pictures

Mar 122016
 
Eakins,_Thomas_(1844_-_1916)_PortraitPhoto_Young

Thomas Eakins

Thomas Eakins 19. yüzyıl ABD’li gerçekçiliğinin resimdeki en önemli temsilcilerindendir. Eserlerine çoğunlukla yakın arkadaşlarını ve spor yapan insanları konu etmiştir. En önemli eseri 1875 yılında tamamladığı ve bir ameliyatı konu edinen The Gross Clinic olarak görülmektedir.

Hayatı

Eakins 25 Temmuz 1844 yılında Philadelphia’da ikinci kuşak İrlandalı bir aileden dünyaya gelmiştir. Babası Benjamin Eakins kaligraf olarak çalışmış ve oğlunun resme olan ilgisini desteklemiştir. Thomas Eakins Zane Street ilk okuluna gitmiş daha sonra da o dönemin prestijli liselerinden olan Central Philadelphia’dan 1861 yılında mezun olmuştur.  Güzel sanatlar eğitimini Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi’nden almış aynı dönemde ayrıca Jefferson Medical College’de anatomi dersleri almıştır.  1861-1865 yılları arasında meydana gelen Amerikan iç savaşına 25$ ödeyerek katılmamıştır.

1866-1870 yılları arasında Avrupa turuna çıkmış Fransa ve İspanya’da Jean-Léon Gérôme, Augustin-Alexandre Dumont ve Léon Bonnat gibi sanatçılarla çalışma imkanı bulmuştur.  İspanya’da bulunduğu dönemde A Street Scene in Seville ve Carmelita Requeña adlı resimleri yapmıştır. 1870 yılında Pennsylvania’ya dönmüş ve 1876 yılında Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi’nde (Pennsylvania Academy of the Fine Arts) eğitim vermeye başlamıştır. Pennsylvania’ya döndüğü bu dönemde 1871 yılında Max Schmitt in a Single Scull adlı çalışmasını ve 1875 yılında da kendisinin en tanınmış eseri olan The Gross Clinic adlı çalışmasını tamamlamıştır.

1874 yılında Kathrin Crowell ile nişanlanmış fakat Crowell 1879 yılında 30 yaşında menenjit hastalığından ölmüştür. 1884 yılında Susan Macdowell ile Philedelphia’da evlenmiştir. Aynı dönemde akademide verdiği dersler tartışmalara yol açmış özellikle derslerinde çıplak modeller kullanması ve kadavra parçalayıp inceletmesi okul yönetimi tarafından hoş karşılanmamıştır.  1886 yılında okul yönetiminin baskısı sonucu güzel sanatlar akademisindeki görevinden istifa etmek zorunda kalmıştır. Bu süreç sonrasında 2 yıllığına North Dakota’ya taşınmıştır. 1884-1885 yıları arasında The Swimming Holeadlı eserini tamamlamış, sıkıntılı geçen bir süreç sonrasında tekrardan birçok önemli portre yapmıştır. 1889 yılında The Agnew Clinic, 1890-1892 yılları arasında The Concert Singer ve Miss Amelia C. Van Buren adlı eserlerini tamamlamıştır. 1900’lü yıllarda eserleri daha geniş bir tanınırlık içerisine girmiştir. Bu dönemde daha çok portreler üzerine çalışmış ve 1903 yılında Archbishop William Henry Elder  ve 1906 yılında Monsignor James P. Turner adlı tanınmış portreleri yapmıştır. 1902 yılında ulusal design akademisine kabul edilmiştir.

Yaşadığı dönemde yeterli önem verilmediği söylenilse de ölümünden itibaren özellikle cinsellikle ilgili çalışmaları Amerikan sanatında etkili olmuştur. Gerçekçiliği ve portreçalışmaları Thomas Pollock Anshutz ve Henry Tanner gibi sanatçıları etkilemiştir. Çalışmaları eleştirmenler tarafından geleneksel olduğu ve çoğunlukla ailesini ve arkadaşlarını konu ettiği için eleştirilmiştir. Aynı zamanda eserlere konu olan kişiler tarafından da eserlerinin melankolikliği hoşnutsuzlukla karşılanabilmiştir.

Thomas Eakins 25 Haziran 1916 yılında Philedelphia, Pennsylvania’da kalp yetmezliğinden dolayı ölmüştür. Resimlerini yaparken kullandığı boyalardan kaynaklı zehirlendiği de iddia edilmektedir. Vasiyeti üzerine ölüsü yakılmıştır.

Spor Yapan İnsanlar

Sporla ilgili çalışmalar yapan lk önemli ressamlardan biridir. Sporla ilgili çalışmalarına gençlik yıllarında başlamış bu alandaki resimlerinin büyük bir bölümünü 1871-1899 yılları arasında yapmıştır.

Portreler

Eakins döneminin ünlü Amerikan ressamlarından farklı olarak sıradan insanlardan oluşan portrelere ağırlık vermiştir.

Fotoğraf Çalışmaları

Ressam ve eğitmen olmasının yanında fotoğraf sanatıyla da uğraşmış olması bakımından döneminin diğer önemli ressamlarından ayrışmıştır. Fotoğraf sanatının tekniği üzerine çalışmış, öğrencilerinden de aynısını yapmalarını istemiştir.

Mar 122016
 
Return_of_arthur_william_dyce

William Dyce, Return_of_arthur

William Dyce, iskoç kökenli sanatçı 1806’da Aberdeen’de doğdu. Aberdeen’deki Marischal College’de ilk öğrenimini aldı. Londra’daki Royal Academy Schools’da sanat eğitimine devam etti, doktor olan babası sanat eğitimine karşı çıkmıştır.  İtalya’ya seyahatler yaptı ve erken rönesanas sanatçılarını inceledi. 1825-1827 arasında Roma’da kaldı.

İngiliz parlementosu için yaptığı dekoratif resimleriyle tanındı. (Ethelbert’in vaftiz edilişi ve Kral Arthur’un Hayatından Sahneler). 1832’de Edinburgh Royal Society’sine alındı. Avrupada resim eğitimi üstüne yazdığı bir rapor (1840) İngilterede önemli yeniliklere yol açtı.

Şub 292016
 

DvorakReaderFranz Dvorak ya da Franz Bruner (14 Kasım 1862, Prelouc – 7 Haziran 1927, Prag ). Soyismi Bruner olarakta bilinen Franz Dvorak Çek resim sanatçısıdır.

Václav Bruner adında bir terzinin oğlu olan Bruner, muhtemelen milliyetçilik nedenleriyle “Dvořák” olarak adını değiştirdi. Küçük yaşlardan itibaren sanata ilgisi ve becerisi vardı. 14 yaşında Kutha Hora’da pedagojik eğitime gönderildi. 17 yaşında sanatsal bir kariyer arzusu edindi ve Prag’da güzel sanatlar akademisinde František Cermak ile çalıştı, (1822-1884). Burada çalışmaları oldukça yavaş ilerlediğinden Viyana güzel sanatlar akademisinde  Hıristiyan Griepenkerl ve Carl Wurzinger ile çalıştı.

1883 yılında Münih güzel sanatlar akademisinde   Otto Seitz ve Wilhelm von Lindenschmit Younger ‘ın öğrencisi oldu. Münih’te bir stüdyoda çalışmaya başlamış, portre resimleri çalışmıştır. Popüleritesi gittikçe artmaya başladı Berlin ve Viyada’da resimleri sergilenmeye başladı. 1888 yıllarında İtalya ve Fransa’ya gitmiştir. Buralarda Amerika’lılarla tanışmıştır, daha sonra resmi bir davet alarak Amerika’daki dünyaca ünlü “Walker Art Galery ” ‘deki sergiye katıldı. 1905 yılından ölümüne kadar Prag’da bir nehir kıyısında ev alarak, burada yaşamıştır.

Şub 252016
 

Albrecht Dürer (21 Mayıs 1471 – 6 Nisan 1528) tarihleri arasında yaşamış Alman ressam, matematikçi ve matbaacı idi. Geç gotik flamen sanatı uygular. Rembrant ve Goya ile birlikte eski basımların en önemli isimlerinden biridir. Nürnberg, Almanya’da doğmuş ve ölmüştür.

Dürer’in babası, 1455’te Macaristan’dan gelerek Nürnberg’e yerleşen bir kuyumcuydu. Dürer, çocukluğunu babasının kuyumcu dükkânında çalışarak geçirdi. 13 yaşındayken kendi portresini, 14 yaşındayken “Madonna ve Müzik Melekleri” portresini yaparak erken gelişen resim yeteneğini kanıtladı. 1486’da babasının girişimiyle ressam ve ağaç baskı ustası Michael Wohlgemulh’un (1434-1519) atölyesine çırak olarak girdi. 1489’da işinden ayrılarak seyahat etmeye başladı.

1490’da ilk yağlıboya eseri olan babasının portresini yaptı. O yıllarda sık sık seyahat ederek Basel, Alsace ve Felemenk’te bulundu. “Aziz Hieronymus Aslanı İyileştiriyor” adlı ilk ağaç baskısını Basel’de yaptı. 1493/94 yıllarında kısa süre Strasbourg’da kaldı. Sonra Basel’e döndü.Strasbourg’dayken, parşömen üzerine yaptığı kendi portresiyle ilk başyapıtlarından birini verdi(1493). Yine Strasbourg’dayken küçük boyutlu dinsel resimler de yaptı.

Mayıs 1494’de Nürnberg’e dönerek bir tüccarın kızı olan Agnes Frey ile evlenen Dürer, 1494 sonbaharında İtalya’ya ilk gezisini yaptı. Gezi 1495 ilkbaharına değin sürdü. İtalya’dayken de resim yapmaya devam eden Dürer, Güney Tirol Alplerini resmettiği bir dizi suluboya yaptı; bu yapıtlar, en güzel yapıtlarından sayılırlar.

İtalya gezisinden çok hoşlanan Dürer,Venedik’te bulunduğu sırada Orta İtalyalı sanatçıların oymabaskılarını gördü. Floransalı ressam Antonio Pollaiuolo’nun eserlerinden etkilendi. Dürer, İtalya’dayken ayrıca “Hercules ve Stymphalis Kuşları” adlı yapıtını yaptı.

1490’ların sonları, Dürer’in eser verme sayısının arttığı yıllar oldu. 1497’de “Sampson ve Aslan”, 1498’de “Hercules ve Stymphalis Kuşları”‘ndaki Herakles’e benzeyen bir usluple “Dresden Altar Panosu” resminden başka aynı yıl bir tane daha kendi portresini yaptı. Aynı yıl bir başka yapıtı olan “Mahşer” adlı ağaç baskısını yaptı. 1499’da Oswolt Krel’in yarım boy portrelerini yaptı; aynı yıl Nürnbergli Tucher ailesinden üç aristokratın portrelerini yaptı.

16. yüzyıla girerken Dürer,birkaç resim daha yaptı. Bunlar; 1500 tarihli yeni bir “Kendi Portresi”, 1500-10 yılları arasında yaptığı “Meryem’in Yaşamı”, yine 1500 tarihli ve Nürnbergli Tucher ailesinden birini resmettiği “Genç Bir Adamın Potresi” Dürer’in bu dönemde verdiği eserlerden bazılarıdır.

1504’de “Adem ve Havva” adlı ünlü oymabaskısını yapan Dürer, aynı yıl öğrencilerinin de yardımıyla “Üç Kral Altarı” adlı resmini yaptı. Bu “Üç Kral Altarı” yapıtı, Dürer’in “Müneccim Kralların Tapıması”, “Davulcu ve Kavalcı”, “Eyüb ve Karısı” gibi resimlerinden etkilenmişti.

1505 sonbaharında 2. kez İtalya’ya giden Dürer, İtalya’da 1507 kışına değin kaldı. Zamanının büyük bir bölümünü Venedik’te geçirdi. Venedikli ressamlardan en çok Giovanni Bellini’den etkilendi. Orada iken birçok yapıt verdi. Bunlar; “Genç İsa Doktorlar Arasında” (1506), birçok yarım boy resim (1505-07), “Gül Çelenkler Şenliği” (1506; büyük altar pano)gibi yapıtlar sayılabilir.

1507’de İtalya’dan döndükten sonra Nürnberg’de gösterişli bir ev aldı. İtalya’dan döndükten sonra da resim yapmaya devam ederek İtalya’da geçirdiği deneyimlerden yararlanarak 2. bir “Adem ve Havva” (1507), “On Binlerin Şehit Olması” (1508), “Kutsal Üçlünün Tapınması” (1511) gibi resimlerden başka 1507-13 yılları arasında İsa’nın çektiklerini anlatan bir dizi bakır oymabaskı ve ağaç oymabaskı yaptı.

Kutsal Roma-Cermen İmparatoru I. Maximillian 1512’de Nürnberg’de bulunduğu sırada Dürer’i koruması altına aldı. Dürer, onun hizmetinde 1519’da Maximillian ölene değin çalıştı. Bu dönemde “Şövalye, Ölüm ve Şeytan”, “Aziz Hieronymus Çalışma Odasında”, “Melankoli I” gibi en ünlü bakır oymabaskılarını yaptı (1513-14). İmparatorun dua kitabının kenarlarının süslenmesi için ünlü Alman sanatçılarla işbirliği yaptı. 1515-18 yılları arasında demir levha ve bir dizi aside yedirme demir baskı da gerçekleştirdi. 10 yıl içinde imparatorun iki portresini (1519) ve “Lucretia” (1518) gibi ünlü resimlerini yaptı. Bu arada gezilere de çıktı; 1517 sonbaharını Bamberg’de geçirdi, 1518 yazında Augsburg’a gitti ve orada Martin Luther’le tanıştı. Sonraki yıllarında Luther’in sadık bir izleyicisi oldu.

1519’da I. Maximillian’ın ölümü üzerine görev süresi biten Dürer, 1520’de karısıyla birlikte Felemenk’e son kez gitti. Felemenk’teyken Nijmegen ve Köln yoluyla Anvers’e gitti, orada 1521 yazına değin kaldı. Aralık 1520’de Zeeland’a gitti, Nisan 1521’de Brugge ve Gent’i ziyaret etti. Felemenk’te de resim yapmayı sürdürerek bir dizi çizim yaptı ve Felemenk resimlerinden etkilenen birçok resim yaptı. Bunlar “Anna Selbdritt Portresi”, Aziz Hieronymus’un yarım boy portresi(1521), Bernhard von Resten’in küçük boy portresi gibi yapıtlardır.

Temmuz 1521’de karısıyla Nürnberg’e dönen Dürer, orada iken hastalandı. Ama resim yapmayı sürdürerek birkaç ünlü portresi ve ağaç baskı ve oyma portreler yaptı. En ünlü yapıtlarından olan “Dört Havari” yapıtını yine bu hasta döneminde yaptı.

6 Nisan 1528’de ölen Dürer, Nürnberg’de Johannesfriedhof’a (Yuhanna Mezarlığı) gömüldü. Yetiştirdiği sanatçıların da gösterdiği gibi, çağının en etkili ressamlarından ve oyma baskı ustalarından biriydi. Nitekim Floransalı sanatçı Giorgi Vasari, Le Vite de’ piu eccellenti architelli, pittori, e scultori Italiani (1550; Ünlü İtalyan Mimar, Ressam ve Heykelcilerin Yaşamları) adlı kitabında Dürer’den övgüyle söz etti.

Resimleri

Gravürleri

Şub 242016
 

Young Man with a Raised GlassCornelis Dusart (24 Nisan 1660 -, 1704 1 Ekim) Hollanda Haarlem doğumlu ressam ve gravür eserleri sanatçısıdır. Hocası Adriaen van Ostade gibi Hollanda alt sınıf insanların günlük yaşantılarını ve hayatlarını tasvir eden resimlerde uzmanlaşmıştır. Öğretmenin ölümünden sonra kendi sade tarzını geliştirdi.

Hocasının ölümünden sonra Dusart stüdyonun içeriğini devraldı ve Van Ostade’nin kardeşi Adrian ile kendi tarzlarını geliştirdiler. Dusart’ın sanatı Hollanda’da popüler tiyatroya etki etmiştir.

Şub 242016
 

Karel_Dujardin-_Tobias_and_the_angelKarel Dujardin (27 Eylül 1622 -, 1678 20 Kasım), yılları arasında yaşamış olan Hollanda’lı altın çağı ressamıdır. Çalışmalarında tema olarak köylüler, hayvanlar ve manzara üzerine çalıştı. Portre çalışmaları yapmadı. Kariyerinde 2 dönem vardır. Çalışmalarında İtalyan  peyzaj ve gravür tarzı vardır.

Şub 222016
 

Landscape with St Augustine and the MysteryGaspard Dughet, le Guaspre Poussin denir, fransız ressam (Roma 1615 – ay. y. 1675).

Roma’ya yerleşmiş bir fransız pastacının oğluydu. Onu resim yapmaya özendiren ve manzara resmine yönelten, kayınbiraderi N. Poussin’dir (1630). Dughet’yi en çok doğanın işlenmemişliği ve insanı doğrudan etkilemesi çeker (Sora, Floransa). Meslek yaşamının başında Bril ve Elsheimer’den etkilendi, daha sonra, sükûnete ve lirizme daha ağırlık vererek Poussin’e ve Claude Lorrain’e yaklaştı. Hem Louvre’da, hem de Floransa, Roma, Londra, Oxford, Liverpool, Madrid, Cleveland vb. müzelerinde şövale üzerinde çizdiği tabloları yer alır Özellikle Colonna sarayı için freskler, ayrıca karataş ya da çini mürekkebiyle dikkate değer desenler yaptı. Kardeşi JEAN (Roma 1614 -öl. 1679’dan sonra), estamp ve gravür satıcısıydı, özellikle, N. Poussin’in yapıtlarının tıpkı basımlarında çalıştı.

Oca 122016
 

Marcel Duchamp

Marcel Duchamp ( 28 Temmuz 1887 Blainville-Crevon ;  2 Ekim 1968 Neuilly-sur-Seine) Fransız/Amerikalı sanatçı. Asıl adı Henri-Robert-Marcel Duchamp’dır. Yirminci yüzyılda Avrupa ve Kuzey Amerika’nın en önemli sanatçılarından olmuş, II. Dünya Savaşısonrası Amerika’da pop sanatı ve kavramsal sanat akımlarının temellerinin atılmasında etkili olmuştur.

Duchamp’ın ilk eserleri post-izlenimci üslubunda olmuşsa da daha sonra en etkili Dada sanatçısı olmuştur. Académie Julian okulundan gelip etkisini günümüzün çağdaş sanatçılarına kadar sürdürmüştür. Siyasal görüş olarak bireyci anarşist olarak tanımlanabilir, I. Dünya Savaşı’na karşı çıkıp ABD’ye yerleşmiştir. Max Stirner’in görüşlerinden etkilenmiş, bu fikirleri kendi sanatsal ve bireysel gelişimi için birer dönüş noktası olarak kabul etmiştir.

1. Dünya Savaşı öncesinde birçok sanatçının eserini “retinal” yani sadece göze hitap eder bulmuş ve bunun yerine sanatı “yeniden zihnin hizmetine sunmak gerektiğini” söylemiştir. Doğal olarak Duchamp’ın tabu deviren tarzı, Dada hareketinin ilgisini çekmiştir.

Hazır nesneler / buluntular

Geleneksel ve kabul gören sanat üretim yöntemlerini ironi ve yergi eşliğinde yıkmak Duchamp’ın kariyerinin ana fikirlerinden olmuştur. En çarpıcı ve ikonoklastik üretimi ise diğer sanatçılara en fazla ilham vermiş olan buluntu nesnelerdir.

1913’te ortaya koyduğu ilk hazır nesne olan Bisiklet tekerleği ile birlikte Duchamp sanatsal yeteneğin antitezi olan bir yaratıcı sürece girmiştir. Kendisini geleneksel resimden uzak tutmaya ve sanat eserinin kavramsal değerinin ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Nesne sanat eseri olur, çünkü sanatçı onu o şekilde tasarlamıştır.

Duchamp’ın diğer belki de en ünlü hazır nesnesi başaşağı duran bir pisuar olan “Çeşme”‘dir. Bu çalışma halkın beğenisinin ve sanatsal tekniklerin sınırlarını zorlamıştır.

Parodi

Duchamp’ın parodilerinden birisi, bir Mona Lisa reprodüksiyonu üzerine çizdiği sakal ve bıyıktır. Marcel Duchamp, şişe rafı ya da kar küreği gibi seri üretim ürünlerini heykel olarak sergileyerek “yüksek sanat”, “kültür” ve pazardaki ürünler hakkındaki geleneksel düşünce ve kanıları hedef almıştır. Görsel parodilerini eserlerine verdiği isimlerle de güçlendirir: Çeşme isimli eserini “R. Mutt” (Bir yandan Amerikalı sanatçı tarafından yapılmış izlenimi verirken bir yandan da Almancadaki Armut – fakirlik kelimesinin anlamını da kullanarak) olarak imzalaması, üzerine sakal çizdiği Mona Lisa’yı (Fransızca “elle a chaud au cul” olarak okunup “kızın kalçaları yakıcı” olarak tercüme edilebilecek) L.H.O.O.Q. olarak adlandırması gibi.

Sürrealistlerle İşbirliği

1923’ten sonra zamanının çoğunu satranç oynamakla geçirmiş, ancak 1930 ortalarında Sürrealistlerle işbirliği yapıp sergilerine katılmıştır.1942’de kalıcı olarak New York’a yerleşmiş, 1944’ten itibaren Max Ernst ve André Breton ile birlikte sürrealist dergi VVV’yi yayınlamıştır

Etkileri

1920’lerde sansasyonel birşekilde sanat yapmayı hayatının sonuna kadar satranç oynamak için bıraktığını açıklasa da, sanatçı-provokatör rolünden tam olarak kopmamıştır. Duchamp Cubism’den Dada’ya ve Sürrealizme birçok sanat akımıyla bağlantılandırılmış, ve Pop sanat (Andy Warhol), Minimalizm (Robert Morris)ve Kavramsal Sanat (Sol LeWitt) gibi birçok akıma yol açmıştır.

Bu üretken sanatçının, sanat tarihine en büyük katkısı, statükoyu kırmak için, varolan normları sorgulama, uyarma, eleştirme, ve oyuncu bir şekilde aşağılama yetisiydi. Kendisi çalışmalarıyla sanatçının bu rolünü tasdik ettirmiştir.

Duchamp’ın Çeşme eseri 2004 Aralığında İngiliz sanat çevresinden 500 kişinin oylarıyla 20. yüzyılın en etkili eseri seçilmiştir. Bugün de günümüz sanatçıları üzerindeki etkisi devam etmektedir.

Duchamp biyografisi

1887 Rouen yakınlarında Blainville’de doğdu.

1897-1907 Rouen’deki Corneille Lycee’de felsefe, tarih, belagat, aritmetik, fen, İngilizce, Almanca, Latince ve Yunanca içeren ağır ve akademik bir eğitimden geçti. Bu yıllardaizlenimcilik (empresyonizm), simya (alkemi), gizemli bilimler (okültizm) ile ilgilendi. 1904’te Paris’i ziyaret etti.

1908 Courrier Français gazetesinde çalıştı.

1910 Fovizm ile ilgilendi. Francis Picabia ile tanıştı.

1911 Futurizm, Orfizm ve biçim ayrışması uygulamaları ile ilgilendi. “Symbolic Overtones” çalışmaları yaptı. Simya ikonografisi “Bahar” adlı resmini etkiledi. Albert Poisson’un “Simyacıların Teorileri ve Sembolleri” adlı kitabı ile içiçeydi. Kübistlerin “Section d’Or” grubu ile çalışmaya başladı.

1912 İki aylığına Münih’i ziyaret etti. “Merdivenden inen çıplak” adlı tablosu, Section d’Or sergisinden reddedildi. Temmuz ayında “Büyük cam”ın ilk eskizlerine başladı.

1913 St. Genevieve kütüphanesinde çalıştı. “Zaman ve Mekanı Ölçülendirme Sistemi”ni geliştirdi. “Şansın Yasaları” nı konu alan müzikal kompozisyonlar yazdı. New York’a gitti. Dev “Armory Show” sergisine “Merdivenden inen çıplak” ile katıldı. Resim skandal yarattı.

1914 İlk “Ready-Made”ini yarattı.

1915 Yeniden New York’a gitti. Francis Picabia ile buluştu. Arensberg ve Stieglitz’in katkılarıyla çağdaş sanat sergisini açtı. “Büyük Cam” üzerine çalışmaya devam etti. New York Dada hareketinin merkez katılımcısı oldu. Zürih Dada ile bağlantı kurdu.

1917 “Dada ve Anti-Sanat kuramları doğrultusunda, Anti-Sanat niteliği taşıyan çalışmalar yaptı. “Bottle Rock”, “L.H.O.O.Q.” gibi manifestolarından sonra, New York’taki bir sergiye “R. Mutt” takma adıyla “Çeşme” ismini verdiği porselen bir idrar kabıyla başvurdu ve reddedildi.

1918 New York Dada ile Zürih Dada’nın bir araya gelmesini sağladı.

1921 Saçını kuyruklu yıldız (komet) biçiminde kestirdi. Her türlü sanatsal rekabetten ve kendini kanıtlama çabasından çekildi. Satrançla uğraşmaya başladı.

1926 Man Ray ve Marc Allegret ile beraber “Anemik sinema”yı yaptı.

1934 “Kendi güveyleri tarafından çırılçıplak soyulan gelin” ya da “Büyük cam” adlı toplu çalışmayı yayımladı. New York ve Paris çağdaş sanat sergileri gibi bazı organizasyonlara yardım etmek dışında hiçbir sanatsal etkinlikte bulunmadı. 1920’lerden beri büründüğü içine kapanık tavrı daha da arttı.

1947 Paris’teki Sürrealizm sergisinin gerçekleşmesine büyük yardımı dokundu.

1967 Rouen müzesinde, kardeşleri yontucu Raymond Duchamp-Villon, ressam Gaston Duchamp ve ressam Suzanne Duchamp ile beraber retrospektif sergisi açtı.

1968 Neuilly’de öldü. Daha sonra hayatının son yıllarını ve daha önceki çalışmalarını özetleyen ikinci bir asamblaj açıklandı.

Oca 092016
 

Appearence Behind Locked DoorsDuccio di Buoninsegna (d. 1255 – ö. 1318) İtalyan bir ressamdır. Orta Çağ’ın en büyük ressamlarından birisidir. Siena Okulu’nun kurucusudur. Bizans ve Klasik Dönem sanatından oldukça etkilenmiştir. Siena Katedrali’nin altarı için yaptığı Maestà, sanatının doruklarına ulaştığı en önemli eserdir.

Siena kentindeki resim sanatının öncüsü ve Barok sanatın doğuşuna kadar da kentin sanatını, bıraktığı izlerle etkilemiş bir isimdir Duccio. Bizans resim sanatının özelliklerine bağlı kalan Duccio, koyu dindarlık duyguları içeren resimler yapmıştır. Duccio, Cimabue etkisinde İtolabizanten tarzda resimler ortaya koymuştur. Tabii, Bizans sanatı unsurlarını aşarak abartılı/iddialı renkleri kullanmıştır. Ayrıca kendine özgü bir çizgi ritmi geliştirmiştir. O, Siena sanatını yenilemiş, Floransalı sanatçıların katkılarını özümlemiş bir Gotik resim yapmıştır. Resimlerinde kozmos olarak altın yaldız rengi kullanmaya devam etmiştir.
Elemanlar arası boşluğa daha bir şans tanıdığı, özellikle “Rucellai Madonnası” isimli kompozisyonunda (No. 9) gerek meleklerin arasındaki mesafeyle, gerekse taht ve arkasındaki mesafenin hissettirilmesiyle daha duyarlı, ama doğalcı olmayan bir mekânın izini sürdüğünü açık biçimde ortaya koymaktadır. Fakat meleklerin yüzlerindeki ifade aynılıkları, yanı sıra tahtın gene geriye doğru genişliyor olması, Bizans resim sanatının özellikleri olarak dışa vurulmuştur. Sanatçının doğa atmosferi gösteriminde altın yaldızı hiç çekinmeden devamlılık halinde kullandığına tanık oluyoruz.
“Meryem’in Gömülüşü” kompozisyonunda (No. 10), belki ağaçların var olması bize natüralizmi sunar, fakat gökyüzü altın yaldız rengidir. Oysa bu resmin, ağaçlar ve tepelerin orantı eksikliğine rağmen, kendini doğasallık süreci içinde kabul ettirdiğini görürsünüz.
“Çocukların Öldürülmesi” olayı (No. 11) karşısında yaşanan matemin dışavurumunda ise, duygu anlamında, yeknesaklığın olduğunu kabul ederiz. Hatta burada Meryem’i tutanların başları neredeyse Bizans resminin bir özelliği olaraktan birbirine eşitlenmiştir (İzokefali). Bir de gerçekten altın yaldız renk seçiminde oldukça abartılı bir ton kullanmıştır sanatçı. Duyguları, yüzlerde oluşan jest ve mimiklerle anlatmaya çalışırken bile, duygu-yüz ilişkisinin basma kalıp bir anlayışla değerlendirildiğine tanık olabilirsiniz. Bazı biçimsellikler kompozisyona yüklense bile, genel bir söyleyişle söz konusu biçimlere, henüz bir ruh verilememiştir. Her renk, dönemine göre oldukça bağırır, yani dışavurumcudur. Yine bu sanatçının resimlerinde, bir hareket vardır, ama adına tam bir hareket demek zor gelmektedir. Bu bir tür, “hareketsizlik içindeki hareket” olarak nitelendirilebilir. Duccio resim anlayışında figüratif hareketin yapamadığını, rengin yaptığını ifade edebiliriz ve bu tespitin altını çizebiliriz. Figürasyonu istifleme, Duccio’nun benimsediği bir özelliktir. Bir minyatür zihniyeti ile çalıştığı gerçektir. Bunu, adeta fragmanlaşma sağlamış “Maesta” resimlerinde (No. 12) görürüz. Diapozitif gösterirken, fragmanlar halinde nasıl görüntüler duvara yansırsa ve adeta cansız bir film etkisi yaparsa, işte bunun aynısı, söz konusu Maesta resimlerinde görülür. O nedenle bu resimlerdeki tipik ve tuhaf ani donmuşlukları ve ani çözülmüşlükleri, ancak bu şekilde açıklayabiliriz. (kaynak: http://www.ozkaneroglu.com/)

Oca 062016
 

Caballos_en_libertad_-_Alfred_de_DreuxPierre-Alfred Dedreux ismiyle eserlerini imzalamıştır.  (1810 23 Mart, Paris – 1860, 5 Mart, Paris) Fransız portre sanatçısıdır. Özellikle hayvan konulu, özellikle atlarla ilgili resimleriyle tanınmıştır.

Mimar Pierre-Anne Dedreux (1788-1834)’un tek oğluydu. Annesi Louis Becq deFouquières yazardı. 1815 yılında ailesiyle Roma’ya yerleşmiş ve orada yaşamıştır. Roma’da ailesinin bir arkadaşı olan Théodore Géricault kendisinin ve kızkardeşi Elise’nin portlerini yapmıştır. 1823 yılında amcasının ısrarıyla ressam Pierre-Joseph Dedreux-Dorcy ile çalışmaya başlamıştır. Kısa bir zaman sonra atlı portreleri ile ünlenmiştir. Kral ve  İngiliz aristokrat ailelerin atlı portlerini resmetmiştir.