Seine’de yaşamını yitirdi.

Kaynak: wikipedia