kadınlar

Mar 092012
 

Kadınlar için aşk, tanımak ve bilmek arzusudur önce.

Bu yüzden bazen çok fazla soru sorarız.

Soru sormak kadınlar için ilişkiye davettir aynı zamanda, hakiki bir diyaloğu başlatma isteğidir.

Soru sormak, duygunun özüne doğru yönelmektir, gerçeği deşmek ve gerçekliğe ulaşmaktır.

Biz sorarız.

Sormak insani bir şeydir çünkü.

Aslında aldığımız cevaplarla merak ettiğimiz erkeği daha yakından tanımak, bilmek ve anlamak için değildir o sorular. Aksine, onları söylediklerinden çok söylemediklerinden tanıyacağımızı bildiğimiz için o sorulara ihtiyaç duyarız.

Kadınların sezgileri gelişmiştir, genellikle sordukları sorulardan, sormadıkları cevapları ele geçirebilirler.

Erkekler sorulardan hiç hoşlanmazlar oysa… Düşünmek ve bir cevap bulmaktan da… Dışardan bakıldığında, davranışlarının ve duygularının nedenlerini sorgulamayan, mütemadiyen cevabını bilmediği sorularla karşılaşan, daha çok ‘sevk-i tabii’leriyle hareket eden ve ‘bahtının rüzgarı’yla savrulan bir insan topluluğu gibi görünseler de, bu duruşlarının altında hiçbir hesap yatmadığını söylemek zordur!

Erkekler soruları da soru soranları da sevmezler!

Soruların düşünce ürünü olmasından ve onları düşünceye davet etmesinden hiç hoşlanmazlar! Ama bundan iyimser bir sonuç çıkararak, akıllarının değil de, kalplerinin sesine kulak verdiğini düşünürseniz, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz!

Erkeklerin büyük bir kısmı, duygu alanında her iki yolu da kullanmadan yaşayabilme mucizesini yaratabilmişlerdir çünkü!

Erkekler soru soranlardan buz gibi soğurlar!

Belki her cevabın kendilerini daha fazla bağlayacağını düşünürler, belki her sorunun bir vaat talebi, her cevabın bir vaat taşıyacağı ihtimalinden korkarlar.

Belki de diplerde derinlerde binlerce yıldır süregelen erkek egemenliği birikimine yönelik bir saldırı gibi gelir onlara sorular.

Neticede “hakim”e soru sorulamaz. Onlar da ilişkinin, ilişkinin düzeninin hakimidir ne de olsa!

Bilinçli bir tepki olmasa bile, soru sormanın eşitliğe yol açabileceğinin gizli sezgisi ve bir oto-korunmadır belki de sorulardan kaçmalarının nedeni.

Aşk, erkekler için de tanımak ve bilmek arzusuyla başlayabilir ama, onlar sorarak değil dokunarak, yaşayarak ve tüketerek tanımayı tercih ederler. İlişkileri, duyguları ve hatta kendileri konusunda da öyle çok fazla düşünmekten hoşlanmazlar zaten, “bırakın beni yaşayayım, ne olacaksa olsun” eğilimindedirler. Erkeklerin çoğunun duyguları kadınlara göre oldukça hareketsizdir çünkü, kendileriyle ilgili düşünmek, derin kazılar yapmak onları bilhassa çok ürkütür.

Oysa kadınlar kendilerini didiklemekten hoşlanırlar, duyguları erkeklerden farklı olarak, çok hareketlidir. İlişkiyi konuşmak, erkeğin hissettiklerini, ya da hissedemediklerini kendi yöntemleriyle anlamak isterler ve bunun için hiç vakit kaybetmekten yana değildirler.

Biz soru sormayı severiz…

Sorular karanlıkta olanları açığa çıkarır çünkü!

Sorularla duyguların özüne doğru yönelebileceğimizi biliriz…

Sorularla daha çok tanımak ve rüyalarımızı beslemek isteriz…

Biz sadece erkeklere değil, kendimize de çok soru sorarız.

Erkeklere de bunu denemelerini öneririz.

Sorular, düşünmelerini ve kendilerini tanımalarını sağlayabilir.

Tabii sonuçlarını göze alabilirlerse…

Pakize Barışda..