hayatı

Şub 292012
 

chiric01Giorgio de Chirico (d. 10 Temmuz 1888 – ö. 20 Kasım 1978), diğer adıyla Népo, gerçeküstücü ressam. Volos, Yunanistan’da İtalyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Scoulo metafisica sanat hareketinin kurucusudur.

Hayatı ve Eserleri

Yunanistan ve Floransa’da sanat eğitimi aldıktan sonra 1906’da Münih Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Burada Nietzsche ve Schopenhauer’in felsefelerini okudu, Arnold Böcklin ve Max Klinger’in eserlerini inceledi.

1909 yazında İtalya’ya döndü, önce Milano, sonra Floransa’ya yerleşti. Bu kentte “fizikötesi şehir meydanı” serilerine başladı. Haziran 1911’de Paris’e giderken Turin’de birkaç gün geçirdi. Bu kentin tonozlar ve piazzalardan oluşan yapısı, “fizikötesi” atmosferi, Chirico’yu çok etkiledi. Paris’te düzenlediği sergiler Pablo Picasso ve Guillaume Apollinaire tarafından fark edildi. Yine bu sıralarda resimleri satılmaya başlandı.

I. Dünya Savaşı’nda İtalya’ya döndü. Savaştan sonra eserleri tüm Avrupa’da sergilenmeye başlandı. 1924’te ilk eşi Rus balerin Raysa Gurieviç ile evlendi.1928’de New York ve Londra’da sergiler açtı. 1930’da ömür boyu evli kalacağı ikinci eşi yine Rus olan Isabella Pakszwer Far ile evlendi. Birlikte İtalya’ya yerleştiler.

Chirico, en çok 1909 – 1919 arasındaki “fizikötesi dönem” eserleriyle ve bu eserlerde yarattığı duygu atmosferiyle tanınır. Ressam bu dönemin başında, parlak bir Akdeniz güneşinde yıkanan şehir manzaralarını konu almıştır, sonlara doğru ise tıkışık depolardaki manken benzeri hibrid figürleri konu etmiştir. Chirico ilerleyen yıllarda metafizik konuları bırakarak daha gerçekçi bir resme yöneldi. Ancak sonraki dönem resimleri metafizik dönemdeki kadar başarılı bulunmadı.

Chirico, 1925’te Fiziköteci Hebdomeros adlı bir roman yayımladı. Kardeşi Andrea de Chirico da Alberto Savinio adıyla tanınan bir ressam ve yazardır.

Etkisi

Yazar Guillaume Apollinaire, Chirico’yu övdü ve gerçeküstücülerle tanıştırdı. Ressam Yves Tanguy, Chrico’nun bir tablosunu bir resim galerisinde gördüğünde çok etkilendiğini ve – o güne kadar eline fırça almamış olmasına rağmen – resme başlamaya karar verdiğini anlatır. Chirico’dan etkilendiğini belirten diğer sanatçılar arasında Max Ernst, Salvador Dalí, René Magritte, ve Philip Guston bulunmaktadır. Chrico, gerçeküstücülük akımını derinden etkilemiştir.

İtalyan film yönetmeni Michelangelo Antonioni da Chirico’dan etkilendiğini belirten sanatçılar arasındadır. Antonioni’nin 1960’lı yıllarda yaptığı filmlerde kamera ıssız veya birbirinden uzak kişilerin bulunduğu kent mekanlarında uzun uzun dolaşır, filmin kahramanları ortada görünmez.

Fotoğraf sanatçısı Duane Michals’nun eserlerinde de Chirico’nun etkisi görülür.

John Ashbery, Chirico’nun romanı Hebdomeros için “muhtemelen gerçeküstücü romancılığın en iyi yapıtı” demiştir.

Şub 292012
 

disciplineGaetano Chierici (Reggio Emilia, 1838 – 1920) İtalyan bir ressam. Güzel saantlar akademisine 1850 ve 51 li yıllarda katılmıştır. Giulio Cesare Ferrari gözetimi altında eğitimini Bologna’ tamamlamıştır. İlk çalışmalarında amcasının sanatı olan Pürizmden etkilenmiştir. Bundan sonra 1860 larda sanatında yeniliklere gitmiş ve çağdağ bir ressam olmuştur.

Şub 292012
 
death-and-the-maidenPUVİS DE CHAVANNES (Pierre), fransız ressam (Lyon 1824-Paris 1898). Yakalan­dığı bir hastalık yüzünden mühendislik öğ­renimini yarıda bırakarak İtalya’ya gitti; orada Rönesans ustalarının fresklerini görün­ce resme karşı bir ilgi duydu.
Paris’e dö­nünce Delacroix’dan, Thomas Couture’den ders aldı. Pieta’sı 1850 Salon’una kabul edildi. Puvis de Chavannes, herkesten uzak yaşıyor, resimlerini çok seyrek olarak ser­giliyordu. Bununla birlikte, 1859′da, Salon’a gönderdiği Av Dönüşü (Marsilya) adlı pa­nosu dikkat çekti. Üslûbu yavaş yavaş ol­gunlaştı. 1861′de devletçe satın alınan Savaş, Çalışma ve Dinlenme (1863) adlı kompozis­yonları gelişmesinin aşamalarını gösterir. Sanatçı, ilk büyük siparişi, Amiens müzesini yapan mimar Diet’nin aracılığıyle 1865′te aldı. önce, ünlü Ave Picardia Nutrix’i yaptı. 1882′de en orijinal eserlerinden biri olan iudus pro Patria’yı bitirdi. Bu resimde sadeleştiril­miş bir manzara içinde, sağda ve solda duran kadın ve erkek seyircilerin önünde mızrak atma denemeleri yapan gençler canlandırılmıştır. Sanatçı gerçeğin bu tarzda idealleştirilmesine ömrü boyunca bağlı kaldı. Fresk yapmadığı halde, yağlıboya kompozisyonlar, üzerinde yer alacakları duvarlarla tam bir uyum ve ayrılmazlık halindedir. Buna ör­nek olarak şu eserleri sayılabilir: Lyon mü­zesi için Eskiçağ Hayali ve Hıristiyan il­hamı; Marsilya müzesi için Yunan Kolonisi Marsilya ve Doğunun Kapısı Marsilya; Poi­tiers belediye sarayı için Arapları Yenen Charles Martel; Rouen için İnter artes et Naturam. Paris’te, Sorbonne’un büyük amfiteatrıyle, Belediye sarayını süsledi ve Pantheon için de Aziz Genevieve’in hikâ­yesini canlandıran bir kompozisyon hazır­ladı.
En ünlü eseri Aziz Genevieve Paris Şehrini Korurken’i de (1874) bu şehirde yap­tı. Boston kütüphanesi için Dehayı Alkış­layan ilham Perileri’ni çizdi. Bu arada port­reler de yaptı: Kendi Portresi (Floransa), Maria Cantacuzino’nun Portresi (1883, Lyon), Yoksul Balıkçı (Louvre). 1896′da prenses Cantacuzino ile evlendi; karısının ölümü yüzünden hayatının son ayları üzün­tü içinde geçti. Puvis de Chavannes, zama­nının resmini etkileyen bütün hareketlerin dışında kaldı. Sayıştay binasındaki freskleri­ne hayran olduğu Chasseriau’nun aracılığıyle İngres geleneğini benimseyen sanatçı, yine de akademik ressamlar arasında yer al­maz. Resmî salonla ilişkisini keserek Cociste Nationale des Beaux-Arts’ın (Millî Gü­zel Sanatlar derneği) kurucularına katıldı. Buna karşılık izlenimci akımı hiç bir zaman benimsemedi. Nitekim manzara resimleri Monet’den çok Corot’yu hatırlatır. Res­samın özellikle Gauguin ve Maurice Denis üstünde büyük bir etkisi olmuştur.
Şub 262012
 

a-bit-of-sunlightABD’li ressam (Wİlliamsburg, İndiana 1849-Nevv York 1916). New York Ulusal Tasarım Akademisi’nde (1869-71) ve Münih Akademisi’nde (1872-77) öğrenim VVilliam Merrit Chase, Venedik’e yaptığı bir yolculuk­tan sonra ışık etkileriyle ilgilenmeye başladı ve izlenim­ciliğe yakın bir üslupla resimler yapmaya koyuldu. Port­reler (VVhistler’in Portresi, 1885, New York Metropoli­tan Sanat müzesi), natürmortlar (Balık, 1890-1908 ara­sı, Boston Güzel Sanatlar müzesi), günlük yaşamdan sahneler (Dostların Sohbeti, 1895, Washington Ulusal Sanat galerisi) yaptı.

Şub 262012
 

cardinal-richelieuCHAMPAİGNE (Philippe DE), brabantlı ressam (Brüksel 1602 -Paris 1674). Flaman ve fransız okullarına bağlı sanatçıların yanında çalıştıktan sonra Marie de Medicis’nin kişisel ressamı oldu (1628), fransız uyruğuna geçti (1629). Saray ressamlığına atandıktan sonra, sırasıyla Luxembourg sarayı, PalaisCardinal, Sorbonne capellası ve PalaisRoyal’in süslemelerini yaptı. Krallık resim ve heykel akademisi’ nin kurucularındandır (1648). Richelieu’ nün, saray çevresinin ve fransız yüksek tabakasının portre ressamlığını yaptı. Port -Royal yöneticileri ve rahibelerinin, güçlü ve ruhbilim araştırmasına dayanan portrelerini gerçekleştirdi (başyapıtı Exvoto, 1662, Louvre). Yoğun bir ruhaniliği yansıtan dinsel tablolar yaptı {Son yemek, Louvre).
– JEANBAPTİSTE, yeğeni (Brüksel 1631 -Paris 1681) ressam, 1663’te Akademi’ye girdi. Resimlerinde amcasının yolunu izledi.

Şub 262012
 

Marc Chagall

chagall-violinst-1914

Doğum adı Moishe Shagal
Doğum 7 Temmuz 1887
Liozna,
Rusya İmparatorluğu
(Artık Beyaz Rusya)
Ölüm 28 Mart 1985
Saint-Paul de Vence,Fransa
Milliyeti Rus – Fransız
Alanı Resim
Sanat eğitimi St. Petersburg Sanat Destekleyicileri Topluluğu,
Zvantseva Resim ve Çizim Okulu

Marc Chagall (okunuşu: mark şagal, İbranice:מאַרק שאַגאַל, Beyaz Rusça:Мойша Захаравіч Шагалаў Mojša Zaharavič Šagałaŭ, Rusça: Марк Захарович Шага́л Mark Zaharoviç Şagal) (7 Temmuz 1887 – 28 Mart 1985), Yahudi kökenli Rus-Beyaz Rus-Fransız ressam. Chagall, o dönemler Rusya İmparatorluğu’na dahil olan Beyaz Rusya’da dünyaya geldi. İzlenimcilik akımının ardından gelen modern sanat hareketinde yer aldı.

Hayatı

Marc Chagall, Yahudi bir ailenin dokuz çocuğunun en büyüğü olarak, Belarus’ta Vitebesk yakınlarındaki Liozno’da dünyaya geldi. Babası Khatskl (Zakhar) Shagal, ringa balığı ticareti yapıyordu. Annesi ise Feige-Ite idi. Chagall’ın çalışmalarındaki göndermelerden de anlaşıldığı üzere, ressam mutlu bir çocukluk dönemi geçirdi. O günlerde yaşadıkları Pokrovskaya Sokağı’ndaki ev “Marc Chagall Müzesi”‘ne dönüştürüldü.[1]

1906’da, ünlü bir yerel ressam olan Yehuda Pen’in yanında resme başladı. Kısa bir süre sonra, 1907’de ise St. Petersburg’a taşındı. Orada Sanat Destekleyicileri Topluluğu’na ait okula, Nikolai Roerich’in yanında çalışmak üzere girdi. Okul hayatı boyunca pek çok tarzda ressamı tanıma fırsatı buldu.1908-1910 yılları arasında ise Zvantseva Resim ve Çizim Okulu’nda Leon Bakst ile birlikte çalıştı.

St. Petersburg’un Yahudi sakinlerinin şehirde özel izinle kalabildikleri bu dönemde ressam çok zor günler geçirdi. Bu sınırlamalara uymadığı için hapis bile yattı. Bütün bu güçlüklere rağmen, Chagall, St. Petersburg’da 1910 yılına kadar kaldı. Bu kalışı sırasında memleketini de düzenli olarak ziyaret ediyordu. 1909 yılında ise gelecekteki eşi Bella Rosenfeld ile tanıştı.

Ressam olarak belirli bir ün kazanan sanatçı, St. Petersburg’dan sanat çevresine daha yakın olmak için Paris’tekiMontparnasse civarına yerleşmek üzere ayrıldı. Orada, Guillaume Apollinaire, Robert Delaunay ve Fernand Léger gibi avangart ressamlarla arkadaş oldu. 1914 yılında Vitebsk’e geri döndü ve bir sene sonra nişanlısı Bella ile evlendi. Çift Rusya’dayken I. Dünya Savaşı çıktı. 1916 yılında Chagall’ların Ida ismini verdikleri ilk kızları dünyaya geldi.

Chagall, 1917’deki Rus Devrimi’nde aktif rol aldı. Sovyet Kültür Bakanlığı, ressama Vitebsk bölgesinden sorumlu görevli ünvanını verdi. Chagall, Vitebsk Modern Sanatlar Müzesi ve Sanat Okulu’nu kurmasına rağmen, bir süre sonra Sovyet sisteminin politikalarına katlanamamaya başladı. O ve eşi, önce 1920 yılında Moskova’ya taşındılar. Üç sene sonra 1923’te ise Paris’e geri döndüler. Bu dönemde, Chagall’ın orijinali Rusça yazdığı anıları İbranice ve eşi Bella’nın çevirisiyle Fransızca yayınlandı. Aynı günlerde, İbranice makaleler, şiirler ve denemeler de yazdı. 1937 yılında ise Fransa vatandaşlığına geçti.

II. Dünya Savaşı sırasında, Nazilerin Fransa’yı işgal etmesi ve Yahudileri sürmesi sırasında, Chagall Paris’ten kaçarak Marsilya’ya gitti. Oradan ABD’li gazeteci Varian Fry’ın yardımıyla önce İspanya ve Portekiz’e geçti. 1941’de ise Chagall’lar Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşti. 2 Eylül 1944’te, Chagall’ın sevgili eşi, resimlerinin temel konusu ve hayat arkadaşı Bella Rosenfeld öldü. İki sene sonra, Avrupa’ ya dönen Chagall, 1949’tan itibaren Fransa’nın güneyinde Provence’da çalışmaya başladı. Aynı yıl içinde, Kişilerin Birbiriyle Dostluğu ve Irkçılıkla Mücadele isimli sivil toplum örgütünün kuruluşunda yer aldı.

Bella’nın ölümüyle girdiği depresyondan Virginia Haggard’la tanışması ile kurtuldu. İkilinin David isimli bir oğulları oldu. Aynı günlerde, Chagall, tiyatro komisyonundan finansal destek aldı ve resimlerinde renklerin özgür ve hayat dolu kullanımını keşfetti. Bu dönemdeki çalışmaları, çoğunlukla sevgi ve hayatın neşesi üzerineydi. Ayrıca, seramik, heykel ve cam boyama üzerine çalışmaya başladı.

1950 yılında, grafikle ilgilenmeye başladı. Fernard Mourlot ile tanıştıktan sonra sık sık Mourlot Stüdyoları’nı ziyaret edip pek çok taş baskı üretti. Bu üretimde Charles Sorlier’in de yardımları oldu. Sorlier daha sonraları Chagall’ın en yakın arkadaşı ve yardımcısı olacaktı. Sorlier-Chagall dostluğu Chagall’ın vefatına kadar sürdü.

Ressam, 1952 yılında “Vava” olarak seslendiği Valentina Brodsky ile ikinci evliliğini yaptı. Yunanistan’a pek çok kez gitti ve 1957 yılında İsrail’i ziyaret etti. Kudüs’teki Hadassah Ein Kerem Hastanesi Sinagogu’nun camlarını boyadı ve 1966’da da yeni parlamento binasının duvar sanatı ile ilgilendi.

Altı Gün Savaşı sırasınca hastaneye çok sayıda saldırı oldu. Bu saldırılar, Chagall’ın çalışmasını tehlike altında bırakıyordu. Bu sebeple Chagall, Fransa’dan bir mektup yazarak: “Pencereler hakkında endişelenmiyorum. Endişelendiğim tek şey İsrail’in güvenliği. Lütfen İsrail’i rahat bırakın ve ben de daha güzel pencereler yapayım.” dedi. Tüm pencerelerin zamanında kaldırılmış olması büyük bir şanstı. Böylece hiçbiri zarar görmedi. 1973 yılında ise İsrail Chagall’ın bu pencere çalışmalarının pullarını çıkarttı.

Chagall, 28 Mart 1985’te, 97 yaşında iken Fransa’da, Saint-Paul de Vence’de öldü ve oradaki bir mezarlıkta gömüldü.

Sanatı

Chagall, Beyaz Rusya’nın halk yaşamından çok fazla esinlendi. Ayrıca, Yahudi temellerini yansıtan pek çok dinsel tema işledi. 1960 ve 1970’lerde, Chagall kamusal alanlarda, belediyeye ait mekanlarda ve dini binalarda yürütülen bir çok geniş ölçekli projeye katıldı.

Chagall’ın sanat çalışmalarını kategorize etmek çok zordur. I. Dünya Savaşı öncesinde Paris’te avantgart akımlara dahil oldu fakat çalışmaları, diğerleri ile karşılaştırınca dönemin kübizm ve fovizm gibi popüler sanat hareketlerine daha yakındı. Ayrıca, özellikle Amedeo Modigliani olmak üzere tüm Paris Okulu ile yakın ilişki içindeydi.

Çocukluğunun da etkisiyle, Chagall’ın çalışmaları tecrübelerine ait küçük detayların toplanması olarak yorumlanabilir. Örneğin, mutluluk ve iyimserliği çok canlı renkler kullanarak ifade etti. Chagall, sık sık eşiyle kendisinin de resimlerini de yaptı. Bu resimlerde çift, renkli bir dünyaya boyalı camlar arkasından bakan izleyiciler gibidir. Örneğin, bazıları, “La Crucifixion Blanche”‘ı Stalin rejimi, Nazilerin yaptıkları katliam ve Yahudiler’in çektikleri acıları gören Chagall’ın dünyaya bakışının yansıması olarak kabul eder.

Sembolizm ve Chagall

  • İnek: Hayatın mükemmeliyeti: süt, et, deri, güç, boynuz.
  • Ağaç: Bir diğer hayat sembolü.
  • Horoz: verimlilik. Genellikle sevgililerle birlikte çizdi.
  • Göğüs (genelde çıplak): erotizm ve yaşamın verimliliği (Chagall kadınları seviyor ve onlara saygı duyuyordu).
  • Kemancı:Chagall’ın kasabası Vitebsk’te hayattaki önemli anlarda kemancı müzik yapardı. (doğum, evlilik, ölüm gibi)
  • Atlar: Özgürlük
  • Eyfel Kulesi: Gökyüzü, özgürlük.
  • Ringa Balığı (Genelde uçan balıkla birlikte çizdi): Babasının bir balık fabrikasında çalışması ile ilgili olabilir.
  • Sarkaçlı Saat: zaman ve mütevazi yaşam.
  • Vitebsk Evleri (Genelde Paris’te olduğu günlerde çizdi): Memleketine olan özlemi.
  • Sirkten Manzaralar: İnsanın içindeki yaratıcılık.
  • İsa’nın Çarmıha Gerilmesi:Yahudi bir ressam için beklenmedik bir konu. 1930’larda Almanya’da oluşan Yahudi düşmanlığına karşı verilen bir tepki.[2]

Sergiler 

Chagall’ın eserleri Palais Garnier, Chicago’daki Chase Tower, Metropolitan Operası, Metz Katedrali, Zürih’teki Fraumünster, Nice’teki Biblicam Message Müzesi gibi yerlerde sergilenmektedir.İngiltere’de Chagall’ın cam çalışmaları olan tek kilise Kent’te ufak bir köydedir. Chagall, Kudüs’teki Hadassah Hastanesi’ndeki 12 pencerenin camlarını boyadı. Bu pencerelerdeki her camda başka bir konu işlendi. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Pocantico Hills Kilisesi de sanatçının cam çalışmalarına sahiptir.

New York’taki Lincoln Center’da, Chagall’ın devasa duvar resimleri The Sources of Music ve ‘The Triumph of Music, mekanda bulunan 1966’da açılmış, yeni Metropolitan Operasının lobisindedir. Yine New York’ta Birleşmiş Milletler Sanat Koleksiyonu’nda Chagall’ın vitray çalışmaları vardır. 1967’de Birleşmiş Milletler bu sanat çalışmasının pulunu bastı.[3]

1973’te, Fransa’nın Nice kentinde Chagall Müzesi açıldı. Memleketi olan Vitebsk’te ise 1997 yılında (her ne kadar ressam öldüğünde henüz yıkılmamış olan Sovyet Bloğu onu “Persona non grata” (istenmeyen adam) ilan etmiş olsa da), ailesi ile çocukluğunu geçirdiği ev müzeye dönüştürüldü. Bu müze sadece ressamın çalışmalarının kopyalarını sergilemektedir.

2007 yılında açılan “Mucizelerin Chagall’ı” isimli sergide ressamın Kızıl Yahudi (1915), Şehrin Üstünden (1914-1918), Çemberler ve Keçiyle Kompozisyon (1920) ve Meleğin Düşüşü (1923) gibi pek çok önemli eseri sergilendi. Chagall Hrıstiyan ikonografisinden çok etkilenen bir Yahudi, eserleri savaşın ve zulümün acı gerçeğine dokunan bir hayalperest ve kendini herhangi bir akımın içine yerleştiremeyen avangart bir ressamdı. Bu sergideki çalışmaları da Chagall’ın bütün bu özelliklerini ön plana çıkardı. [4]

Etkileri 

Kübalı şarkı ve şarkı yazarı Silvio Ridríguez 1978 yılında yayınladığı en bilinen şarkısı Óleo de mujer con sombrero (Şapkalı Kadının Yağlı Boyası) ile Chagall’ı selamlar.

Yes’in solisti Jon Anderson, genç bir müzisyenken Fransa’nın Opio kasabasında Chagall ile tanıştı. Chagall’dan çok etkilenen Anderson, onun şerefine bazı parçalar kaydetti. 1997 yılında ise Pasqualina Azzarello, “A Celebration of Imagination: a Tribute to Marc Chagall” isimli duvar resmini Massachusetts’deki meydanlardan birine çizdi. Portland’da ise “Do Jump” isimli bir akrobatik/trapez tiyatro performansı Chagall’ın anısına sergilendi.

2005 yılında, müzisyen Tori Amos, Chagall’ın taş baskısı serilerinden etkilenerek Garlands’ı yazdı. 2006’da The Weepies grubu “Say I am You” isimli bir albüm çıkardı. Bu albümdeki şarkılardan birinin ismi “Painting by Chagall” idi. Şarkının nakaratı ise şöyleydi:

Chagall’ın resimlerindeki aşıklar gibi akıyoruz
Çevremiz gökyüzü ve mavi kasaba
Bu çiçekleri bir düğün giysisi için tutarak
Yerden çok yüksekte yaşıyoruz

2006 yılında yayınlanan, Dara Horn’un yazdığı “The World to Come”, ailesine ait olduğuna inandığı için Yahudi Müzesi’nden Marc Chagall resmi çalan bir yazarı anlatır. Romanın geçmişe dönüş bölümlerinde, 1920’lere geri gidilir ve Chagall’ın, öksüzlere sanat öğretmesi anlatılır. Kitap Rusya’dan Vietnam’a ve oradan New Jersey’e geçen karakterlerin yaşamlarına ve trajedilerine bir bakış gibidir. Ayrıca, Chagall’ın hayatı konusunda da fikir sahibi olunmasında yardımcı olur. Roman gerçek bir olayı konu almaktadır. 7 Haziran 2001’de New York’taki Yahudi Müzesi’nden tahmini değeri 1 milyon dolar olan “Study for Over Vitebsk” isimli Chagall tablosu çalındı. 12 Temmuz 2001’de ise kendilerine Uluslararası Sanat ve Barış Komitesi adını vermiş bir grup Orta Doğu’da, İsrailliler ve Filistinliler arasında barışın sağlanması çağrısını yaptı. Resim, Şubat 2002’de Kansas’ta bir postanede bulundu.

7 Temmuz 2008’de ise Internet arama motoru Google, ressamın 121. doğum günü şerefine logosunu onun bir sanat çalışması ile değiştirdi. Pek çok Chagall resminde bulunan gökyüzünde uçan ya da bir çatının kenarında oturan kemancı figürü ünlü müzikal Damdaki Kemancı’nın ismine ilham kaynağı oldu.

Ressamdan Alıntılar

  • Bütün renkler komşularının arkadaşı ve zıtlarının sevgilisidir.
  • Mükemmel sanat, doğanın bittiği yerde başlar.
  • Beni sadece sevgi ilgilendirir ve sadece sevdiğim şeylerle ilişki halindeyim.
  • Adım Marc, iç dünyada çok duygusalım ve cüzdanım boş. Fakat herkes benim yetenekli olduğumu söylüyor.
  • Eğer Yahudi olmasayadım… ressam olamazdım ya da çok farklı bir ressam olurdum.
  • Yaşamımızda, tıpkı bir ressamın paletinde olduğu gibi tek bir renk vardır ve bu renk yaşamın ve sanatın anlamıdır. Sevginin rengini kastediyorum.

Kitaplar

  • Nikolaj Aaron, Marc Chagall., Reinbek 2003 (Almanca)
  • Benjamin Harshav, Marc Chagall on Art and Culture, Stanford, CA: Stanford Üniversitesi Yayınları, 2003, ISBN 0804748306 (İngilizce)
  • Aleksandr Kamensky, Marc Chagall, An Artist From Russia, Trilistnik, Moscow, 2005 (Rusça)
  • Aleksandr Kamensky, Chagall: The Russian Years 1907-1922., Rizzoli, NY, 1988 ISBN 0847810801
  • Jonathan Wilson, Marc Chagall, Schocken, 2007 ISBN 0805242015

 

Şub 262012
 

27_3_lg-man-with-crossed-arms-ca-1899Paul Cézanne (19 Ocak 1839 – 22 Ekim 1906), Fransız post-empresyonist ressam ve gezgin. Modern sanatın gelişmesine yaptığı katkılar ve etkisi nedeniyle çoğu zaman modern sanatın babası olarak anılmıştır. Empresyonizm ile kübizm arasında bir köprü oluşturmuştur.

Hayatı ve çalışmaları

Cézanne Aix-en-Provence’da doğmuş ve orada okula gitmiştir. 1859-1861 arasında hukuk okurken resim dersleri almıştır. 1861 yılında resim sanatını öğrenmek için Paris’e, çocukluk arkadaşı Emile Zola’nın yanına gitmiştir. İsviçre Akademisi’nde ve Louvre’da çalışmıştır. Renoir, Pissaro, Sisley, Guillaumin gibi sanatçılarla tanışmıştır. Delacroix, Courbet, Manet’ye karşı hayranlık duymuştur. Güzel Sanatlar Akademisi’nin giriş sınavlarında başarılı olamamış ve bu sebeplede Aix’e geri dönmüştür. Bütün zamanını resme ayırmıştır ve Salon’a gönderdiği bütün tabloların geri çevrilmesine karşın resim çalışmalarını sürdürmüştür. Eski İtalyan ustalarının yapıtlarını kopya ederek, portreler, natürmortlar ve bazen de manzara resimleri yapmıştır. Paris Salon jürisi Cézanne’in eserlerini gösterime sunmayı 1864’den 1869’a kadar her sene reddetmiştir. Bu nedenle Cézanne tablolarını ilk kez, Paris Salon tarafından reddedilmiş eserlerin gösterime sunulduğu Salon des Refusés’de 1863 yılında gösterime sunmuştur. Yaşamı boyunca eserleri nadiren gösterime sunmuş, sakin bir hayat yaşamış, belli başlı birkaç konuda resim yapmayı tercih etmiştir.

Bu dönemde yaptığı çalışmalar arasında Ressamın Babası, Zenci Scipio (1865, Sao Paulo Müzesi), Louis-Auguste Cezanne’in l’Evenement’i Okurken Portresi (1866), Pamuk Takkeli Adam (1865-67), Ressam Achille Emperaire’ın Portresi (1866), Zola’yı Okuyan Paul Alexiş (1869), Hasır Şapkalı Boyer’ın Portresi (1869-70) ve Magdalen ya da Elem (1866-68) adlı resimleri, Siyah Mermer Saat (1869-70, özel kol., Amerika) ve Teneke Çaydanlıklı Natürmort (1869-70) adlı natürmortları ve Estaque’da Eriyen Karlar (1870) ve Şarap Pazarı (1872) adli manzaraları sayılabilir. Bu eserlerde kalın renk katları ve siyah gölgeler dikkati çeker. Siyah, kahverengi, gri ve Prusya mavisinin ağır bastığı köyü ve kasvetli renklere ek olarak alışılmadık bir beyaz renk kullandığı görülür.

Cezanne’in Empresyonistlerle ve özellikle İsviçre Akademisi’nde tanıştığı Pissarro ile olan dostluğu onun dönük renkleri bırakarak Empresyonistlerin parlak, açık tonlu renklerini kullanmasını sağlamıştır. Kalın renk katmanları tekniğinden vazgeçip hafif fırça vuruşlarıyla noktalama yöntemine yönelmiş, pıhtılaşmış gibi görünen yüzeyler kullanmıştır. 1872-82 yılları arasındaki bu dönem Cezanne’in Empresyonist dönemidir. Modern Bir Olympia (1873), Asılmış Adamın Evi (1873, Louvre Müzesi, Paris), Yidizciçekleri (1875), Kırmızı Koltuklu Madame Cezanne (1877, özel kol., Amerika), Victor Chocquet’nın Portresi (1876-77), L’Estaque (1878-79, Louvre), Pontoişe’da Cote dü Jalais (1879-82) Kavaklar (1879-82) ve Maincy Köprüsü (1879, Louvre) gibi birçok ünlü eseri bu döneme aittir.

Cezanne’in izlenimciliğin kurallarından ayrılan sanatı hızla, daha yalıncı ama daha çok işlenmiş ve yapıya daha çok önem veren bir tutuma doğru gelişti. Tarzını düş gücünden ve gözlemlerinden kaynaklanan ögelerle zenginleştirdi. Desen gücü ile renklerin anlatım duyarlılığını birleştirdi. Klasik perspektif kurallarına pek uymayan Cezanne’in tutumu sonradan büyük ölçüde etkilediği Kübistlere öncü oldu.

Bu arada 1886 yılında Emile Zola ile L’Oeuvre isimli romanı yüzünden araları açıldı. Hortense Fiquet ile evlendi. Karısının Portreleri, Mavi Vazo ve Sepetli Natürmort (Louvre) Kırmızı Yelekli Çocuk (18900-95), Cezveli Kadın (1890-95, Louvre) ve Kağıt Oynayanlar (1890 yıllarında çeşitli versiyonları), Gustave Geffroy’un Portresi (1895) ve Bir Soytarı adlı tablolarıyla sanatı dengeye ve yetkinliğe ulaştı.

Çalışmalarında derinliği kaldıran sanatçı katlama bir perspektif uyguladı. Peppermint Lisesi, Elmalar ve Portakallar (1895-1900, Louvre) gibi natürmortları bu yönelisi vurgulayan başlıca yapıtlardır.

Sanatçının son on yıllık dönemi lirik dönemi olarak bilinir. Bu dönemde belli bir lirizme ve daha özgür fırça vuruşlarına yönelerek gösterişli ve cüretkar yapıtlar verdi. Aynı zamanda daha hızlı bir yöntem olan suluboya tekniğini de kullanıyordu. Eserlerinde henüz başlamakta olan kübizme özgü kesin akılcı yaklaşımın belirtileri seçilir. Aynı zamanda renkleri ve biçimleri lirik bir anlayışla kullanan Fovist akımın özellikleri de göze çarpar. Sainte-Victoire Dağı, Annecy Gölü (1896), Bibemuş’daki Kayalar ve Dallar (1904) ve Kara Sato (1904-06) adlı tabloları bu tarz çalışmalardır. Yaşamının son yıllarında gerçekleştirdiği Les Grandeş Baigneuses-Yıkanan Kadınlar (1902-06) adlı tablosuyla Cezanne’in sanatı doruk noktasına ulaşti. Bu tablo, ritmik kompozisyonu, kesin hatlarla üst üşte konulmuş düzlemleri ve resmin bütününün taşıdığı uyumla görkemli bir eserdir ve Picasso’nun hemen hemen aynı zamanlarda yaptığı Avignon’lü Genç Kızlar adlı tablosunu anımsatır.

Cezanne’in yapıtları, özellikle 1907’de Paris’te açılan Salon d’Automne’dan sonra XX. yy. resminin en önemli kaynakları arasında sayıldı. Cezanne, sonradan modern resmin doğmasına yol açacak olan fovlar, kübistler ve soyut sanatçılar gibi yeni kuşağı büyük ölçüde etkiledi.

Cézanne, 1906’da fırtına esnasında dışarıda resim yaparken rahatsızlanmış, bir hafta sonra, 22 Ekim’de zatürreden vefat etmiştir. 20. yüzyıl modernistlerine göre Cézanne modern resimin babasıdır.